Navigate / search

İnovasyon Yönetiminde Başarılı olmak için

İnovasyon yönetim sistemi ile ilgili kitabı neden yazıyorum? Siz kitap, yayınlandığı zaman -şimdilik – 420 sayfa olarak uzun uzun okuyacaksınız. Ben burada, çok önemsediğim amaçlarımı özetle vurgulamak istiyorum.

  • ISO-50500 İnovasyon Yönetimi Sistemi Standartlar Serileri’ yayınlandığında, sizlerin hızlıca sistemi kurabileceğiniz bir rehber oluşturmak: Öncelikle; 2015 yılından bu yana içerisinde bulunduğum uluslararası çalışma grubu (ISO/TC-279) ile yazdığımız standartlar hakkında sizleri bilgilendirmek istedim. Böylece; sizlerin, inovasyon yolculuğunuzda yalnız olmadığınızı hissetmenize ve çalışmalarınızın kolaylaşmasına katkı sağlamaktı temel amacım.
  • Ülkemin başarı örneklerini sizlerle paylaşmak: Kitabın içerisinde, uygulama örnekleri ile güzel ülkemizin harika inovasyon liderleri ile tanışın istedim. Böylece; inovasyona dayalı kalkınma modelinin bizlere çok uzak kavramlar olmadığı, biz de yapabiliriz duygusunun yerleşmesine katkı sağlamaktı ikinci amacım.
  • Bizler de inovasyon yapabiliriz, diyerek, motivasyon sağlamak: İnovasyon alanında yayınlanan kitap ve makalelerde hep dünya firmalarının başarı örnekleri, okurken ‘.Nerdeee.! Biz böyle olamayız!..’ duygusu oluşturuyordu. Zorlu bir yolculukta en önemli besin kaynaklarımız; motivasyonumuz ve inaçlarımızdır. Bu kitap ile sizlere biraz olsun kendinize inanarak, motivasyon da vermek istedim. Böylece, sadece batı dünyasının değil bizlerin de başarabileceğine ilişkin bir farkındalığa katkı sağlamaktı üçüncü amacım.
  • Gençlere ulaşarak, onların dünyaya değer katmasını kolaylaştırmak : Gençleri çok önemsiyorum. Çağdaş bilimsel, teknolojik ve yönetimsel bilgilere sadece google üzerinden veya sosyal medya üzerinden erişmelerine gönlüm razı olmuyor. Kitap okuma, düşünme, deneyimleme ve değerlendirme yetkinliklerine de katkı sağlamak istedim. Kaynak olarak başvurabilecekleri bir kitap ile onlara da erişerek, gençlerin; hem akademik hem iş hayatlarına; inovasyon ile değer katmalarına katkı sağlamışta olmayı arzuladım.
  • Kendi kavramsal modellerimi, sizlerin değerlendirmelerine ve tartışmalarına sunmak: Kitabın içerisinde, benim bizzat geliştirdiğim ve çalışmalarımda kullandığım 5 metod (Rotokrasi, AIM, IFRA, Bütünsel Teknik, Fikir Dengesi) önerisi ve çok sayıda kavram önerilerim var. Kavramlar ve metodlar, ancak yaygın olarak kullanılıp, işe yaradığında ve istenilen sonuçları almaya katkı sağladığında bir anlam ifade edebilir. Ben de; bu kitap içerisinde sizlerin değerlendirmesine önerilerimi sunarak, yönetim bilimleri alanında belki de bir katkı sağlayabilecektim.
  • Bilim Kızları projemi hayata geçirerek, sürdürülebilir kılmak için kaynak yaratmak: Ülkemin inovasyona dayalı kalkınma modeline geçmesine rehberlik edecek böyle bir kitabın bence önemli bir çıktısı da, kitabın fikri haklar gelirinin Bilim Kızları projesine aktarılacak olması ve böylece bilim ve teknolojide gelişmeye de olanak yaratmasıdır. Akıllı ve azimli ancak ekonomik durumu elvermediği veya çevresel etkilerle, vizyon sapması yaşayan ve eğitim hayatını sürdürmekte zorlanan bir kızımızın daha bilim yolunda kariyer yapmasına katkı sağlayarak, uzun dönemli sürdürülebilir kalkınmamızda bir başka ihtiyacımıza bir nebze de olsa faydam olabilecekti.

Sizlerin sayesinde, bu amaçlarıma, umarım ulaşabilirim. Kurumsal tavsiyelerime geçmeden önce, naçizane; davranışsal ve kavramsal  anlayışa yönelik olarak ilkesel tavsiyelerimi sıralamak istiyorum.

  • İnovasyon hayata değer katmaktır. Gerçek değerler ile sahte sonuçları birbiri ile karıştırmayın. Sahte sonuçlar, hemen üretilen ve tüketilen şeylerden oluşur. Çitlikbank misali kandıravisyon yapmanızın hiçbir değeri yoktur. Gerçek değer, hemen üretilemez, emek ve kararlılık ile zaman ve sabır ister. Değer katanlar ile değeri tüketenler birbirinden tamamen farklıdır. Değer katanlar, daha büyük bir pasta nasıl yapabilirim diye çalışırlar. Değeri tükentenler ise, daha büyük bir dilimi nasıl yerim diye düşünürler. Eğer siz inovasyona gönül verenlerden iseniz, emin olunki değer katanlardansınız.
  • İnovasyon bir maratondur. Uzun solukluluk ve dayanılıklılık gerektirir. Tek bir başarılı sonuç elde edebilmeniz için binlerce deneyi çöpe atmayı göze alabilmelisiniz. Çözmek istediğiniz problem; hedef sektörünüz ile sinir sisteminiz arasında yaşanan bir mücadeledir. Bu mücadeleye nefesinizin yetmesi gerekir. Bunu bilerek yola hazırlıklı çıkmalısınız.
  • Doğa hızı sevmez. İnovasyon ile dönüşüm sağlamak istiyor iseniz, başta kendiniz olmak üzere, her şeyin dönüşebilmesi için zaman gereklidir. Değişimden bahsetmiyorum. Dönüşüm; tırtılın kelebeğe dönüşmesi gibidir. Aynı gen yapısı ile tamamen farklı bir hayata götürür sizi. Hiç bir değişimde zamanı gelmeden gerçekleşmez. Başaramadığınız zaman üzülmeyin, demekki henüz zamanı gelmemiş.
  • Deneyim tarihten değerlidir. Geçmişin bilgisine dayanarak, geleceği nasıl oluşturabiliriz? Bilinene dayanarak, bilinmeyenin özelliklerini nasıl anlayabiliriz? Gözlemlenmiş olgulara dayanarak yaptığımız genellemeler bizi yanıltır. Geçmişe ilişkin verilerden çok fazla şey öğrenebiliriz. Ancak, öyle zamanlar vardır ki, çok sayıda veri hiç bir anlam ifade etmez. Sadece tek bir bilgi, deneyim bilgisi son derece anlamlı olabilir. Kısaca, dikiz aynasına bakarak, geleceğe doğru yolculuk yapamayız.
  • Bilgi ve bilgelik farklı şeylerdir. İnovasyonda sürdürülebilir başarı için bilgelik kazanmanız gereklidir. Benim bilgelik tanımım; bilginin genlerinize işlemesi ve hiçbir kaynağa başvurmadan bir başkasına öğretebilecek kadar konuya hakim olmanızdır. Bu kitabı veya benzer her türlü kitabı, makaleyi okuyarak sadece bilgi edinebilirsiniz. Deneyimlemeden öğrenmiş olmazsınız. Öğrenmediğiniz zaman ise, bilge olamazsınız. Bilgelik bizzat yaparak ve hatta; hata yaparak kazanılır. Kendinize ve ekiplerinize hata yapma şansı verin.
  • Basit olan, gerçekte en zor olandır. İnvovasyonda sürdürülebilir bir başarı için basitleşin. İnovasyon yönetim sisteminizde; örgütlenme biçiminiz ile değer üretme süreçlerinizde basitleşin. Liderlerin kabusu; basit olursa kendilerine ihtiyaç kalmayacağını düşünmelerinden gelir. Emin olun korkacak bir şey yok. Zaten temelde amacımız bize ihtiyaç duyulmaması değil mi?
  • İşini seven insanlarla çalışın. Herkesin sevdiği işi yapma hakkı vardır. Bırakınız o haklarını kullansınlar. Çoğulcu cehalet, işlerini sevmeleri için sizin bir şeyler (motivasyon programları, zam, ödül, alkış v.b) yapmanızı bekler ve öğütler. İşini sevmeyen, kendisini sevmiyor olabilir. Siz problemlere çözüm üretmek, hayata değer katmak için değer katanlardan olmayı seçtiniz. Nasıl değeri tüketen ve bu sebeple kendini sevmeyen insanlara motivasyon verebilirsiniz ki? Bir psikolog veya psikiayatıra yönlendirmek daha radikal ve yapıcı bir çözüm olacaktır.

Sözlerimi; kurumsal anlamda; sürdürülebilir inovasyon yönetim başarı reçetesini özetleyerek, kurumsal sözlerle bitirmek istiyorum. Siz inovasyon liderleri, ortamı veya inovasyon ekosistemini oluşturmak olarak da özetleyebileceğimiz; aşağıdaki 2 temel şeyi yaparsanız, başaracağınıza emin olun.

  • İnovasyon kültürü oluşturmak
    • Kararlı ve vizyoner liderlik
    • Değerlendirilmiş risk almayı desteklemek ve riskleri yönetmek
    • İşbirliğine ve yeni fikirlere açık olmak
  • Yönetim sistemi kurmak
    • Kapsamınızı, mevcut yapınızı değerlendirmek
    • İnovasyon vizyon, politika ve stratejinizi belirlemek
    • İnovasyon sisteminizi ve süreçlerinizi yapılandırmak
    • İnovasyon yönetimine olanak sağlayan kaynakları temin etmek
    • Performansınızı düzenli olarak değerlendirmek ve sürekli iyileştirmek

Başarı dileklerimle,

 

Müjgan ÇETİN, Eylül 2018

Not: Kitabımdan alınmış bütün bölümlerin fikri hakları tarafımdan tescil ettirilmiştir. Ancak referans vererek kullanabilirsiniz.

İnovasyon Yönetimi Değerleme (Assesment) Metodolojileri

İnovasyon çalışmalarına başlamadan önce mevcut durumu ölçüp değerlendirmek ve ne yapılacağına hangi hedeflere hangi startejiler ile koşulacağına karar vermek gerekmektedir.

‘Assesment’ kavramını ben ‘Değerleme’ olarak kullanmak istiyorum. Değerlendirmeden farklı olarak, değerleme kavramının mümkünse ölçülebilir, göreceli de olsa yer belirleme amacı taşınıdığını düşünüyorum.

2015 den bu yana ISO (International Standardization Ofice) ISO-TC 279 WG’un Türkiye delegesi olarak ISO-50500 serisi İnovasyon Yönetimi Standartı çalışmalarına katılıyorum. 4 çalışma grubu içerisinde WG-4 deki arkadaşlarım ile önemli bir standart olarak da ‘ISO-50502 Innovation Management Assesment’ standartının hazırlanmasında bizzat çalışıyorum. Bu ek standart bir kılavuz niteliğinde olacak, bu değerlendirmeyi nasıl yapacağınızı anlatacak ve 2019 başında yayınlanarak kullanımıza açılacaktır. Ayrıca, içerisinde yer aldığım WG-1 ile de ISO-50501 İnovasyon Yönetim sistemi – şartlar[1] standartında bu değerlendimeyi nasıl yapmanızı beklediğimizi yazıyoruz. Öncelikle şartlar olarak beklediğimiz konuları anlatıp, sonrasında değerlendirmeyi nasıl yapacağınızı anlatacağım.

Madde 5’de lidere görev ataması yapıyoruz. Planlanan aralıklarla değerlendirmeyi ve inovasyon yönetim sisteminin sürekli iyileştirilmesini teşvik etmesini istiyoruz. Yani liderinizin temel görevlerinden biri de, düzenli biçimde bir değerlendirme yaparak sistemi iyileştirmek.

Madde 9’da Performans değerlendirme maddesinde ise; ‘Kuruluş, inovasyon performansını ve inovasyon yönetim sisteminin etkinliğini ve verimliliğini düzenli olarak analiz etmeli ve değerlendirmelidir.’ diyerek, bu değerlendirmenin, kurumsal bir yapıya kavuşmasını istiyoruz. Analiz ve değerlendirmenin sıklığı, kullanılan araç ve yöntemlerin yanı sıra, organizasyonun içeriğine ve yenilik performansını daha da iyileştirme hedefine bağlı olabilir. Analiz ve değerlendirme yaparken ise dikkate almanızı önereceğim konular:

  1. inovasyon stratejisi ve örgütün hedefleri ile inovasyon faaliyetlerinin sonuçları;
  2. İnovasyon yönetim sisteminin unsurları, süreçler ve portföyler dahil olmak üzere etkileşimleri
  3. İnovasyon kapsamınızın, liderlik ile taahhüt ettiğiniz vizyon ve politikaların, gerçekleştirdiğiniz eylemlerin etkinliğin; İnovasyona ayırdığınız kaynağın etkinliğinin ; hem başarılardan hem de başarısızlıklardan neler öğrendiğinize ilişkin çıktıların; inovasyon yönetim sisteminin iyileştirilmesi ihtiyacına ilişkin değerlendirmeler
  4. Toplanan verilerin doğru, eksiksiz, tutarlı ve gizliliğe saygı gösterilmesini sağlanması
  5. Değerlendirme sonuçlarının kanıtı olarak uygun belgelenmiş bilgilerin koruması

Bu ISO-50502 İnovasyon Yönetim sistemi değerlendirme (Innovation Management System Assesment)[2] standartını yazmaktaki amacımız; kuruluşların inovasyon yönetimindeki gelecekte yapacakları gelişmelerine katkı sağlayacak şekilde nasıl değerlendirme yapacakları sorusunu cevaplandırmaktır. Amacımız; bu alanda çok sayıda var olan değerlendirme araç ve metodlarını listelemek değil, bu değerlendirme metodlarını nasıl seçip belirleyeceklerini, nasıl uygulayacaklarını ve sonuçları nasıl değerlendirip kullanacakları konularında açıklamalarda bulunmaktır.

Avrupa Birliği (AB), Avrupa’nın araştırma ve teknoloji geliştirme kapasitesini güçlendirmek, üniversite-sanayi işbirliğini teşvik etmek, AB üye ülkeleri, AB aday ülkeleri ve AB’nin işbirliği yaptığı diğer ülkeler ile AB politikalarına ilişkin farklı alanlarda işbirliğini geliştirmek amacıyla, 1984 yılında Çerçeve Programlarını başlatmıştır. 6 yıl süren dönemler ve giderek artan bütçeler ile küçük bireysel araştırmalar yerine, çok ortaklı ve büyük araştırmaları destekleyerek, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya’nın teknolojik üstünlüğü yakalanmak istenmiştir. 2014-2020 yılları dönemi için HORİZON2020 adı ile başlatılan bu destekleme programlarında bütçe 80 Milyar Euro’ya çıkartılmıştır. Türkiye 2002 yılında 6 çerçeve programına katılım payını ödeyerek TUBİTAK ile katılmıştır. Programlara başvuran sayısı az olunca, TUBİTAK 2004 de Türkiye’de kuruluşların inovasyon yetkinliğini ölçerek, daha çok proje desteği alabilecek şekilde kuruluşların katılımını sağlamak için ne gibi stratejiler geliştirebileceğini tespit etmek amacı ile 2004 yılında İnovasyon Yetkinlik değerlendirmesi amacı ile AB-6 çerçeve desteği ile TR-Axcess projesini başlatmıştır. Bu proje kapsamında eğitim alarak, Türkiye’deki 100 kuruluşun yetkinliğini ölçerek, politikalar geliştirilmesi amacıyla arkadaşlarımla çalışmalara katılmıştım. 2004 yılında TUBİTAK Avrupa Birliği’nin çerçeve programlarına katılabilme yetkinliğini değerlendirmek amacı ile benim de içerisinde olduğum 5 danışmanı Oxford üniversitesinden innovation değerleme eğitimi aldırarak, TUBİTAK’dan sanayi desteği alan 100 firma için bu değerlemeyi yapmıştı. Bu çalışmanın içerisinde SETAŞ, A.Ş., Kale Kalıp, EFES Pilsen, ASSAN, ASAŞ, Altıparmak A.Ş., Kraftek, İnvenoa, Elsim, Örsan Brode, Doruk Otomasyon, Simbiyotek A.Ş., Akdata Yazılım, Efes Yazılım, Bilgi Elektronik, Seger A.Ş., Oyman Makine, SETA, GBL Gül Laboratuvarı vb  kuruluşun Inovasyon yönetimi değerlemesi yapılarak, TUBİTAK’a AB-7 Çerçeve programında daha çok sayıda kuruluşumuzun yer alması için önerilerimiz sunulmuştu. Bu değerleme metodoloji 2004 yılında ANİMATE[3] isimli metodoloji şimdilerde ise başka isimlerle sunulmakta.

Tim Kastelle’ nin [4] açıkladığı şekilde; inovasyon projelerinizde bir çok adımda yolculuk yapmak zorundasınız ve yapabileceğiniz birçok farklı yol var. Bu modelde; iki artan  boyut var. Yatay eksende inovasyona artan bağlılık olup, yenilikleri desteklemek ve geliştirmek için sistemlerin yerleştirilmesi ve zaman, para ve diğer kaynakların yenilikçiliğe açık bir şekilde tahsis edilmesi gibi şeyleri içerebilir. Bu inovasyon girdilerini ölçer. Dikey eksene geçmek, inovasyon yeterliliğinde bir artış gösterir – temel olarak yeni fikirleri üretme ve başarılı bir şekilde yürütme yeteneği. Bu yenilik çıktılarını ölçer. Çözmeniz gereken sorunun arttırımsal mı, radikal mı inovasyon gerektirip gerektirmediğini analiz etmeniz için bu metodu öneriyorum. Her kutunun kısa bir açıklaması aşağıda verilmiştir.

  • Yenilikçilik Yeteneği Yok: Bu firmalar yenilik yapmıyor. Bu mutlaka kötü değildir. Stabil endüstrilerde güçlü pozisyonları varsa başarılı olabilirler veya ortalama performans gösterenler veya başka durumlarda mücadele edebilirler. Sanırım hepimiz bu kategorinin örneklerini düşünebiliriz.
  • İnovasyon Hakkında Düşünmek: Bu kategorideki firmalar inovasyonun önemi hakkında konuşmaya başlıyor. Onu temel değerler listesine ekleyebilirler veya konuşmaya başlayan bir CEO’ya sahip olabilirler. Farkındalık ve bağlılıktaki bu artıştan bağımsız olarak, bunlar hala çok iyi değildir. Bu genellikle kuruluşların inovasyonu iyileştirmeye çalıştığı ilk adımdır.
  • Konuş ama birşey yapma: Kendini açıklayıcı bir kategoridir. Resmi yenilik programları, zaman ve kaynak taahhüdü, vb. konularda konuşuyorlar. Ama onlar aslında fikirleri yürütmekte hala kötüler. Düşüncelere, kötü bir seçim sürecine aşırı odaklanabilirler ya da yürütmede çok iyi olmayabilirler.
  • Kasıtsız Yenilikçiler: Bunlar, başka bir isim altında yenilik yapan firmalar olabilir – bu yüzden süreç iyileştirmelerinde sürekli iyileştirme ya da yalın program aracılığıyla gerçekten iyi olabilirler. Fikirleri makul ölçüde iyi bir şekilde yürütebilirler, ancak destekleyecek herhangi bir yapıya sahip değildirler, aynı zamanda yenilikçi olduklarını da düşünmezler.
  • Her şeyde Ortalama: Bu firmaların inovasyonu desteklemek için bazı yapıları var ve bunu yaparken daha iyi hale geliyorlar.
  • Potansiyel Yıldızlar: Yenilik yapmakta iyidir ve daha fazla kaynağa sahip olmak için daha fazla kaynak yaratmaktadırlar. İnovasyona üst düzey bağlılık, yerinde iyi süreçler ve inovasyon için özel kaynakları var. Yeni fikirler yürütmek ve son derece iyi olma potansiyeline sahip olmak için makul derecede iyidirler.
  • Bilinçsiz Yıldızlar: Bu firmalar yeni fikirleri üretme ve hayata geçirme konusunda oldukça beceriklidirler. Bu kategoride KOBi ve hizmet sektörü daha fazla yer alır. Fikir üretmek için çok fazla yapıya ya da kaynağa ihtiyaç duymayabilirler, bu yüzden bunu gerçekten inovasyon olarak düşünmezler.
  • Zahmetsiz Yenilikçiler: İnovasyonu yönetmeyi düşünen firmalardır ve bunlar çok iyidir. Büyük miktarda kaynak batırlar, ama bilinçli olarak yenilik yapmaya çalışırlar.
  • İnovatörler: Bu firmalarda yenilik, kültüre derinden gömülüdür – her şey yenilikçiliğe yöneliktir.

Bu analizi, öz değerlendirme yapmak için kaba bir mevcut durum analizi amacıyla kullanabilirsiniz. Kendinizi nereye konumlandırıyorsunuz? Inovasyon yönetimi değerleme (IMA- Innovation Management Assesment) çalışması için kullanabileceğiniz değişik yaklaşımlar mevcuttur. Bu yaklaşımlar doygunluk veya kıyaslama modeli içerirler. Doygunluk modelleri, düşük-orta-ileri v.b seviyeleri tespit etmek için oluşturulmuştur. Kıyaslama modelleri ise, performansınızı diğer kuruluşlar, büyüklükler (çalışan, ciro v.b) ülkeler, sektörler v.b bazda sizlere bulunduğunuz durumu raporlar. Bu tip modellerde kuruluşunuzun rekabetçiliğini içinde bulunduğunuz sektör veya pazar açısından doğru değerlendirmek için daha faydalı olacaktır. IMA metod ve araçları, kısa bir kaç soru şeklinde olabileceği gibi detaylı araştırmalar yapmanıza olanak sağlayacak derinlemesine çalışmalar da içerebilir. Hangi yöntemi tercih edeceğiniz size kalmış olmasına rağmen, derinlemesine yapılacak çalışmaların yoğun bilgi gerektirdiğini unutmayın. IMA çalışmasının süresini planlar iken, kuruluşunuzun büyüklüğünü de düşünmelisiniz. Son zamanlarda hayata geçrilen web tabanlı çözümler; ön hazırlığınızı detaylı yaparsanız size hızlıca sonuç verecektir. Yine aynı şekilde, IMA’yı kendiniz gerçekleştirebileceğiniz gibi, bu alanda uzman danışmanlık kuruluşların da da hizmet alabilirsiniz. Değerlendirme sonuçlarını, bulunduğunuz doygunluk seviyesi veya kıyaslamayı göstercek şekilde değişik gösterimlerle (histogram, doygunluk gridleri, örümcek diyagramı, kıyaslama diyagramları v.b) raporlar alabilirsiniz.

Peki, ülkemiz bu değerleme çalışmalarında neler yapıyor? 2004 den bu yana, bu konudaki çalışmaların içerisinde olduğum için izledim veya katıldım. Bu sebeple, bu değerleme metodolojilerine örnekler vermek istiyorum. Bu amacımın sebebi, yerli çözümlerimizin çoğalması ve ülkemiz kuruluşlarının bu yerli çözümler ile değerlemelerini yapmalarıdır. Hem bilgi güvenliği hem ulusal stratejiler için yerli çözümlerin kullanılmasını özellikle önemsiyorum.

Bunlardan ilki; Ankara Kalkınma Ajansı destekli BİTAV’ın yürüttüğü ‘PROYEN Projesi’ [5]kapsamında ODTÜ Teknokent’ te yer alan kuruluşların teknolojik yeteneği değerlendirilmişir.

İçerisinde yer aldığım diğer çalışma ise; BUSİAD (Bursa Sanayi ve İş Adamları Derneği) ın BURSA YENİLEŞİM ÖDÜLÜ[6] çalışmasıdır. BUSİAD 2 yılda bir Bursa kuruluşlarını değerlendirmekte ve Inovasyon alanında bu değerlemeye gore ödüller vererek, inovasyonu teşvik etmektedir. 2017 yılında başdeğerlendirici olarak değerlendirici arkadaşlarıma eğitim vererek, MAYSAN MANDO, YEŞİM TEKSTİL ve AKTAŞ HOLDİNG’i ödüllerndirdik. BUSİAD sayfasından detayları inceleyebilirsiniz.

Bu konuda kalkınma ajansları, Sivil Toplum Kuruluşları ve bazı üniversiteler de çalışmalar yapmışlardır. Bunlardan biri, ÜSİMP Üyesi Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EÜ. EBİLTEM-TTO) tarafından 2007 yılından itibaren yürütmüş olduğu ulusal ve uluslararası projeler ile geliştirilmiş olan ‘ÜSİMP İnovasyosyon Karnesi’ çözümüdür. Adana ÜSAM’ın da katkıları ile ülkemize özgü bir hale getirerek bugünkü haline getirilmiş ve ÜSİMP’e[7] lisanslanmıştır. ÜSİMP İnovasyon Karnesi, uluslararası örneklerden de yararlanılarak ülkemizdeki firmaların Ar-Ge ve inovasyon konularında kendi kendilerini değerlendirebilecekleri, ilgili konulardaki toplam 24 parametre ile mevcut durumlarını görebilecekleri bir “inovasyon özdeğerlendirme” çalışmasıdır. ÜSİMP İnovasyon Karnesi, ÜSİMP Üyesi kuruluşlar üzerinden firmalara ücretsiz olarak verilmektedir. Bu nedenle ÜSİMP İnovasyon Karnesi hizmetinden yararlanmak isteyen firmalar ÜSİMP üyesi kuruluşlar ile temas ederek bu çalışmaya katılabilmektedirler. Herhangi bir ÜSİMP üyesi üzerinden gelmeyen başvurular doğrudan ÜSİMP Yönetim tarafından yürütülecektir.

Doğu Marmara Kalkınma Ajansı KOBİ’lerinin inovasyon kapasitesinin geliştirilmesi gerçekleştirilen “InnoTEAM Yarışması” açarak 2017 de öncelikler bu ölçme değerlendirmeyi yapmıştır.  İnovasyon Yönetimi Değerlendirme Anketi’ni (AToMIC)[8] adını verdiği yöntemi kullanmıştır. Bu yöntem IMProve methodolojisinin neredeyse birebir benzeridir. Ben neden sanki kendi yöntemleri gibi referans vermeden kullandıklarını bilmiyerek, kınıyorum.

Dünya örneklerine bakarsak; öncelikle devletlerin yaptığı çalışmalardan örnek vermek istiyorum. Innovation Scoring[9] isimli, bu değerlendirme, süreç bazlı olup web tabanlı anketler aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Portekiz devletinin hazırladığı değerlendirme sayfasıdır. Kuruluşların öz değerlendirme yapmasına olanak sağlayacak şekilde, kriterler bazında sorular sorulmakta ve kuruluşlara özdeğerlendirme yapma imkanı tanınmaktadır.

Avrupa Birliği’nin Joit Research Center’ın 2015 yılında hazırladığı raporda ‘İnovasyon Radar’ı değerlendirme methodolojisi ile, Avupa Birliği’nin desteklediği proje ve programların ne kadar inovatif olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu methodolojide inovasyonun kendisi ve inovatör değerlendirilmektedir. Bu kriterler;  Pazar potansiyeli, inovasyonun hazırlığını, inovasyon yönetimini ölçmektedir. Değerlendirme methodolojiler süreç bazlı ve kültür bazlı iki kategoriye ayrılarak incelenmiştir.[10]

Tabi, danışmanlık kuruluşları da verecekleri hizmetler öncesi bu değerleme çalışmasını yapmaktadırlar. Bunlar içerisinde, kuruluşlarda inovasyonun değerlemesi konusunda ELMAS (Diamond) modeli sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Model, sürdürülebilir inovasyon için beş temel kriterin gerekli olduğun kabulune dayanır ve bu kriterlere odaklanır. Bunlar; strateji, süreç, organizasyon, işbirlikleri ve kurumsal öğrenme kriterleridir.[11]

Bir başka model ise İNOVASYON HUNİSİ dir. Bu modelde inovasyon süreci birden fazla inovatif fikirle başlar ve ayıklanarak şekillendirilir ve uygulamaya geçirilir.

TIM Foundation[12], inovasyon doygunluk modeli adını verdiği bir model ile, ölçme ve değerlendirme yapmaktadır. Her bir model de ortak olan; inovasyon stratejisi, liderlik, kültür, kaynakların kullanımı ve yönlendirilmesi, süreçler, izleme-değerlendirme sistemleri, sürekli gelişme ve inovasyon sonuçları başlıklarıdır.

Bir başka model de InnoSurvey adı altında kullanıcılara sunulmaktadır. [13] Bu değerlendirmede 360 derece analiz yaklaşımı ile, hem kalitatif hem de kantitatif karşılaştırmalı değerlendirme yapmaktadır.

Avrupa Birliği, ar-ge ve inovasyon projelerine hibe verme programı kapsamında, 2006 yılında, 6th Çerçeve Programı ile inovasyon yönetimini ölçmek ve değerlendirmek istemiş ve bu konuda bir projeye fon sağlamıştır. 6 yıl süren IMP3rove Methodu[14] olarak adlandırılan AT-Kearney ‘in liderlik ettiği çok katılımlı bir proje ekibi, 2012 yılında projeyi başarı ile sonuçlandırmıştır. Avrupa Birliği bu metodolojiyi, 2013 yılında teknik spesifikasyon haline getirerek CEN/TS 16555:2013 İnovasyon Yönetimi Standartı adı altında yayınlamıştır. IMP3rove  metodolojisi, Türkiye’de TIM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) tarafından da kabul görerek, 2014 yılından itibaren INOVALIG adı altında düzenlenen bir inovasyon yarışmasında öz değerlendirme modeli olarak kullanılmaktadır. TSE; 2013 Aralık ayında bu teknik spesifikasyonu kabul ederek, web sitesinde duyurmuştur.  Aynı zamanda; 2014 yılında Avrupa Birliği HORİZON 2020 programı içerisinde, KOBİ kuruluşlarının inovasyon çalışmalarına hibe vermek amacıyla devreye alınan KOBİ Araçları (SME Instrument) programı tarafından da CEN/TS 16555, desteklerden faydalanma aracı olarak kabul edilmiştir.[15]

Ben içerisinde olduğum çalışma grubu ile birlikte 2015 yılından itibaren yazdığımız ISO-50502 numaralı standarttaki yaklaşımlarımızı ve size kılavuzluk edecek bilgileri detaylı olarak anlatmak istiyorum.İnovasyon yönetimi değerlendirme çalışmasına başlamadan önce, değerlendirme amacı, kullanılacak yaklaşım açıklığa kavuşturularak, elde edilen sonuca uygun şekilde değişime hazır olmak konusunda stratejik niyeti netleştirilmelidir. Bu değerlendirmeyi yapmadan önce aşağıdaki soruları kendinize sormalı ve cevaplarınızı netleştirmelisiniz.

  • İnovasyon yönetimi değerlendirmesi (IMA-Innovation Management Assesment) kuruluş vizyon ve stratejilerimle ne kadar uyumlu?
  • İnovasyon stratejim var mı ve bu stratejimden çalışanlarım ne kadar haberdar?
  • Kuruluşumu yenilikçi bir hale getirebilmem için nelere ihtiyacım var?
  • İnovasyon yönetimi yeteneklerim ve performansım ne durumda olduğunu biliyor muyum?
  • İnovasyon yönetim sistemimi kuracak mıyım?
  • Değerlendirme sonuçlarını nasıl kullanacağım? Beklentilerim neler?
  • Sonrasında ne yapmayı planlıyorum?

Bu vereceğiniz cevaplara göre, bu değerlendirme çalışmasını kendiniz mi yapacaksınız, yoksa profesyonel uzmanlardan mı destek alacağınızı belirlemelisiniz. Bu belirlemeyi yaptıktan sonra, bütçenizi ve değerleme proje planınız hazırlamalısınız. Bu değerleme çalışması için ihtiyacınız olabilecek veri ve bilgileri tanımlar iseniz, değerleme çalışması hızlıca sonuçlanabilir. Yine de, ciddi bir değerleme yapmak istiyor iseniz, 3 ay dan daha kısa sürmediğini unutmayın lütfen. Bütün bu hazırlık çalışmaları, inovasyon yönetim sisteminin değerlemesi, bulunduğuz aşamayı belirlemek, sonrasında neler yapmanız gerektiğini planlamak için zorunludur.

Genel olarak, inovasyon yönetiminde bulunulan aşamaları 4 seviyeli olarak tanımladık. Bunlar;

  • Birinci seviye : İnovasyon çalışmalarının reaktif olarak ortaya çıktığı ve plansız anlık kararlar ile faaliyetlerin gerçekleştiği durumu tanımlar
  • İkinci seviye : İnovasyon çalışmalarının tanımlı bir süreç içerisinde gerçekleştiği ve daha çok ürün çıktısı üzerine odaklanmış durumdur. TUBİTAK adına 2004 yılında ülkemizde 100 kuruluşta yaptığımız değerlendirme çalışmasında, ülkemizdeki kuruluşların ağırlıklı olarak bu seviyede olduğunu tespit etmiştik. Tabi aradan geçen 15 yıldan fazla zamanda daha iyi sonuçlar alınabileceğini düşünmek istiyorum.
  • Üçüncü seviye : İnovasyon çalışmalarının herkes tarafından bilinen ve yönetilen, performansı takip edilen, paydaşlarla birlikte organizasyonun ilişki içerisinde yürütülen durumdur. Özellikle ar-ge merkezi kuran kuruluşların artması ile ülkemizin bu seviyelerde bir performans sergilediğini söyleyebilirim.
  • Dördüncü seviye : Tamamiyle inovasyon yönetim sisteminin kurulmuş olduğu, inovasyon stratejileri ve hedefleri ile yönetildiği durumdur. İnovasyon organizasyonu ve kültürü, bilişim ve iletişim teknolojilerinin yoğun kullanıldığı, inovasyon protfolyosu ile projelerin yönetildiği, kritik başarı faktörlerinin tanımlı olduğu, diğer yönetim sistemleri ve dış paydaşlarla ile entegre çalışan bir sistemden bahsediyoruz demektir.

İnovasyon yönetimi değerlendirme raporlarının aşağıdaki başlıklarda organizasyonunuzun mevcut durumunu gösterecek şekilde, güçlü yönlerinizi ve sektör-pazara göre boşluğu (gap) göstermesini öneriyoruz. Bu başlıklar;

  • İnovasyon stratejisi
  • İnovasyon kültürü
  • İnovasyon organizasyonu ve süreçleri
  • İnovasyonu geliştiren faktörler (Fikri haklar yönetimi, proje yönetimi, teknoloji v.b)
  • İnovasyon sonuçlarınız

Elde ettiğiniz değerleme raporuna göre, kuruluşunuz için aşağıdakileri yapabilirsiniz.

  • Önceki raporlar ile karşlaştırma yaparak hangi alanda ne kadar ilerlediğinizi görebilirsiniz.
  • İnovasyon hedef ve stratejilerinizi gözden geçirip, performansınızı arttıracak konulara odaklanabilirsiniz
  • Hangi alanlarda dış kaynak, danışmanlı, paydaş v.b kullanmanız gerektiğini belirleyebilirsiniz.
  • Hangi faaliyetleri çalışanlarınız veya danışmanlık desteği ile hayata geçireceğinizi belirleyebilirsiniz.
  • Proje planlama, izleme ve değerlendirme sistemi ile performansınızı daha etkin izleyip, yönetebilirsiniz
  • Kuruluşunuz içindeki iletişiminizi ortak bir zemin üzerinde yapabilir ve ortak bir terminoloji ile performanızı izleyebilir hale gelebilirsiniz.

 

Sizlerin de kendiniz adına tespit ettiğiniz yöntemler var ise benimle paylaşmayı unutmayın lütfen…

Müjgan ÇETİN, Ağustos 2018, İstanbul

Not: Fikri hakları tescil ettirilmiştir. Lütfen kaynak göstererek kullanınız.

[1] ISO-50501 Innovation Management System Standart – Guidelines, 2018

[2] ISO-50502 İnovasyon Yönetim sistemi değerlendirme (Innovation Management System Assesment), 2018

[3] Oxford Innovation web site: https://innovation.ox.ac.uk/

[4] TIM Kastelle web sitesi : http://timkastelle.org/blog/2010/11/the-innovation-matrix/

[5] BİTAV PROYEN web sitesi : http://www.bitav.org.tr/TR/Genel/Bitav17a2.html?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF7D8EF526A64E6047

[6] BUSİAD web sitesi : http://www.bursayenilesimodulu.org/

[7] ÜSİMP web sitesi : https://usimpinovasyonkarnesi.com.tr/

[8] MARKA web sitesi http://innoteam.marka.org.tr/

[9] Portekiz hükümeti web sitesi : http://www.innovationscoring.org/

[10] Giuditta De Prato, Daniel Nepelski, Innovation Radar:Identifying Innovations and Innovators with High Potential in ICT FP7, CIP & H2020 Projects, Joint Research Center, Luxembourg: Publications Office of the European Union, 2015

[11] D. Gamal, S. Tarek , N. Elrayyes, How to measure organizastio innovativeness an overview of innovation measurement frameworks and innovation audit / manageent tools, Egyptinnovate, 2011

[12] TIM Faundation web sitesi : http://timfoundation.org/innovation-maturity-model/

[13] Innovation 360 Group web sitesi : http://innovation360group.com/innochannels/

[14] IMProve Academy web sitesi : https://www.improve-innovation.eu/about/our-story/

[15] Müjgan Çetin, İnovasyon Yönetimi Standartı, ITÜ, UAS 2016, 4 Sanayi devrimi, Bildiri kitabı sayfa 328-335, 2016

İnovasyon Yönetiminde Organizasyon Yapısı ve ROTOKRASİ Modelim

İnovasyon yönetim sisteminin şartlarından biri de tabi ki organizasyonel yapının tanımlanmış olmasıdır. İnovasyon hedeflerini gerçekleştirmek ve inovasyon yönetim sisteminin etkinliğini sağlamak için uygun organizasyon yapısının kurulması, uygun kişilerin atanması ve bu rol yapısının organizasyon içerisinde iletilmesi ve anlaşılmasının sağlanması sorumluluğu, üst yönetimdedir. İnovasyon yönetim sisteminin bütünlüğünün muhafaza etmesini ve inovasyon süreçlerinin uyarlanabilir olmasını sağlamak ve amaçlanan çıktılara erişmek liderin sorumluluğundadır. Her kuruluş, kendi kültürel yapısına uygun rol dağıtımını gerçekleştirebilir. Mevcut roller içerisinde, herkese inovasyon projelerine katılma, gerçekleşirme sorumluluğu verebileceği gibi herkesi sorumlu tutan bir yaklaşım tercih edebilir. Ancak, yeniliği destekleyen bir kültürünü ve inovasyon ile yaratılacak değerin üzerine odaklanmayı teşvik etmek,  yenilik portföylerini yönetmek, inovasyon projelerini başlatmak ve kuruluşa inovasyon alanında koçluk yapmak, inovasyon projelerine ilişkin ekipleri kurmak, inovasyon stratejilerini izlemek ve değerlendirmek için ayrı bölümler de oluşturabilir.

Çok uzun zamandır bilinen organizasyonlar ile bilinmeyene yolculuk edemiyeceğimizin farkındaydım. Ancak, ufkumu açan David Eagleman’ın BEYİN SENİN HİKAYEN’[1] isimli kitabı oldu. Doğadan öğrenme yöntemi ile beyinimizi o kadar güzel anlatıyor ki; okumanızı öneriririm. İnsan Bilincini anlamak için, beynin bileşenlerinin nasıl etkileşim kurduğunu anlamak lazım diyor.

Eğer basit parçaların kendilerinden büyük bir şeyi nasıl ortaya çıkarabildiğini görmek istiyor isek, en yakındaki karınca yuvasından öteye bakmak lazımdır. Yaprak kesici karıncalar, kendi besinlerini kendileri yetiştirirler. Karıncalardan bazıları  taze bitkiler aramak üzere yuvadan çıkar ve bulduklarında da bitkiden ısırdıkları büyük parçaları yüklenerek yuvaya taşırlar. Ancak karıncalar bu yaprakları yemezler. Daha küçük işçi karıncalar, yaprak parçalarını alır ve çiğneyerek küçük parçalara böldükten sonra, bunları büyük yerlatı bahçelerinde mantarlara gübre olarak kullanırlar. Bu şekilde beslemiş oldukları mantar ise; karıncaların daha sonra yiyeceği spor üretici küçük tomurcuklar oluştururlar. Koloni, olağanüstü başarılara imza atsa da her karıncanın tek başına yaptığı iş aslında çok basittir. Karınca, yerel talimatlar ve kurallara uyar. Kraliçe buyruk yağdırıp, diğer karıncaların davranışını düzenlemez. Onun yerine; her karınca diğer karıncalardan, larvalardan, davetsiz misafirlerden, yiyecek, artık ya da yapraklardan aldığı yerel kimyasal sinyallere tepki vererek görevini yapar. Merkezi bir karar sisteminin yokluğuna rağmen, koloni olağan üstü karmaşık ve incelikli bir davranış biçimi sergiler. Sadece, tarım yapmak değil, ölü karıncaları dışarı atmak için bütün girişlerden en uzak noktaları bulmak gibi. Karınca örneğinden alınacak ders, koloni düzeyindeki karmaşık davranışların, bireylerin karmaşıklığından kaynaklanmıyor oluşudur. Buradaki püf noktası, karıncalar arasındaki etkileşimdir. Aynı şey beyi içinde geçerlidir. Her nöron yaşamını bir ağa gömülü olarak yalnızca sinyallere tepki vererek geliştirir. Bütün hedefleriniz, planlarını ve becerileriniz tümüyle bu nöronlara bağlı olsa bile, onların neyi inşaa ettiğinizden haberleri bile yoktur.[2]

Bu paragrafı okuyunca, hani derler ya ‘AHA BULDUM’ diye, işte böyle bir aydınlanma yaşadım. Sıklıkla karşılaştığım  bir soru ile ROTOKRASİ Modelime başlamak istiyorum. İnovasyon yönetiminin organizasyonu nasıl olmalı? (Bu soru tabiki kendi düşüncelerini veya uygulamalarını doğrulamam için soruluyor. )

  • Dahileri bir bölüme toparlayıp inovasyonu onlara mı yaptıralım? Bu sorunun cevabı kesinlikle HAYIR dır. Hem bölüm için hem bölümler arası gerilim ve çekişmeler, düşmanlıklar hatta topyekün savaşlar istemiyor iseniz HAYIR. Bunu deneyimleyen çok sayıda şirket tanıyorum. USA den getirdikleri danışmanlar böyle söylediği için böyle yaptıklarını savunuyorlar. Eğer çalışanlarınızı inovasyon bölümünde çalışan ve diğerleri diye bölerseniz, iki grup arasındaki farklılıkları derinleştirirsiniz. Ayrıca, zeki, yetenekli ve bilgili insanların kuruluşunuzda inovasyonu yapacak en iyi ekip olduğunu düşünüyor iseniz, kesinlikle yanılıyorsunuz. Scott Page[3] konuşmasında çeşitli yetenek, deneyim ve millet, yaş gruplarından (demografik) oluştuğunu anlatıyor. Karma ekiplerin başarısı için; paylaşılmış bir net amaç, güven, fikirlerini özgürce paylaşabilecekleri bir ortam yeterlidir. Bu cümleyi tabiki 30 yılı aşan deneyimime dayalı olarak söylüyorum. Ancak başarılı ekiplerin özellikleri alanında çok sayıda akademik makale ve kitaba da isterseniz erişebilirsiniz.
  • Yoksa inovasyon diye bir bölüm oluşturalım bu bölüm, bütün örgüt içerisindeki inovasyon projelerinin sekreteryasını mı yapsın? Bir çok kuruluş bu yaklaşımı uygulamaktadır. Bu sorunun cevabı ne EVET ne de HAYIR dır. Standart içerisinde biz de bu yapıya işaretler gönderiyoruz. Ancak, sizin kurumsal kültür ve dinamiklerinize göre bunu siz belirlemelisiniz. Deneyimlerimden sürekli söylediğim  ‘İnovasyon Herkesin İşidir.’ Bir bölüm kurarak, topu onun kucağına atar iseniz top taca gitmiş olur. Diğer bölümler kendi iş tanımlarında ve performans kriterlerinde (KPI) ne yazıyor ise onun peşinde koşarlar.
  • İnovasyon komiteleri mi kuralım? İçerisinde ar-ge, pazarlama ve satış ile üretim veya teknik bölümlerin temsil ettiği bir komite belkide başlangıç için iyi bir çözümdür. Ben başlangıç için iyi bir çözüm diyerek, bunun kurumsal ve yaşayan bir sistem ve kültüre dönüşmesi için; İç girişim (intra-enterproneur) kurulları, gruplar arası inovasyon ekipleri, matris örgütlenmeler, iş tanımı ve sorumluluklarda revizyon v.b yapılar ile desteklenmesini ve ayrıca performans değerlendirme sistemi içerisinde yer bulmasını tavsiye ediyorum. Çalışanlara ne sorarsanız onun cevabını aldığınızı biliyorsunuz umarım.

İnovasyon yönetim sisteminin hedeflenen sonuçlarına ulaşmak için ilgili ve uyarlanabilir kurumsal yapıların kurulmasını sağlamak tabiki liderin görevidir. Kuracağı yapıyı; bir yandan yaratıcılığın ve keşfin nasıl gerçekleştirildiğini ve diğer taraftan yayılımın ve verimliliğin bir arada var olabileceğini veya organizasyona nasıl entegre edilebileceğini içerecek şekilde düşünmelidir. Tabiki inovasyonun radikal-yıkıcı olması ile arttırımsal olması farklı yapılar gerektirecektir. İnovasyonun yüksek risk içeren bir faaliyetler zinciri olduğunu unutmayın lütfen.

ROTOKRASİ modelim 3 kelimenin birleşiminden oluşuyor. ‘Rotasyon ve Otonom ve Demokrasi’ Rotasyon’un R’ su,  Otonomun OTO’su ve Demokrasinin KRASİ harflerinden oluşuyor. Neden bu 3 kelimeden yeni bir kelime uydurdum? Bu 3 kelimenin anlamlarını Türk Dil Kurumu [4] tarafından aşağıdaki tanımlarını görürseniz anlayacaksınız.

Rotasyon : Kökeni fransızca olup, değişim, sirasiyla değişme, münâvebe ile yer değiştirme,  bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde yer değiştirmeleri.

Otonom : Kökeni fransızca olup, özerklik anlamında kullanılır.

Demokrasi: Kökeni fransızca olup, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

Amacım, kuruluşların 1980-2000 yılları arasında doğan ve mühendis, eleman, şef olarak şu anda iş piyasasında yer alan; ancak yapılan bütün oryantasyon eğitimleri, maliyetlerine ragmen mutlu olmayan, çalışan memnuniyetini düşüren ve kuruluş kıdemini hızla aşağı çekerek işten ayrılan, Y neslinin yönetimine cevap olmaktır. Bu program; Y nesli’ni kazanarak, onların kuvvetli yönlerini kullanarak, başarılı olmaları ve kuruluşun başarılı olması için hazırlanmıştır. Otorite  yerine rotasyon ile deneyimleyerek başarmak olarak özetlediğim, ORGANİZAYONEL İNOVASYON programı adını verdiğim,  Y kuşağının verimini ve etkinliğini arttıracak yeni bir program ROTOKRASI.

Uzmanların Y kuşağı dediği 1980-2000 dönemi doğan nesilin güçlü ve zayıf yönleri şöyle tanımlanıyor.[5] Öncelikle güçlü yönleri;

  • Araştırmacı, sorgulayıcı ve paylaşımcı
  • Girişimci ve yaratıcı
  • Ailesi ve arkadaşlarına düşkün
  • Özgüven ve özsaygısı yüksek
  • Yaşam gayesi = Hayatı yaşamak
  • Kısa ve pratik
  • Eş zamanlı çok iş yapabilen
  • Esnek ve adaptasyonu yüksek
  • Adelet duygusu yüksek
  • Sürecin tadını çıkartmak kaydıyla sonuç odaklı
  • Eğitim ve gelişim odaklı

Şimdi zayıf yönlerine bakalım;

  • Aşırı öz güven, ben oldum düşüncesi
  • Sabretme eğilimi zayıf
  • Çok şikayetçi
  • Motivasyonunu çabuk kaybetme
  • Diğer kuşakları anlamaya çalışmama

ROTOKRASİ’yi bu özellikleri kullanarak şu prensipler üzerine kurguladım.

  • Herkesin aynı gemide olduğu bilinci
  • Çözüm ihalesi ve sözleşmesi 
  • Ekiplere odaklanma
  • Yapılarda değişiklik yapmadan önce rollerde değişiklik
  • Ölçme ve değerlendirme yöntemleri

ROTOKRASI için Kitabımın ilgili bölümlerini okuyun lütfen…

Müjgan ÇETİN, Ağustos 2018

[1] David Eagelman, Beyin Senin Hikayen, Domingo Yayınevi, 6 Baskı, 2016

[2] David Eaglemen, Beyin senin Hikayen, Domingo Yayınları, 2016

[3] Scott Page konuşması web sitesi : https://www.youtube.com/watch?v=wULRXoYThDc&feature=youtu.be

[4] Türk Dil Kurumu  web sitesi : http://www.tdk.gov.tr

[5] İnan Acılıoğlu, ‘İŞ’TE Y KUŞAĞI, Elma Yayınlar-Ankara, 2.Basım, 2017

İNOVASYON YÖNETİMİNDE Kullanabileceğiniz TEKNİK VE METODLAR

ISO/TC279 çalışma grubunda sizlere bu bölümde anlatacağım konuları kapsayan bir standart yazım grubu oluşturduk.  Bunun sebebi; ISO-50501 içerisinde; ‘Gerekli araçları ve yöntemleri belirlemeli, sağlamalı ve sürdürmelidir.’ Demekteyiz.  Bunun için; farklı inovasyon türlerinin yanı sıra inovasyon faaliyetlerini destekleyen uygun araç ve yöntemlerin bir karışımını seçmek ve sağlamak;  mevcut araçlar ve yöntemler konusunda farkındalık yaratmak, erişim sağlamak ve eğitim sağlamak; araç ve yöntemlerin kullanımı, paylaşımı, yeniden kullanımı ve işbirliğini sağlamak ile liderleri görevli kıldık.

Araçlar ve yöntemler açıklayıcı, kışkırtıcı, katılımcı, zorlayıcı, analitik ve iletişimsel olmak üzere farklı türlerde olabilir. Teknik ve metodlar; kılavuzlar, rehberler, talimatlar, oyunlar, şablonlar, sunular, videolar, yazılımlar ve donanım da dahil olmak üzere pek çok form ve formatta olabilirler.

Şimdi öncelikle kullanabileceğiniz teknik ve metodları sıralayayım ve her biri için nasıl kullanabileceğinize yönelik detaylı açıklamaları da verelim.  Bu teknik ve metodları; işlevine göre 3 grupta gruplayarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Sonrasında ise ilgilendiğiniz teknik ve metodun detaylı açıklamasını okuyabilirsiniz.

  1. Analiz ve değerlendirme amacıyla kullanabileceğiniz teknik ve metodlar
    1. SWOT Analizi – İç çevrenizin değerlendirilmesidir.
    2. Yaşam Ağacı Analizi – Temel iş alanınızı ve bu alandaki temel varlıklarınızı analiz eder.
    3. Müşteri ihtiyaçları analizi– Değer zinciri içeriside müşterinin ihtiyaçlarını analiz eder. Derinlemesine görüşme, focus grup çalışmaları, etnofrafik çalışmalar, anketler, müşteri memnuniyeti ve şikayeti çalışmaları, gizli müşteri çalışmaları, yaşayan laboratuvarlar bu grupta özetlenmiştir.
    4. Rakip analizi – Rakiplerin yeniliklerini analiz eder. Rekabet etmek için boşlukları belirler.
    5. Kıyaslama : Örnek alınacak “referans noktası”nın belirlemesi anlamına gelen benchmarking, bir kuruluşun rekabet gücünü yükseltmek için, başarılı performansa sahip başka kuruluşların, iş yapma tekniklerini incelemesi, kendi teknikleri ile kıyaslaması ve  bu kıyaslamadan elde ettiği bilgileri kendi işletmesinde uygulamasıdır.
    6. Görev Haritası: Bu teknik, müşterinizin sizin sunduğunuz değere erişim süreçlerinin adımlarıdır. Bu süreci analiz ederek, inovasyon fırsatlarını yakalayabilirsiniz.
    7. Trend analizi – iş potansiyeline uygun sosyal, kültürel, teknolojik, ekonomik trendleri ve işinize etkilerini analiz eder.
    8. Teknoloji analizi – Teknolojik alanlardaki yenilikçi faaliyetler için analiz yapmak için, ikincil kaynakların (Uluslararası kuruluşlar, SYK lar v.b) analizlerini kullanabileceğiniz gibi; patent haritalama ve bilgi haritalama adını verdiğimiz analizleri de bu başlıkta yapabilirsiniz.
      1. Patent haritalama – Hedef pazarınızdaki alınmış patentlerin haritasıdır.
      2. Bilgi haritalama – Bilimsel Makale Analizi – İlgilendiğiniz teknolojik alanlarda son durum ve bilimsel makalelerin haritalamasıdır.
    9. Empati haritası – Müşteri ile empati kurarak, ihtiyaçlarınızı analiz eder.
    10. PESTEL+M – Dış çevrenizi analiz eder. Her bir harf; ingilizcede bir kelimeye karşılık gelmektedir. Bunlar; P: Political, E: Economical, S: Social, T: Technological, E: Environmental, L: Legal ve M:Market kelimeleridir.
    11. İnovasyon yaşam çevrimi analizi – İnovasyon çıktılarınızı (ürün-hizmet-iş modeli v.b) değerlendirirerek, yaşam eğrisinin hangi aşamasında olduğunuzu belirlemeye yarayan analizdir.
    12. Problem Çözme Analizleri : Bu analizler iş dünyamıza mükemmeliyet programları, toplam kalite uygulamaları 6SİGMA v.b programlar aracılığı ile girmiş ve çok kullanılan tekniklerdir. Ben en çok kullanılan; Sebep-sonuç diyagramları, 7 NİÇİN ve PARETO Analizi tekniklerinden bahsedeceğim. Bu tekniklere ilaveten, histogramlar, diyagramlar, örnekleme yöntemleri v.b çok sayıda problemin sebebini teşhis etmek için kullanacağınız teknik ve metod sayabiliriz.
  2. Yenilikçi fikirler üretmek ve değerlendirmek amacıyla kullanabileceğiniz teknik ve metodlar

Yenilikçi fikirler üretmek için çok sayıda yöntem mevcuttur. Ben en bilinen yöntemleri sıralamadan önce; yenilikçi fikirlere ihtiyaç duyan liderler ve yöneticiler için tavsiyelerimi sıralayacağım. İnsanlar mutlu olduklarında, keyif aldıklarında iyi fikirler üretirler. Bir insanı keyifli yapan en temel şey ise sevdiği birşeyi yemektir. Onları güzel şeylerle besleyin ki sizin için güzel fikirler üretsinler. Bu sebeple ISO-50501 İnovasyon Yönetim Sistemi Standartı içerisinde inovasyon kültürü konusuna özel önem verdik. ‘Lider olarak, bizzat siz; bir yenilikçi olduğunuzda; işlerin iyi gittiğinde herkesin başarıyı sahiplendiğini, ters gittiğinde ise sizi suçlamak için sıraya girdiklerini görürsünüz. Bunun doğal olduğunu ve hata yapmadan başarıya ulaşamayacağınızı öncelikle sizin kabullenmenizi sağlar. Hatalar bizi başarıya götüren basamaklardır.[1] Övgü sizin işiniz. Siz başarılarını ne kadar çok övdükçe onlar sizin ne kadar alçakgönüllü olduğunuzu düşünür. Önemli olan sonuçtur. Başarılmıştır. Yenilik yine kazanmıştır. ‘Coşku tüm diğer duygulardan daha bulaşıcıdır, sizin ışığınız başkalarını da aydınlatır, ateşiniz onlarınkini de canlandırır. Zorluklar, itirazlar, engeller, geçmiş başarısızlıklar, kurallar, yenilgi endişesi, olumsuzluklar coşku bunların hepsini silip süpürür.[2]

İnsanlar inandıkları kişiliğe uygun davranışlar sergilerler. Eğer başarısız olduklarına inanıyorlar ise muhtemelen başarısız olurlar. Eğer kendilerinin yaratıcı bir insan olduğuna inanıyorlarsa emin olunki yaratıcı olacaklardır. Davranışlarımız zihinsel kabullerimize bağlıdır. Zihninizi değiştirirseniz hayatınız da değişir. Çok sayıdaki yaşam koçu, profesyonel koç, yönetici koçu v.b gibi konuştuğumun farkındayım. Siz iyisimi bu kişisel gelişim kitaplarından alın veya koçlardan faydalanın. Ben söylemek istediğimi söyleyeyim. Yaratıcılık, yenilikçilik doğuştan kazanılan bir yetenek değildir. Fikir üretebileceğine olan inancına bağlıdır. Sizin yapmanız gereken sadece inancını değiştirmektir. Bunun için sadece onlara; dostça, açık, destekleyici, rahatlatıcı, birleştirici davranmanızı öneriyorum.

Bütün bu tavsiyelerden sonra, çok kullanılan ve benim kitabıma aldığım teknik ve metodları sıralayayım.

  1. Beyin fırtınası – Analizlerinizde yenilikçi-yaratıcı fikirlerin ortaya çıkartılmasıdır. Çok sayıda alt yöntem ile bu klasik yöntemi kullanabilirsiniz.
  2. Design Thinking- Tasarım Düşüncesi : Bu yöntem; sorunu çözmek için önce anlamanız gerektiğini söyler. Empati üzerine kurulmuş bir fikir üretimi sürecinden sonra, prototipini yaparak kullanıcı tespkilerini alıp, düzeltmenizi sağlar.
  3. Double Diomand – Çift Elmas : Tasarım düşüncesi modelinin binlerce versiyounundan biridir. Yakınsak ve ıraksak düşünmeyi baz alarak ilerler.
  4. İnovasyon Fikir Çizelgesi – Bu analiz, değer yaratacak inovasyon fikirlerinin üretilmesine, değerlendirilmesine, geçerliliğinin sınanmasında kullanabileceğiniz bütünsel bir çizelgedir.
  5. TRİZ : 3 Milyon patentin incelemesi ile oluşturulmuş bir tekniktir. Özellikle teknik problemlerin çözümünde harika fikirler üretmenize olanak sağlar.
  6. Dokuz Pencere : Bu teknik, psikolojik ataleti kırma tekniklerinden birisidir.
  7. SCAMPER : Özellikle okul öncesi veya ilkokul da çocukların yaratıcı fikirlerini üretmek için kullanılan kolay ve eğlenceli bir metottur.
  8. De BONO Altı şapka Tekniği: [3]Artık klasikleşmiş güzel bir tekniktir. Edward De Bonu tarafından 1985 de geliştirilmiştir.
  9. Fikir eleği: İnovatif fikirlerinizi hızlıca değerlendirebileceğiniz benim geliştirdiğim bir metottur.
  10. Fikir Terazisi: Fikir eleğinden geçmiş fikirlerinizin uzman gruplar tarafından fizibilitesi hazırlanmadna önce bütün yaklaşımlar ile birlikte değerlendirmeniz için geliştirdiğim bir metottur.
  11. Risk Matrisi : Şirketin gitmek istediği pazara ve ürün/teknolojiler ne kadar tanıdığına göre İnovasyon risk matrisi kullanılmalıdır. Bu risk matrisini kullanırken GERÇEK Mİ ve KAZANABİLİR MİYİZ? Sorusunu sormalı ve ilgili bölümde tanımladığım değerlendirmeleri yapmalısınız.
  12. Diyagramlar ve matrisler : Bu alanda çok sayıda metod ve teknik vardır. İlgili bölümde detaylı olarak Ağaç diyagramı, Mind map-Zihin haritası, Matris, İlişki diyagramı-Affinity diyagram v.b metodları hakkında bilgiler veriyorum.
  1. Faaliyetlerinize karar vermek, planlamak, yönetmek, kontrol etmek amacıyla kullanabileceğiniz teknik ve metodlar
    1. Risk analiz ve değerlendirme: Bütün yönetim sistemleri standartları (kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliğ, bilgi güvenliği, enerji v.b) 2015 versiyonu ile birlikte; risk analiz ve değerlendirme üzerine oturmuştur. Yaşayan bir sistem olarak, kurduğunuz yönetim sistemi alanında fırsat ve risklerinizi analiz etmeli ve değerlendirmelisiniz. Bu konuda hazırlanmış özel bir standart dahi vardır. ISO-31000 Risk Yönetim Sistemi[4] standartını edininiz.
    2. Proje Zaman Planı – Gantt Şeması ve CPM/PERT : Çok eskilerden bu yana bildiğiniz ve kullandığınız basit bir yöntemdir.
    3. Agile-Çevik Proje Yönetimi : Proje yönetim sürecini hızlandırmak için geliştirilmiş güzel bir araçtır.
    4. SCRUM : Gelişen teknolojik girişimcilik akımı ile birlikte, geliştirilmiş bir proje yönetim aracıdır.
    5. Strateji Tuvali : Strateji hazırlarken kullanacağınız bir yöntemdir.
    6. Balanced Score Card – Kurumsal Karne : Strateji yönetiminin çok bilinen metoduru.
    7. CANVAS: Kanvas Is Modeli Alex Osterwalder[5] tarafindan gelistirilmis ve Eric Ries‘in onderlik ettigi “Yalin Girisimcilik” [6]akiminda kendine cok onemli yer edinmis, bir Is Plani hazirlama aracidir.
    8. Müşteri yolculuğu: Bir müşteri yolculuğunun haritası çok basit bir yöntemdir. Müşterinizin (ürünlerinizin) bir ürün, çevrimiçi deneyim, perakende deneyimi veya bir hizmet veya herhangi bir kombinasyon olsun, şirketinizle etkileşimde bulunduğu adımları gösteren bir şemadır. Bu şema ile müşteri deneyiminizi planlar ve yönetirsiniz.

Sizlerin de ürettiği, bildiği, keyifle kullandığı başka metod ve teknik var ise paylaşmanızı bekliyorum.

Müjgan ÇETİN Ağustos 2018

[1] Trevor Bentley, Yaratıcılık, Hayat Yayınları-İstanbul, 1999

[2]  Jack Foster, Yaratıcılık Fabrikası, Optimist Yayınları-İstanbul, 2005

[3] De Bono, Altı Şapkalı Düşünme Tekniği, Remzi Kitapevi, 1985

[4] ISO-31000 Risk Yönetim Sistemi Standartı, 2009 edition

[5] Alex osterwalder kişisel web sitesi : http://alexosterwalder.com/

[6] Yalın Girişim Kitabının orjinal  web sitesi : http://theleanstartup.com/#author

İnovatif Fikirler Nasıl Üretilir?

Yenilikçi fikirleri üretmek için çok sayıda metod ve teknik bulunmaktadır. Bu metod ve tekniklerin detaylarına kitabımın ilgili bölümünden ulaşabilirsiniz.  Fikirler, yukarıda bahsettiğim dış çevre tarafından tetiklenmiş konulardan değil, bazen sizin hassasiyet duyduğunuz ama çözülmemiş bir ihtiyacınızdan da doğabilir.

2016 yılı dünya inovasyon şampiyonlarına (Apple, Google, Tesla, Microsoft, Amazon, netflix, Samsung, Tuyota, Facebook, yapılan ankette inovasyon fikirlerinin nereden geldiği sorulmuş.[3] %78’i iç kaynaklardan, %70’i müşterilerilerinden, %66 si stratejik iş ortaklarında, %65 i tedarikçilerinden, %57 si müşteri şikayetlerinden geldiğini söylemiş.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TIM)’nin 2014 yılından bu yana düzenli olarak her yıl yaptığı İNOVAYSON Haftası’nı hiç kaçırmam. 2017 INOVASYON Haftası’nda   başladığı yıldan itibaren sponsor olarak yer alan ARÇELİK; İnovasyon süreçlerini ve buna ilişkin istatistiklerini sundu. 4 aşamalı bir özgün inovasyon süreçleri olduğunu Garage (http://arcelikgarage.com/tr/ ) adı altında hayata geçirdiklerini söyledi. Arçelik Garage; farklı disiplinlerden çalışanları barındıran (multidisipliner) ve hiyerarşi olmayan bir merkez olarak, girişimci ruhla çalışıyor. Açık inovasyon yaklaşımı ile yenilikçi fikirlere alt yapısını açıyor. ‘Fast Track’ adlı fikir/ürün geliştirme süreci ve 2017 için çıktıları şöyle ölçeklendirdi;

  • Ideathon aşaması: Fikir yaratma süreci- 2017 de 5120 fikir
  • Makeathon aşaması: Ürünün ilk halini ortaya çıkarmak, kavramsal prototipi yapmak 2017 de 121 prototip
  • Fast track aşaması : Ürünü geliştirmek ve gerçek protopi üretmek 2017 de 12 proje ve Demo Day / Pitching / C-Suit: Şirket çalışanları, müşterilerin de dahil olduğu geniş bir katılıma sunum yapmak
  • Boost aşaması: Fuarlara yeni ürünleri ile katılarak müşteri deneyimini alma – 2017 de 6 ürün

Fikir yönetimin en eski bilindik hali, toplam kalite yönetimi uygulamalarında sıkça kullanılan öneri sistemleridir. Balık kılçığı diyagramı ile kuruluşların duvarlarını süsleyen uygulamalar yanında, öneri kutuları, öneri yarışmaları ve ödülleri 1990’lı yıllardan bu yana tanıdık olduğumuz yöntemlerdir.  Öneri sistemleri ile, önemli veya önemsiz, her türden önerinin açığa çıkartılması, tüm önerilerin muhataplarına iletilmesi gerekliliğinin yaygınlaştırılması, çalışanların sürekli olarak çalışma yöntemlerini, iş ortamlarını sorgulamalarını ve çalışanların işletme politikasını benimsemeleri amaçlanmaktadır. Öneri sistemlerinde, öneriler doğru değerlendirilerek kısa zamanda cevaplandırılıyor, uygun bir süreç veya zaman diliminde fikirler hayata geçiriliyorsa katma değeri yüksek sistemler olarak şirketin güçlenmesinde önemli bir rol oynarlar.[2] Öneri sistemleri; cinfikir kutusu, fikir borsası, fikir postası v.b adlarla bir çok kuruluşta hayata geçiriliyor.

Öneri sistemlerini yıllardır işleten kuruluşlar kaizen, sürekli geliştirme, 6Sigma vb programları için çalışanlarının, paydaşlarının fikirlerine ihtiyaç duyarlar. Ancak gelen fikirlerin çok azı bu konularla ilgilidir. Çoğunlukla, idari konular oluyor. Bu sistemlerde  bir diğer sıkıntı ise; sürekli iyileşme ve gelişmeye yönelik fikirler nedense hep aynı kişilerden geliyor. Bu sebeple; üretilen fikirlerin kalitesi çok önemlidir. Diyelim ki başardınız ve kaliteli fikirleri elde edebilecek, değerlendirebilecek, ödüllendirebilecek çalışan bir sistem kurdunuz. Peki; bir fikrin inovasyon mu, iyileştirme mi yoksa geliştirme mi olduğuna nasıl karar vereceksiniz ? İşte bu soru da böylece hayatınıza girmiş oluyor.

ISO/TC 279 numaralı çalışma gruplarında en fazla tarışma yaratan konu bu idi. Bu sebeple; ‘ISO-50500 Innovation Management System-Terms and Definition (İnovasyon Yönetim Sistemi-Tanımlar ve Terimler)’ standartını yazmak üzere çalışma grubu oluşturuldu ve 3 yıl süren hararetli çalışmalar sonunda standart 2018 yılı sonunda yayınlanacak şekilde son haline getirildi. Öncelikle; bu standart içerisinde bu önemli sorunun cevabını yeniden vermek istiyorum. Sonra da, bu bölümde işe yarayan fikirler elde etmek için ne kadar çok fikre ihtiyacınız olduğunu gösteren Türkiye ve Dünya örneklerini sunacağım.

İyileştirme ve İnovasyon (Improvement vs. İnnovation): Hem inovasyon hem de iyileştirme ürüne değer katar ve her ikisi de değişim gerektirir. İyileştirme, orijinal durumunun ölçümlerinin anlamlı olduğu  ve mevcut varlığın değişimi ile sınırlıdır. Mevcut yaklaşımları ve bilinen yöntemleri ve çözümleri kullanan iyileştirmeler  inovasyonla sonuçlanmaz. İnovasyon ise, daha önce mevcut olmayan yeni bir varlığın (genellikle daha büyük belirsizlik koşulları altında) kullanıma sokulmasını içerebilir. KAIZEN ise sürekli iyileştirme terimin karşılığıdır. Dolayısı ile yaptığımız KAIZEN’ler bilinen yöntemleri uygulayarak, orjinal durumu iyileştirmeye yönelik ise buna inovasyon diyemiyoruz. KAIZEN’ler verimlilik odaklı çalışmalardır. İş mükemmelliği başlığı altında, sahada yapılan iyileştirmeleri kapsar. [4]

Bu tanımımızda dikkatinizi çekmesini istediğim konu, değişimin etki ettiği varlığın veya değişim yaklaşımının mevcut olup olmadığıdır.  Yenilik kavramı yenilik ve değer ile karakterizedir. Yenilik ve değer, inovasyon kavramının gerekli ve yeterli nitelikleridir. Şimdi araştırma ve geliştirme ile birlikte anılan, zaman zaman da süreç geliştirme olarak hayata geçirilen bu ‘Geliştirme’ kavramının tanımına bakalım. Öncelikle araştırma kelimesine bakalım.

Geliştirme ve İnovasyon (Development vs. innovation): Geliştirme, mevcut bilgileri kullanarak, kullanıcı gereksinimlerine dayalı yeni veya mevcut ürünler, hizmetler, süreçler, modeller için; var olan özellikleri dönüştürecek şekilde sistematik faaliyetler içerir. Geliştirme süreçleri inovasyon ile sonuçlanabilir, ancak mevcut kullanıcıları tatmin ederek, mevcut özelliklerin kademeli olarak genişletilmesini  içerir. Mevcut müşterilerimizin çıklanmamış ihtiyaçlarına veya yeni kullanıcılara yeni ve radikal olarak farklı teklifler sunmak için yapılır. Oysaki, İnovasyon sonuçtur. Değerin gerçekleştiği veya yeniden dağıtıldığı yeni veya değiştirilmiş varoluştur. Yenilik ve değerin ilgili tarafların algılamasına bağlı olduğu ve bunlarla alakalı olduğu bir “sonuç” dur. Yenilik ve değerin ilgili tarafların algılamasına bağlı olduğu ve bunlarla alakalı olduğu bir “sonuç” dur. Değeri sadece para ile ölçmüyoruz. Değer finanasal olabileceği gibi finanasal olmayan (tasarruf, verimlilik, sürdürülebilirlik, memnuniyet, yüreklendirme, deneyim, güven) konularda da gerçekleşterilebilir. Değer, kullanıcılar, üreticiler, dağıtıcılar, tüketiciler, müşteriler, hedef kitle tarafından farklı algılanabilir. Değeri önemli kılan ise, ifade edilen veya edilmeyen ihtiyaçların karşılanmasıdır. [5]

Bu konuda yaptığım danışmanlık ve eğitimlerde, bu ayrımı yapmak için kolay bir yöntem sorarlar .. Ben de aşağıdaki maddeler halinde; bir fikrin inovasyon mu, gelişme veya iyileşme mi olacağına ilişkin yöntemi sıralıyorum.

  • İyileştirme ve geliştirme kavramlarında ortak 3 özellik mevcuttur. Bunlar;
    • Mevcut ürün, hizmet, süreç, iş modeli olması ve mevcut varlığın değişimi veya gelişimi ile sınırlı olması
    • Bu değişimi veya gelişimi mevcut yaklaşımları kullanarak gerçekleştirmesi
    • Bu değişimi veya gelişimi gerçekleştirmek için mevcut veya bilinen yöntemleri kullanması
  • İnovasyon da ise ;
    • Varlığın, yaklaşımın ve yöntemin en az biri mevcut olmayan, yeni olmak zorundadır.
    • Risk katsayısı yüksektir, genellikle daha büyük belirsizlik koşulları altında kullanıma alınır.
    • İnovasyon çıktısı ürün ise; fikri haklarını (patent, faydalı model, tasarım tescili vb.) alma şansınız var demektir.

Fikir sayısını arttırmak için, sadece iç kaynaklara odaklanmayın lütfen. Fikirlerin sadece iç kaynaklardan gelmesi yerine dış kaynakları da harekete geçirmeye açık inovasyon diyoruz. Bu konu ile ilgili kitabımdan ilgili bölümde detaylı bilgi bulabilirsiniz.

İşe yarayan ve sonuçta size hedef kitlenizde hedeflediğiniz değeri yaratacak olan fikri yakalayabilmeniz için kaç harika fikre ihtiyacınız var? Bunu hem literatürden hem de uygulama örneklerinden cevaplandırmak istiyorum. Öncelikle, bir temel araştırmanın hayatımıza girmesi için gereken zamana bir bakalım. 12-14 yıl geçtikten sonra, ancak yeni bir bilimsel gelişme gündelik hayatımızda karşılık buluyor. Yani CERN de yapılan quantum fiziğine ilişkin temel araştırma sonuçlarını günlük hayatımızda ancak 2020 li yıllardan sonra görebileceğiz.

Yenilikçi fikirlere ilişkin, literatürde yapılan çalışmalarda 3000 ham fikirden 1 ticari başarı elde edebilecek yeni ürün çıktığını gösteriyor. Bu 3000 fikirden 300 fikir seçilebiliyor, 125 proje başlatılabiliyor, 9 önemli gelişme sağlanabiliyor, 4 temel değişiklik yapılabiliyor ve 2 adet pazara sürülen üründen ise 1 inde ticari başarı elde edilebiliyormuş. Sosyal alanda üretilen 60 fikirden de ancak 1 inin işe yaradığını söylüyorlar. Bu istatiksikler 2000 li yılların başından kalmış olmak ile birlikte, ne kadar çok sayıda fikir içerisinden inovasyon alanınızı belirler iseniz, hedefinizi yakalama şansınız o kadar artar diyebilirim.

İnovasyon demoratikleşti ve yeni teknolojiler ile birlikte daha da kolaylaştı. Fikir sahipleri finans bulmak için İndiegogo.com, Kickstrater.com , projemefon.com  gibi kitlesel fonlama (crowfunding) sitelerinden faydalanabiliyorlar. Fikirlerini geniş kitlelerle paylaşıp, kimi zaman indirimli ön satış kimi zaman doğrudan bağış olarak maddi destek istiyorlar.[6]

Ayrıca, inovatif fikri olan insanlar, tasarım ve üretim gibi konularda hiçbir bilgileri olmasada ürünlerinin tasarımı ve geliştirilmesi için QUIRKY, EDISSON NATION gibi  internet platformlarından yararlanabiliyorlar. Bu platformlar fikirlerinizi beğeniyorlarsa tasarım, üretim, satış, pazarlama, lojistik süreçlerinin tamamanı sizin adınıza çözüyorlar. Ürün satılmaya başladığında da sizin adınıza hesabınıza düşen parayı havale ediyorlar. www.quirky.com da sadece hangi problem, nasıl çözmek istediğinizi açıklıyorsunuz. Fikriniz beğenilirse takipçilerine açılıyor. Öneri ve eleştiriler alınıyor. Bir fikir çok sayıda öneri alıyorsa (500.000 üyesi var) potansiyel ürün olarak kabul ediliyor. Bu fikir quirky nin ekibi tarafından üretim, pazarlama, tasarım açısından inceleniyor ve seçilirse hızlıca prototip üretimine geçiliyor. Her aşamada üyelerin fikri alınıyor. Teknik zorluk, maliyet, takipçilerin ilgisinde azalma varsa fikirden vazgeçiliyor. Vazgeçmezler ise satışa sunuluyor. Belli bir zaman diliminde ön sipariş alınırsa gerçek üretime geçiliyor. Tabi satış gerçekleşirse sizde payınızı alıyorsunuz. Bu tip platformlar ve kitlesel fonlama siteleri hem yeni fikirler bulmanızı kolaylaştıracak hem de ürününüzü-çözümünüzü test etmiş olacaksınız.

ABD de hızla büyüyen TECHSHOP adlı şahane şirket ise aklında somut bir fikri olan ama onu birilerine teslim etmek yerine, üzerinde bizzat çalışarak hayata geçirmek isteyen mucit adaylarına rüya gibi bir ortam sağlıyor. Üç boyutlu yazıcılardan, torna tezgahlarına, CAD yazılımlarına kadar her türlü donanımı belirli bir üyelik bedeli karşılığında kullanmanızı sağlıyor. Dilerseniz aletlerin kullanımı konusunda eğitimler alabildiğiniz gibi benzer projeler üzerinde çalışan diğer insanlarla bir araya gelerek fikir alışverişinde de bulunabiliyorsunuz.  Benzer bir örnek kaggle.com  Bu site üzerinden veri bilimcilere ulaşarak özellikle büyük veri uygulamaları içeren inovasyonlarınız için yardım alabiliyorsunuz. İlaç üreticileri yeni ilaç test süreçlerinde kaggle.com u yoğun bir şekilde kullanıyorlar.

İnovasyon trendlerini takip ederek, yenlikçi fikirlerden esinleneceğiz web siteleri önereceğim. Başkalarının yeni fikirleri bize her zaman ilham olur. Bir inovatör olarak şirketinizi/kendinizi geleceğe hazırlamanız ve ileriye doğru bakmanız gerekir. Dünyanın artan bir tempoyla değiştiğini bildiğiniz bir ortamda bu hiç de kolay değildir. Hangi teknolojiler gelişiyor? Hedef müşterileriniz nasıl değişiyor? Ve bunların şirketinizdeki etkisi nasıl olacak? İşte size tüm bu yenilikleri ve gelecekteki olası trendleri izleyebileceğiniz, benim takip ettiğim web sitelerini veriyorum.

  1. Sreategy business : İnovasyon, trendler ve son haberler ile birlikte makaleleri izleyebileceğiniz bir site. https://www.strategy-business.com/
  2. InnovationExcellence: İnovasyon kavramı ile ilişkili onlarca yazı, makale, araştırma ve içeriğin yer aldığı gelişmiş bir blog olarak düşünebileceğiniz bir internet sitesidir. http://www.innovationexcellence.com/
  3. İnnocentive : Bu site kamu, özel kuruluş, STK ların çözmek istediği problemlerle araştırmacıları buluşturan bir sitedir. https://www.innocentive.com/about-us/
  4. Sprinwise : Tüm dünyada yenilikçi tüm girişimleri, fikirleri ve konseptleri tarıyor. http://www.springwise.com/
  5. Trendwatching: Dünya genelinde yeni gelişen tüketici trendlerini, sezgilerini ve inovasyonları takip ediyor ve yayınlıyor. http://trendwatching.com/
  6. Trend Hunter: Trend Hunter, 90 binin üzerinde trend avcısı tarafından dünyanın en kapsamlı ve en popüler keskin fikirlerle beslenen bir fikir platformu. http://www.trendhunter.com/
  7. MoreInspiration : İnovatif ürünleri ve teknolojileri keşfetmenize imkan verir. http://www.moreinspiration.com/
  8. CoolBusinessIdeas: Dünya genelinde oldukça yeni parlak iş fikirlerini takip eden bir blog. En son, en yeni iş fikirleri üzerinde avlanmak için bu siteyi takip edebilirsiniz. http://www.coolbusinessideas.com/
  9. PSFK: Tasarım, dijital, pazarlama,medya ve teknoloji endüstrilerinden milyonlarca okuyucunun her ay, yeni gelişmekte olan fikir ve inovasyonları okuyup, tartışıp paylaştığı bir platformdur. http://www.psfk.com/
  10. David Report: İş ve tasarım dünyalarının kesişim noktalarındaki trendleri yazan etkileyici bir blog ve online dergidir. http://davidreport.com
  11. JWT Intelligence: Tıbbi ürünler, kozmetik, yiyecek-içecek, ev ve kişisel bakım gibi farklı kategorilerdeki uluslararası müşterilerinin yararına bu tanımlamayı yaparlar. http://www.jwtintelligence.com
  12. TED: TED, paylaşılmaya değer fikirlere sadık bir kar amacı gitmeyen bir kuruluştur. Eğlence, teknoloji ve tasarım dünyalarından insanları bir araya getiren bir konferanslar serisi olarak ortaya çıkmıştır. Videoları izlemenizi öneririm. http://www.ted.com/
  13. Mashable: Sosyal medya ve teknoloji alanlarında ziyaretçilerine haberler, etkili bilgiler ve yazılar sunan bir blog. http://mashable.com/

Yaratcılık inovasyonla yakından ilişkilidir. Yaratıcı beyinler, yeni fikirleri bulmada yeteneklidirler. Bu yenilik, orjinallik olarak da adlandırılır. Ancak her orjinallik, her zaman yenilik anlamına gelmiyor. Orjinallik (novelty); önceden hayal edilmeyen, düşünülmeyen, yeni-alışılmamış olanı ifade eder. Her orjinal yeni iken, her yeni olan da orjinal olmayabilir. İnovasyon; orjinallik, yenilik ve yaratıcılık kavramlarını kapsar. İnovasyon kavramı ilave olarak değer yaratır.

Yaratıcılık, yenilikçi fikir deyince beyin ve beynin çalışma mekanizmaları merak ediyoruz.  Bu konu hem zevkli hem eğlenceli, hem de öğretici ve düşündürücü bir konu. Bol sayıda kitap, makale okumanızı ve you tube dan ve ted.com dan video izlemenizi öneriyorum.

Bilgi beyine ulaştığında, yağmur damlasının toprağa düştüğünde iz oluşturması gibi yavaş yavaş bir kalıp oluşturur. Yeni gelecek bilgiler de bu kalıbı tanırmış gibi ona doğru yönelir ve onun şekline bürünürler. Bu beynimizin öğrenme sürecidir. Ancak bizi gerçekten kalıplar. Yaratıcı süreci baltalayan işte bu kalıplarımızdır. [7]

Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır.  Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor.  Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok.

İnsan esas olarak yaratıcıdır. Hepimiz içinde yaşadığımız dünyayı yaratıyoruz. [8] Hepimiz iki dünyada yaşıyoruz. Biz olsak da olmasak da varlığını sürüdüren bir dünya ve biz varolduğumuz için varolan bir dünya. Yaratıcılık yeteneğimiz doğuştan gelmese de geliştirebiliriz. Doğuştan gelen yeteneklerimizi hangi ölçütlerde kullandığımız, seçtiğimiz yaşam biçimi ve içinde bulunduğumuz koşullara bağlıdır. Yaratıcı fikirler bir anda ortaya çıkmaz. Belirli bir sürecin tamamlanması gerekir. Bu sureç zaman zaman bilinç altında yürüdüğü, ya da çok kısa sürdüğü için fark edemeyiz. Ancak 4 aşamalı bu süreci hepimiz mutlaka yaşamışızdır.[9]

  • Hazırlık : Konu üzerine odaklandığımız aşamadır. Konuyla ilgili belleğimizdeki kayıtları değerlendirir, bilgi toplar, düzenler, değerlendirmeye başlarız.
  • Kuluçka : Beynimiz konuyla ilgili arka planda çalışmasını sürdürür. Araya giren yeni uğraşlar, gözlemler, düşünceler, deneyimler bu süreci etkiler, hızlandırır, katkı sağlar.
  • Fikirin doğması: Yeni fikrin doğuşunu sağlayan uyaranın ne olduğunu farketmeden fikrin birden aklımıza geldiğini sandığımız andır.
  • Fikrin geliştirilmesi: Aklımıza gelen fikir uygulayabileceğimiz kadar iyi olmayabilir. Bu fikri geliştirdiğimiz aşamadır.

Yaratıcı bireylerin davranış özellikleri ile ilgili yapılan araştırmalar ortak özellikler olarak aşağıdakileri sıralıyor. [10]

  • Hayal Kurarlar.
  • Her şeyi gözlemlerler.
  • Kendileri için uygun olan saatlerde çalışırlar.
  • Yalnız kalmaya zaman ayırırlar.
  • Yaşamdaki engelleri tersine çevirirler.
  • Sürekli yeni deneyimler peşinde koşarlar.
  • Yenilgiden korkmazlar.
  • Her şeyi sorgularlar.
  • İnsanları gözlemlerler.
  • Risk alırlar.
  • Tüm yaşamı kendilerini ifade etmek için bir fırsat olarak görürler.
  • Gerçek tutkularının peşinden giderler.
  • Zihinlerini silerler.
  • Zaman kavramını unuturlar.(Akışta olurlar)
  • Kendilerini güzelliklerle çevrelerler.
  • Noktaları birleştirirler.
  • Sürekli bir şeyleri yıkıp değiştirirler.
  • Farkındalık için zaman ayırırlar.

Ben bu konuda verdiğim eğitimlerde; kendi üzerimde uyguladığım aşağıdaki önerilerde bulunuyorum. Tabi sizlerin bunlara ilave kendi yaratıcılığınızı harekete geçirmeye yönelik harika bireysel yöntemleriniz de olabilir. Bu yöntemlerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

  • Beynim açık havada, doğada yürüyüş yaparken daha iyi çalışıyor. Bir probleme çözüm üretmem gerektiğinde, bir doğa yürüyüşü yaparak, yaratıcı çözüm önerileri geliştiririm.
  • Rutin olarak tekrar ettiğim davranışlardan vazgeçerim. Bazen evime başka bir yoldan giderim. Bence, beyni yoran monotonluktur. Hayatımı ne kadar renklendirirsem, beynim o kadar neşeleniyor ve yaratıcı düşünüyor.
  • Bilim kurgu filmler ve animasyon filmler izlemeyi çok severim. Hiç bir bilim kurguyu kaçırmam. İzledikten sonra da ‘Bu filmden ne öğrendim? Öğrendiğimi gündelik sorunlarımda nasıl kullanabilirim?’ diye kendime sorarım.
  • Sanatla ilgilenirim. Resim yapabilmenin bütün tekniklerini öğrenmeye çalışırım. Yağlıboya, suluboya, akrelik, minyatür v.b. Seramik, cam sanatı v.b kurslara giderim. Şu sıralar heykel kursuna katılmak istiyorum.
  • Sevdiğim bir müzik bana çalışırken eşlik eder. Özellikle yeni sanatçıları dinlerim. Klasik müziğin veya Türk müziğinin şifalandırıdığını veya yaratıcılığı geliştiridiğine ilişkin epey bir bilimsel çalışma ve yayın var.
  • ‘Problemi nasıl çözerim?’ diye beynime çözüm odaklı pozitif soru sorarım. Moralimi bozacak, motivasyonumu düşürecek sorular sormam. ‘Beni neden kimse sevmiyor, neden şişman ve çirkinim?’ v.b negatif sorular yerine, ‘Sevilen, sağlıklı ilişkiler geliştiren bir insan nasıl olabilirim?, Ne yaparsam daha zayıf ve güzel olabilirim?’ gibi pozitif sorulardan bahsediyorum. Beyinin sorularla çalışan sadece bir cihaz olduğuna inanıyorum. Kendimle bir deney yaptım. Beynime ‘Seni nasıl aldatabilirim?’ diye sordum. Emin olun ki, bir zaman sonra kendimi-beynimi nasıl aldatabileceğime ilişkin koca bir liste sundu bana. Çok hayret ettim bu listeye ve ‘Beynim, kendini nasıl aldatabileceğini sorduğumda söyleyebiliyorsa, en güzel çözümleri de o söyler.’ Diyerek sorularımı sorularımı değiştirmeye başladım.
  • Ne yiyorsanız o bedeni inşaa edersiniz’ diyor beslenme uzmanları. Ben de ‘Ne düşünüyorsanız öyle bir dünya inşaa edersiniz’ diyorum. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatınız da ona göre şekilleniyor. Unutmayın, kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda da onu çoğaltırsınız. Kuantum fiziğe merakınız var ise; sicim teorisi, belirsizlik kuralı, çoklu evrenler v.b gibi aynı anda çoklu olasıkların varlığını biliyorsunuzdur. Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışır. Topluluk önünde konuşma yaparken “acaba heyecanlanır mıyım?” diye düşüdüğümde, heyecanlanıyorum.
  • Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğümü de gözlemlerim. Bence; düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini artırır. Varsayımlarımı, kalıplarımı, duygularımı anlamaya çalışırım. Sonra bu düşüncenin bende yarattığı duyguyu analiz ederim. Bu duyguya sebebiyet veren varsayımlarımı düşünürüm. Varsayımı tam aksi şekilde değiştiririm ve yeniden duygularımı gözlemlerim.
  • Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Fiziksel zindelik, zihinsel zindelik getirir. Spor yapmaya, fazla kilolarımdan kurtulmaya özen gösteririm. Yeterince su içerim. Çünkü, inanırım ki; insan beyninin yüzde 78’i su ile kaplıdır.

Sizin de önerilerinizi bekliyorum.

Müjgan ÇETİN

Temmuz 2018, İstanbul

 

Kaynaklar

[1] Bora Özkent, Adım adım inovasyon, Kurumlar ve girişimciler için pratik İnovasyon rehberi, Elma Yayınevi-İstanbul, 2015

[2] Meryem Arslan, İnovasyon, Final Yayıncılık, 2014

[3] Boston Consulting Group, The Most İnnovative Companies in 2016, 2017

[4] ISO/TC-279 WG2, Innovation Management System Terms and Definitions, 2018

[5] ISO/TC-279 WG2, Innovation Management System Terms and Definitions, 2018

[6] Bora Özkent, Adım adım inovasyon, Kurumlar ve girişimciler için pratik İnovasyon rehberi, Elma Yayınevi- İstanbul, 2015

[7] Yekta Özözer, Ne Parlak Fikir, Sistem Yayıncılık-İstanbul, 2010

[8] Ken Robinson, Yaratıcılık – Aklın sınırlarını Aşmak, Kitap-istanbul, 2003

[9] Dr. Ramazan Yıldırım, Yaratıcılık ve Yenilik, Sistem Yayıncılık-4 Basım, 2003

[10] By Carolyn Gregoire, 18 Things Highly Creative People Do Differently, Hoffpost, 2017, web site : https://www.huffingtonpost.com/2014/03/04/creativity-habits_n_4859769.html

İnovatif Fikirler Nerden Gelir? – Fikir Mentörlüğü – Yenilik Katalizörü

Fikir nedir? Bu sorunun yanıtını ‘Eldeki eski unsurların yeni bir bileşimi’ [1] olarak veren Young’dan bu yana daha anlamlı bir şey söyleyen çıkmadı. Bu tanım bence kişiyi özgür kılmakta. Sıradan insanların da yeni fikirler üretebileceğini söylemektedir. Ben yinede ‘Fikir öyle bir şeydir ki, biri söylediğinde nasıl olup da sizin bunu düşünmediğinize şaşırıdığınız şeydir’ demek istiyorum.Yeni fikirler ilerlemenin tekeridir. Fikir yoksunuğu, durgunluğun hakimiyetine neden olur. Kim olursanız olun, başarınızın anahtarı yeni fikirler üretme becerinizdir. Yani sorunları çözecek fikirler, insanlara yardımcı olacak fikirler, kalıcı-kurtarıcı-yaratıcı fikirler, herşeyi daha iyi-daha ucuz-daha yararlı hale getirecek fikirler, aydınlatıcı-geliştirici-etkileyici-esinlendirici-zenginleştirici fikirler üretmenizde…

Krizler, fikir üretmek için bulunmaz fırsatlardır. Hepiniz çince, kriz ve fırsat kelimelerinin aynı  şekilde yazıldığını biliyorsunuzdur. 1929 krizi, Türkiye’de DOLMUŞ fikrinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Halit, kriz nedeniyle bazen birkaç gün siftah yapmadan beklemek zorunda kalıyordu. Sürekli müşterisi olan iş adamı da artık taksiye binemeyeceğini söyleyince, Halit aynı yöne giden dört müşteriye ücreti paylaştırmayı önerdi. Bu önerinin kabul edilmesiyle, Nişantaşı-Eminönü dolmuş seferleri başlamış oldu. Krizle doğan bir iş modelini ise, Simit Sarayı yarattı. Simit Sarayı 2001 krizinin fırsat sembol firmalarından biriydi. İşe giden insanların simitçiler önünde kuyruk oluşturduklarını fark ederek, bu iş modelini hayata geçirdi.[2]

Müşterilerimin söylediklerine çok önem veririm. Bir gün bir müşterim bana ‘Siz fikir ekiyor ve bizi yüreklendirerek yönlendiriyorsunuz. Diğer danışmanlardan en büyük farkınız bu’ demişti. ‘Bizi belli bir methodolojiyi kullanmaya zorlamıyor, ben bilirim yapmıyor, havalarda dolaşmıyorsunuz.’ Bir başka müşterime de; ‘Neden danışmanlık almadınız?’ diye sorduğumda, ‘Hiç kimse kaderimizi ellerine teslim edebileceğimiz kadar bilge değildir.’ dedi. Bu iki cümle, uzun uzun beynimde dolandı durdu. Ben liderlik etmiyordum, yönetmiyordum. Yenileştiriyordum, rehberlik ediyordum. Kendilerine olan inançlarını pekiştiriyordum.  Haklıydı. Ben sadece bir mentör, katalizördüm. Fikir eken bir mentör. Yenilik katalizörü…

Bu yazımda size ‘yenilikçi fikirler nerden gelir?’ konusunu anlatacağım. Bu alanda çok sayıda çalıştay ve eğitim yaptım. Bu çalıştay ve eğitimlerde bizzat kullandığım ve işe yarayan teknikleri de ayrıca kitabımda detaylı olarak paylaşacağım.  Yenilikçi fikirler nereden gelir? İşte bu önemli soruyu hemen hemen her eğitimimde soruyor ve aşağıdaki tavsiyelerde bulunuyorum.

  1. Beni izle (Sosyal medya hesaplarımda ve web sitemde, ilgilendiğim yeni teknolojiler hakkında beğendiğim makale, video, haber v.b paylaşıyorum.)
  2. Sektörü ve Teknolojiyi  İzle (Fuarlar ve Trendleri İzle, hangi trend sitelerini izlediğimi sonradan detaylı olarak listeleyeceğim)
  3. Bilimsel gelişmeleri izle (benim takip ettiğim sitelere örnekler: ted.com, www.tedx.com, http://fitweb.me/best/teknoloji/, www.youtube.com http://www.asknature.org/, http://www.livescience.com/, http://www.bilim.org/
  4. Rakip Analizi yap
  5. Müşteri şikayetleri ÇOOOOK Önemli
  6. Müşterinizi DİNLEYİN….. (Dinlemek çok önemli, sadece satış yapmak için müşterinizi ziyaret etmeyin, arada bir hal hatır sormak ve nasılsın demek için ve kahvesini içmek için de uğrayın. İşte bu sohbetlerde gerçekten dinleyin onları)
  7. Fikir Yönetim sistemi kurun (Hem çalışanlarınızın hem de dış çevrenizin, bugün hayata geçiremeseniz bile, emin olun ki inanılmaz güzel fikirleri var)
  8. Açık inovasyona inanın
  9. İş süreçlerinizi en iyiler ile kıyaslayın
  10. Kendi yaratıcılığınıza güvenin

Fikir yönetimi için artık web tabanlı özel yazılımlar mevcut. Size hem ithal hem de yerli 2 çözüm örneği vereceğim. Her ikisini de denedim. Türkiye’de kullanan  müşterilerinden referans alabilirsiniz. Bu iki kuruluş ile de ticari hiçbir bağım yok. Ancak sizlerin inovasyon yolculuğunuzda hızlı ilerlemesi için bu çözümleirn isimlerini vereceğim. Bunlardan biri ithal www.qmarket.com  dur. Diğeri; yerli çözüm www.innocentrum.com dur, Her geçen gün  bir yeni çözüm daha pazara giriyor. Bir çok kuruluş da kendi yazılımını kendi geliştirmekte. Benim bu konudaki duruşum; eğer temel işiniz yazılım geliştirme değil ise, hazır yazılımları kullanmanızdır. Hem de yerli yazılım.

Bu fikir yönetim yazılımları; fikrin, kişi tarafından sisteme girilmesinden başlayarak, oylanması, değerlendirmelerin alınması, uzman değerlendirmecilere yönlendirilmesi, uzman analizi, karar vericilere yönlendirilmesi ve karar aşamasına kadar bütün süreç bu yazılımlar üzerinden yönlendirilebilmektedir. Böylece, her fikir kayıt altına alınmaktadır. Bugün teknolojik veya sosyolojik veya finansal olarak hayata geçiremediğiniz bir çok değerli fikir, böylece kaybolmamakta ve arada sırada dönün bir daha bakın diye orda durmaktadır. Ben bu yazılımlar ile oluşturduğunuz mecraya FİKİR OKYANUSU diyorum. Bu fikirleri değerlendirdikten sonra, FIRSATLAR HAVUZUNUZA alabilirsiniz.. Bu fırsatlar havuzu sizin inovasyon proje portfolyonuzu oluşturur.

Bir başka önemli konu ise, ‘medici etkisi’ yaratmaktır. Disiplerin, kültürlerin keşişme noktasına bir kere girdiniz miydi, var olan konseptleri birleştirerek, birçok olağan üstü ve yeni konsept elde edebilirsiniz. On beşinci yüzyıl İtalya’sındaki yaratıcılık patlamasının etkisi Medici’nin yarattığı etkidir. Medici, Floransa’lı bankacı bir ailedir. Bu aile sayesinde; Floransa heykeltraşlar ve mimarlar için cennet konumuna gelmiştir. Floransa’da buluşurlar, birbirlerinden bir şeyler öğrenirler ve disiplinler ve kültürler arasındaki duvarları yıkarlardı. Nitekim, el birliğiyle yeni fikirlere dayalı yepyeni bir dünyayı da böyle yarattılar. Bizler bunu Rönasans olarak biliyoruz. Rönesans sonunda, Floransa bir yaratıcılık patlamasına sahne oldu ve tarihin en inovasyon dolu çağlarından birini yaşadı.[3]

Bu alanda; bir çok kuruluşta danışmanlık, çalıştay ve eğitimlerimde önerdiğim ilave fikirlerimi sizlerle aşağıda paylaşıyorum.

  • ‘Ne öğrendim günleri’ yapın: Hepimiz başarılarımızı paylaşmayı severiz. Gururla, ben şunu yaptım da başarılı oldum diye uzun uzun anlatmaya bayılırız.. Oysaki inovasyon kültüründe, hatalar en önemli öğretmendir. Önemli olan bugün elde ettiğiniz sonuç değil, yaptığınız hatadan ne öğrendiğinizdir. Üstelik hepimiz hata yaparız ve hatalarımızı tekrarlamadığımız zaman bir sonraki aşamaya geçebiliriz. Tekrarlıyor ise, bilgisayar oyunlarında olduğu gibi seviye atlayamayız. Kurum kültüründe hatalar rahatlıkla ifade edilebiliyor ve bunun için ceseratlendiriliyor ise, inovasyondan bahsedebiliriz. Bu konuda sürekli EDİSON un lafı örnek gösterilir. ‘Ampülü yapamamanın 1999 yolunu öğrendim’ demiştir. Ancak, kimse hatasını itiraf etmek istemez. Ben aksine, ayda bir gün, hatalarından öğrendiklerini paylaşan çalışanlarınıza yemek ısmarlayın diyorum. Onları kuvvetli bir şekilde harika bir etkinlikle sahneye alın. Cesur insanlar onlar…
  • ‘Biomimicary haftaları‘ yapın: Doğadan öğrenmek, artık herkesin bildiği çok kullanışlı bir yöntemdir. Bu sebeple ben de her hafta doğadan bir canlının özelliklerini anlatan bir köşeniz olsun diyorum. Bu canlı, kuş olabileceği gibi, ağaç, balık, böcek de olabilir. Şu sıralarda askeri alanda yük taşıma robotlarının böcekler ve karafatmaların bacaklarından esinlenerek geliştirildiğini bilerek söylüyorum bu öneriyi. TV de saniyede kendi boylarının 15 katı kadar hızlı koşmalarının sebebinin bulunarak, bu robotların tasarımına eklendiğini izledim. Bu köşeye posterler, fotograflarla o canlının özelliklerini anlatın, o canlının nerelerde bulunduğunu, doğadaki etkisi-faydasını özetleyin. Bir boş panoya da bir soru sorun diyorum. Karıncaların iletişim yöntemlerini araştırın. Baykuşların nasıl sessiz uçabildiklerini keşfedin. Nilüfer çiçeklerinin yaprakları neden su tutmaz bilin. Bu canlının hangi özelliği bizim hangi sorunumuzu çözer? Bakın bakalım ne cevaplar geliyor? Yılın 52 haftasını dolduracak kadar canlının var olduğunu bilerek malzemesiz kalmayacağınızı garanti ediyorum. Üstelik, bu canlıları araştırma ve malzemeleri sunma görevini de doğa gönüllerinden bir ekip kurarak onlara verin lütfen diyorum. Bu alanda benim çok sevdiğim web sitesi ise www.asknature.org   Arada bir girin ziyaret edin lütfen….
  • Varsayım yıkma duvarı : Hepimizin davranışlarını önemli şekilde etkileyen ve bizleri yenilikçi fikirlerden ve yeni hayatlardan alıkoyan şeylerin varsayımlarımız olduğunu düşünüyorum. Varsayımlarımızı ters yüz ettiğimiz zaman, algımızın değiştiğine ve sorunlarımı çözebildiğime bizzat şahit olduğum için varsayımlara savaş açtım. Bunun için işletmelere; hem işçiler için, hem de beyaz yaka çalışanlar için 3 bölümlü bir duvar ayırmalarını öneriyorum. İlk bölüme, isteyen herkes işle ilgili bir varsayımı yazabilsin. Sorunu yaratan ve sonucun oluşmasına sebebiyet veren varayımdan bahsediyorum. Örnek : Restorantların menüleri olur. İkinci bölüme ise bu varsayımın ters yüz edilmiş hallerini yazın diyorum. Örnek : Restorantların menüleri olmaz. Üçüncü bölüm ise, bu ters yüz edilmiş hallerini nasıl anlamlı kılacağınıza ilişkin önerilerinizi kayıt edebilin diyorum. Örnek: şef o gün her müşteriye et-balık-sebze olarak neler satın aldığını açıklıyor ve Müşteri bu malzemeler ile ne yemek istediğini şefin önerileri ile birlikte söylüyor ve şef de mutfağa gidip müşteriye özel yemek hazırlıyor. Daha çarpıcı bir örnek olarak; restorantlar yemek karşılığında para alırlar varsayımını ters yüz edelim. Restorantlar yemek karşılığında para istemezler. Yemek karşılığında para istemeyen bir retorant nasıl olur? İnsanların bir araya gelip laflayacakları, çalışacakları bir mekan yaratın, bu mekanda müşteriler ne yediklerine göre değil de o mekanda ne kadar zaman geçirdiklerine göre para ödesinler. Özellikle, boğaz manzaralı mekanlarda çok pahalı balık yiyeceğime, manzara ve işgal parası öderim ve balıklardan ve harika mezelerden de dilediğim kadar yerim diye düşünüyorum. Eskiden bütün kaza yapan araç kullanıcılarının sigorta şirketlerini dolandırcağı varsayımı ile kasko hizmeti işkenceye dönüşürdü. Şimdi öyle mi ya, anlaşmalı servise gidiyor yaptırıp çıkıyorsunuz. Cebinizden hiç para çıkmıyor. Sadece varsayımı değiştirerek, süreç inovasyonu işte bu…Varsayımları yıkma duvarında yer alan katılımcılara her yıl harika ödüller verin lütfen….
  • Değer şebekeleri panelleri: Değer şebekleri nedir? Sizin müşterinize veya hedef kitlenize sunduğunuz ürün-hizmet-çözümün arz zinciridir. Tedarikçileriniz, bayiniz, son tükeciniz, ürünlerinizi depolayan ambar, satış sonrası servis teşkilatınız gibi ürününüze değer katan kuruluşları ağırlayarak onlara yaşadıkları sorunları neden anlattırmıyorsunuz diye soruyorum. Bu yapılandırılmış paneller ile sizleri rakiplerinizden öteye taşıyacak farklıları keşfetme, yenilikler için ihtiyacınız olan fikirleri bulma yolunda çok büyük değer katacaktır. Her ay bu panellerden en az bir tane gerçekleştirin lütfen…Bakın neler öğreneceksiniz. İnovasyon fırsatları problemlerin içerisinde gizlenmiştir.
  • Konfor alanlarınızı yıkın : Bu konuda en sevilmeyen önerim budur. Her 6 ayda bir çalışanlarınızın ofis yerleşimini değiştirin. Hatta biraz daha ileri gidip, kitabımın önceki bölümlerde detaylı anlattığım ROTOKRASİ uygulayın. Sonra bir bakın bakalım. Yerler, bölümler değiştiğinde kafalar nasıl değişiyor.

Sizin de önerilerinizi bekliyorum.

Müjgan ÇETİN

 

Kaynakça;

[1] James Webb Young, A Technique for Producing IDEAS, Thinking Ltd-London, 2011

[2] Şafak Altun, Büyük Olma Muhteşem Ol – Başarılı İnovasyon Taktikleri, Elma Yayınları-İstanbul, 2011

[3]  Frans Johansson, Yaratıcılık ve İnovasyon – Medici etkisi yaratmak, Medicat Yayınları-İstanbul, 2013