Navigate / search

İnovasyon Yönetiminde Organizasyon Yapısı ve ROTOKRASİ Modelim

İnovasyon yönetim sisteminin şartlarından biri de tabi ki organizasyonel yapının tanımlanmış olmasıdır. İnovasyon hedeflerini gerçekleştirmek ve inovasyon yönetim sisteminin etkinliğini sağlamak için uygun organizasyon yapısının kurulması, uygun kişilerin atanması ve bu rol yapısının organizasyon içerisinde iletilmesi ve anlaşılmasının sağlanması sorumluluğu, üst yönetimdedir. İnovasyon yönetim sisteminin bütünlüğünün muhafaza etmesini ve inovasyon süreçlerinin uyarlanabilir olmasını sağlamak ve amaçlanan çıktılara erişmek liderin sorumluluğundadır. Her kuruluş, kendi kültürel yapısına uygun rol dağıtımını gerçekleştirebilir. Mevcut roller içerisinde, herkese inovasyon projelerine katılma, gerçekleşirme sorumluluğu verebileceği gibi herkesi sorumlu tutan bir yaklaşım tercih edebilir. Ancak, yeniliği destekleyen bir kültürünü ve inovasyon ile yaratılacak değerin üzerine odaklanmayı teşvik etmek,  yenilik portföylerini yönetmek, inovasyon projelerini başlatmak ve kuruluşa inovasyon alanında koçluk yapmak, inovasyon projelerine ilişkin ekipleri kurmak, inovasyon stratejilerini izlemek ve değerlendirmek için ayrı bölümler de oluşturabilir.

Çok uzun zamandır bilinen organizasyonlar ile bilinmeyene yolculuk edemiyeceğimizin farkındaydım. Ancak, ufkumu açan David Eagleman’ın BEYİN SENİN HİKAYEN’[1] isimli kitabı oldu. Doğadan öğrenme yöntemi ile beyinimizi o kadar güzel anlatıyor ki; okumanızı öneriririm. İnsan Bilincini anlamak için, beynin bileşenlerinin nasıl etkileşim kurduğunu anlamak lazım diyor.

Eğer basit parçaların kendilerinden büyük bir şeyi nasıl ortaya çıkarabildiğini görmek istiyor isek, en yakındaki karınca yuvasından öteye bakmak lazımdır. Yaprak kesici karıncalar, kendi besinlerini kendileri yetiştirirler. Karıncalardan bazıları  taze bitkiler aramak üzere yuvadan çıkar ve bulduklarında da bitkiden ısırdıkları büyük parçaları yüklenerek yuvaya taşırlar. Ancak karıncalar bu yaprakları yemezler. Daha küçük işçi karıncalar, yaprak parçalarını alır ve çiğneyerek küçük parçalara böldükten sonra, bunları büyük yerlatı bahçelerinde mantarlara gübre olarak kullanırlar. Bu şekilde beslemiş oldukları mantar ise; karıncaların daha sonra yiyeceği spor üretici küçük tomurcuklar oluştururlar. Koloni, olağanüstü başarılara imza atsa da her karıncanın tek başına yaptığı iş aslında çok basittir. Karınca, yerel talimatlar ve kurallara uyar. Kraliçe buyruk yağdırıp, diğer karıncaların davranışını düzenlemez. Onun yerine; her karınca diğer karıncalardan, larvalardan, davetsiz misafirlerden, yiyecek, artık ya da yapraklardan aldığı yerel kimyasal sinyallere tepki vererek görevini yapar. Merkezi bir karar sisteminin yokluğuna rağmen, koloni olağan üstü karmaşık ve incelikli bir davranış biçimi sergiler. Sadece, tarım yapmak değil, ölü karıncaları dışarı atmak için bütün girişlerden en uzak noktaları bulmak gibi. Karınca örneğinden alınacak ders, koloni düzeyindeki karmaşık davranışların, bireylerin karmaşıklığından kaynaklanmıyor oluşudur. Buradaki püf noktası, karıncalar arasındaki etkileşimdir. Aynı şey beyi içinde geçerlidir. Her nöron yaşamını bir ağa gömülü olarak yalnızca sinyallere tepki vererek geliştirir. Bütün hedefleriniz, planlarını ve becerileriniz tümüyle bu nöronlara bağlı olsa bile, onların neyi inşaa ettiğinizden haberleri bile yoktur.[2]

Bu paragrafı okuyunca, hani derler ya ‘AHA BULDUM’ diye, işte böyle bir aydınlanma yaşadım. Sıklıkla karşılaştığım  bir soru ile ROTOKRASİ Modelime başlamak istiyorum. İnovasyon yönetiminin organizasyonu nasıl olmalı? (Bu soru tabiki kendi düşüncelerini veya uygulamalarını doğrulamam için soruluyor. )

  • Dahileri bir bölüme toparlayıp inovasyonu onlara mı yaptıralım? Bu sorunun cevabı kesinlikle HAYIR dır. Hem bölüm için hem bölümler arası gerilim ve çekişmeler, düşmanlıklar hatta topyekün savaşlar istemiyor iseniz HAYIR. Bunu deneyimleyen çok sayıda şirket tanıyorum. USA den getirdikleri danışmanlar böyle söylediği için böyle yaptıklarını savunuyorlar. Eğer çalışanlarınızı inovasyon bölümünde çalışan ve diğerleri diye bölerseniz, iki grup arasındaki farklılıkları derinleştirirsiniz. Ayrıca, zeki, yetenekli ve bilgili insanların kuruluşunuzda inovasyonu yapacak en iyi ekip olduğunu düşünüyor iseniz, kesinlikle yanılıyorsunuz. Scott Page[3] konuşmasında çeşitli yetenek, deneyim ve millet, yaş gruplarından (demografik) oluştuğunu anlatıyor. Karma ekiplerin başarısı için; paylaşılmış bir net amaç, güven, fikirlerini özgürce paylaşabilecekleri bir ortam yeterlidir. Bu cümleyi tabiki 30 yılı aşan deneyimime dayalı olarak söylüyorum. Ancak başarılı ekiplerin özellikleri alanında çok sayıda akademik makale ve kitaba da isterseniz erişebilirsiniz.
  • Yoksa inovasyon diye bir bölüm oluşturalım bu bölüm, bütün örgüt içerisindeki inovasyon projelerinin sekreteryasını mı yapsın? Bir çok kuruluş bu yaklaşımı uygulamaktadır. Bu sorunun cevabı ne EVET ne de HAYIR dır. Standart içerisinde biz de bu yapıya işaretler gönderiyoruz. Ancak, sizin kurumsal kültür ve dinamiklerinize göre bunu siz belirlemelisiniz. Deneyimlerimden sürekli söylediğim  ‘İnovasyon Herkesin İşidir.’ Bir bölüm kurarak, topu onun kucağına atar iseniz top taca gitmiş olur. Diğer bölümler kendi iş tanımlarında ve performans kriterlerinde (KPI) ne yazıyor ise onun peşinde koşarlar.
  • İnovasyon komiteleri mi kuralım? İçerisinde ar-ge, pazarlama ve satış ile üretim veya teknik bölümlerin temsil ettiği bir komite belkide başlangıç için iyi bir çözümdür. Ben başlangıç için iyi bir çözüm diyerek, bunun kurumsal ve yaşayan bir sistem ve kültüre dönüşmesi için; İç girişim (intra-enterproneur) kurulları, gruplar arası inovasyon ekipleri, matris örgütlenmeler, iş tanımı ve sorumluluklarda revizyon v.b yapılar ile desteklenmesini ve ayrıca performans değerlendirme sistemi içerisinde yer bulmasını tavsiye ediyorum. Çalışanlara ne sorarsanız onun cevabını aldığınızı biliyorsunuz umarım.

İnovasyon yönetim sisteminin hedeflenen sonuçlarına ulaşmak için ilgili ve uyarlanabilir kurumsal yapıların kurulmasını sağlamak tabiki liderin görevidir. Kuracağı yapıyı; bir yandan yaratıcılığın ve keşfin nasıl gerçekleştirildiğini ve diğer taraftan yayılımın ve verimliliğin bir arada var olabileceğini veya organizasyona nasıl entegre edilebileceğini içerecek şekilde düşünmelidir. Tabiki inovasyonun radikal-yıkıcı olması ile arttırımsal olması farklı yapılar gerektirecektir. İnovasyonun yüksek risk içeren bir faaliyetler zinciri olduğunu unutmayın lütfen.

ROTOKRASİ modelim 3 kelimenin birleşiminden oluşuyor. ‘Rotasyon ve Otonom ve Demokrasi’ Rotasyon’un R’ su,  Otonomun OTO’su ve Demokrasinin KRASİ harflerinden oluşuyor. Neden bu 3 kelimeden yeni bir kelime uydurdum? Bu 3 kelimenin anlamlarını Türk Dil Kurumu [4] tarafından aşağıdaki tanımlarını görürseniz anlayacaksınız.

Rotasyon : Kökeni fransızca olup, değişim, sirasiyla değişme, münâvebe ile yer değiştirme,  bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde yer değiştirmeleri.

Otonom : Kökeni fransızca olup, özerklik anlamında kullanılır.

Demokrasi: Kökeni fransızca olup, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

Amacım, kuruluşların 1980-2000 yılları arasında doğan ve mühendis, eleman, şef olarak şu anda iş piyasasında yer alan; ancak yapılan bütün oryantasyon eğitimleri, maliyetlerine ragmen mutlu olmayan, çalışan memnuniyetini düşüren ve kuruluş kıdemini hızla aşağı çekerek işten ayrılan, Y neslinin yönetimine cevap olmaktır. Bu program; Y nesli’ni kazanarak, onların kuvvetli yönlerini kullanarak, başarılı olmaları ve kuruluşun başarılı olması için hazırlanmıştır. Otorite  yerine rotasyon ile deneyimleyerek başarmak olarak özetlediğim, ORGANİZAYONEL İNOVASYON programı adını verdiğim,  Y kuşağının verimini ve etkinliğini arttıracak yeni bir program ROTOKRASI.

Uzmanların Y kuşağı dediği 1980-2000 dönemi doğan nesilin güçlü ve zayıf yönleri şöyle tanımlanıyor.[5] Öncelikle güçlü yönleri;

  • Araştırmacı, sorgulayıcı ve paylaşımcı
  • Girişimci ve yaratıcı
  • Ailesi ve arkadaşlarına düşkün
  • Özgüven ve özsaygısı yüksek
  • Yaşam gayesi = Hayatı yaşamak
  • Kısa ve pratik
  • Eş zamanlı çok iş yapabilen
  • Esnek ve adaptasyonu yüksek
  • Adelet duygusu yüksek
  • Sürecin tadını çıkartmak kaydıyla sonuç odaklı
  • Eğitim ve gelişim odaklı

Şimdi zayıf yönlerine bakalım;

  • Aşırı öz güven, ben oldum düşüncesi
  • Sabretme eğilimi zayıf
  • Çok şikayetçi
  • Motivasyonunu çabuk kaybetme
  • Diğer kuşakları anlamaya çalışmama

ROTOKRASİ’yi bu özellikleri kullanarak şu prensipler üzerine kurguladım.

  • Herkesin aynı gemide olduğu bilinci
  • Çözüm ihalesi ve sözleşmesi 
  • Ekiplere odaklanma
  • Yapılarda değişiklik yapmadan önce rollerde değişiklik
  • Ölçme ve değerlendirme yöntemleri

ROTOKRASI için Kitabımın ilgili bölümlerini okuyun lütfen…

Müjgan ÇETİN, Ağustos 2018

[1] David Eagelman, Beyin Senin Hikayen, Domingo Yayınevi, 6 Baskı, 2016

[2] David Eaglemen, Beyin senin Hikayen, Domingo Yayınları, 2016

[3] Scott Page konuşması web sitesi : https://www.youtube.com/watch?v=wULRXoYThDc&feature=youtu.be

[4] Türk Dil Kurumu  web sitesi : http://www.tdk.gov.tr

[5] İnan Acılıoğlu, ‘İŞ’TE Y KUŞAĞI, Elma Yayınlar-Ankara, 2.Basım, 2017

İNOVASYON YÖNETİMİNDE Kullanabileceğiniz TEKNİK VE METODLAR

ISO/TC279 çalışma grubunda sizlere bu bölümde anlatacağım konuları kapsayan bir standart yazım grubu oluşturduk.  Bunun sebebi; ISO-50501 içerisinde; ‘Gerekli araçları ve yöntemleri belirlemeli, sağlamalı ve sürdürmelidir.’ Demekteyiz.  Bunun için; farklı inovasyon türlerinin yanı sıra inovasyon faaliyetlerini destekleyen uygun araç ve yöntemlerin bir karışımını seçmek ve sağlamak;  mevcut araçlar ve yöntemler konusunda farkındalık yaratmak, erişim sağlamak ve eğitim sağlamak; araç ve yöntemlerin kullanımı, paylaşımı, yeniden kullanımı ve işbirliğini sağlamak ile liderleri görevli kıldık.

Araçlar ve yöntemler açıklayıcı, kışkırtıcı, katılımcı, zorlayıcı, analitik ve iletişimsel olmak üzere farklı türlerde olabilir. Teknik ve metodlar; kılavuzlar, rehberler, talimatlar, oyunlar, şablonlar, sunular, videolar, yazılımlar ve donanım da dahil olmak üzere pek çok form ve formatta olabilirler.

Şimdi öncelikle kullanabileceğiniz teknik ve metodları sıralayayım ve her biri için nasıl kullanabileceğinize yönelik detaylı açıklamaları da verelim.  Bu teknik ve metodları; işlevine göre 3 grupta gruplayarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Sonrasında ise ilgilendiğiniz teknik ve metodun detaylı açıklamasını okuyabilirsiniz.

  1. Analiz ve değerlendirme amacıyla kullanabileceğiniz teknik ve metodlar
    1. SWOT Analizi – İç çevrenizin değerlendirilmesidir.
    2. Yaşam Ağacı Analizi – Temel iş alanınızı ve bu alandaki temel varlıklarınızı analiz eder.
    3. Müşteri ihtiyaçları analizi– Değer zinciri içeriside müşterinin ihtiyaçlarını analiz eder. Derinlemesine görüşme, focus grup çalışmaları, etnofrafik çalışmalar, anketler, müşteri memnuniyeti ve şikayeti çalışmaları, gizli müşteri çalışmaları, yaşayan laboratuvarlar bu grupta özetlenmiştir.
    4. Rakip analizi – Rakiplerin yeniliklerini analiz eder. Rekabet etmek için boşlukları belirler.
    5. Kıyaslama : Örnek alınacak “referans noktası”nın belirlemesi anlamına gelen benchmarking, bir kuruluşun rekabet gücünü yükseltmek için, başarılı performansa sahip başka kuruluşların, iş yapma tekniklerini incelemesi, kendi teknikleri ile kıyaslaması ve  bu kıyaslamadan elde ettiği bilgileri kendi işletmesinde uygulamasıdır.
    6. Görev Haritası: Bu teknik, müşterinizin sizin sunduğunuz değere erişim süreçlerinin adımlarıdır. Bu süreci analiz ederek, inovasyon fırsatlarını yakalayabilirsiniz.
    7. Trend analizi – iş potansiyeline uygun sosyal, kültürel, teknolojik, ekonomik trendleri ve işinize etkilerini analiz eder.
    8. Teknoloji analizi – Teknolojik alanlardaki yenilikçi faaliyetler için analiz yapmak için, ikincil kaynakların (Uluslararası kuruluşlar, SYK lar v.b) analizlerini kullanabileceğiniz gibi; patent haritalama ve bilgi haritalama adını verdiğimiz analizleri de bu başlıkta yapabilirsiniz.
      1. Patent haritalama – Hedef pazarınızdaki alınmış patentlerin haritasıdır.
      2. Bilgi haritalama – Bilimsel Makale Analizi – İlgilendiğiniz teknolojik alanlarda son durum ve bilimsel makalelerin haritalamasıdır.
    9. Empati haritası – Müşteri ile empati kurarak, ihtiyaçlarınızı analiz eder.
    10. PESTEL+M – Dış çevrenizi analiz eder. Her bir harf; ingilizcede bir kelimeye karşılık gelmektedir. Bunlar; P: Political, E: Economical, S: Social, T: Technological, E: Environmental, L: Legal ve M:Market kelimeleridir.
    11. İnovasyon yaşam çevrimi analizi – İnovasyon çıktılarınızı (ürün-hizmet-iş modeli v.b) değerlendirirerek, yaşam eğrisinin hangi aşamasında olduğunuzu belirlemeye yarayan analizdir.
    12. Problem Çözme Analizleri : Bu analizler iş dünyamıza mükemmeliyet programları, toplam kalite uygulamaları 6SİGMA v.b programlar aracılığı ile girmiş ve çok kullanılan tekniklerdir. Ben en çok kullanılan; Sebep-sonuç diyagramları, 7 NİÇİN ve PARETO Analizi tekniklerinden bahsedeceğim. Bu tekniklere ilaveten, histogramlar, diyagramlar, örnekleme yöntemleri v.b çok sayıda problemin sebebini teşhis etmek için kullanacağınız teknik ve metod sayabiliriz.
  2. Yenilikçi fikirler üretmek ve değerlendirmek amacıyla kullanabileceğiniz teknik ve metodlar

Yenilikçi fikirler üretmek için çok sayıda yöntem mevcuttur. Ben en bilinen yöntemleri sıralamadan önce; yenilikçi fikirlere ihtiyaç duyan liderler ve yöneticiler için tavsiyelerimi sıralayacağım. İnsanlar mutlu olduklarında, keyif aldıklarında iyi fikirler üretirler. Bir insanı keyifli yapan en temel şey ise sevdiği birşeyi yemektir. Onları güzel şeylerle besleyin ki sizin için güzel fikirler üretsinler. Bu sebeple ISO-50501 İnovasyon Yönetim Sistemi Standartı içerisinde inovasyon kültürü konusuna özel önem verdik. ‘Lider olarak, bizzat siz; bir yenilikçi olduğunuzda; işlerin iyi gittiğinde herkesin başarıyı sahiplendiğini, ters gittiğinde ise sizi suçlamak için sıraya girdiklerini görürsünüz. Bunun doğal olduğunu ve hata yapmadan başarıya ulaşamayacağınızı öncelikle sizin kabullenmenizi sağlar. Hatalar bizi başarıya götüren basamaklardır.[1] Övgü sizin işiniz. Siz başarılarını ne kadar çok övdükçe onlar sizin ne kadar alçakgönüllü olduğunuzu düşünür. Önemli olan sonuçtur. Başarılmıştır. Yenilik yine kazanmıştır. ‘Coşku tüm diğer duygulardan daha bulaşıcıdır, sizin ışığınız başkalarını da aydınlatır, ateşiniz onlarınkini de canlandırır. Zorluklar, itirazlar, engeller, geçmiş başarısızlıklar, kurallar, yenilgi endişesi, olumsuzluklar coşku bunların hepsini silip süpürür.[2]

İnsanlar inandıkları kişiliğe uygun davranışlar sergilerler. Eğer başarısız olduklarına inanıyorlar ise muhtemelen başarısız olurlar. Eğer kendilerinin yaratıcı bir insan olduğuna inanıyorlarsa emin olunki yaratıcı olacaklardır. Davranışlarımız zihinsel kabullerimize bağlıdır. Zihninizi değiştirirseniz hayatınız da değişir. Çok sayıdaki yaşam koçu, profesyonel koç, yönetici koçu v.b gibi konuştuğumun farkındayım. Siz iyisimi bu kişisel gelişim kitaplarından alın veya koçlardan faydalanın. Ben söylemek istediğimi söyleyeyim. Yaratıcılık, yenilikçilik doğuştan kazanılan bir yetenek değildir. Fikir üretebileceğine olan inancına bağlıdır. Sizin yapmanız gereken sadece inancını değiştirmektir. Bunun için sadece onlara; dostça, açık, destekleyici, rahatlatıcı, birleştirici davranmanızı öneriyorum.

Bütün bu tavsiyelerden sonra, çok kullanılan ve benim kitabıma aldığım teknik ve metodları sıralayayım.

  1. Beyin fırtınası – Analizlerinizde yenilikçi-yaratıcı fikirlerin ortaya çıkartılmasıdır. Çok sayıda alt yöntem ile bu klasik yöntemi kullanabilirsiniz.
  2. Design Thinking- Tasarım Düşüncesi : Bu yöntem; sorunu çözmek için önce anlamanız gerektiğini söyler. Empati üzerine kurulmuş bir fikir üretimi sürecinden sonra, prototipini yaparak kullanıcı tespkilerini alıp, düzeltmenizi sağlar.
  3. Double Diomand – Çift Elmas : Tasarım düşüncesi modelinin binlerce versiyounundan biridir. Yakınsak ve ıraksak düşünmeyi baz alarak ilerler.
  4. İnovasyon Fikir Çizelgesi – Bu analiz, değer yaratacak inovasyon fikirlerinin üretilmesine, değerlendirilmesine, geçerliliğinin sınanmasında kullanabileceğiniz bütünsel bir çizelgedir.
  5. TRİZ : 3 Milyon patentin incelemesi ile oluşturulmuş bir tekniktir. Özellikle teknik problemlerin çözümünde harika fikirler üretmenize olanak sağlar.
  6. Dokuz Pencere : Bu teknik, psikolojik ataleti kırma tekniklerinden birisidir.
  7. SCAMPER : Özellikle okul öncesi veya ilkokul da çocukların yaratıcı fikirlerini üretmek için kullanılan kolay ve eğlenceli bir metottur.
  8. De BONO Altı şapka Tekniği: [3]Artık klasikleşmiş güzel bir tekniktir. Edward De Bonu tarafından 1985 de geliştirilmiştir.
  9. Fikir eleği: İnovatif fikirlerinizi hızlıca değerlendirebileceğiniz benim geliştirdiğim bir metottur.
  10. Fikir Terazisi: Fikir eleğinden geçmiş fikirlerinizin uzman gruplar tarafından fizibilitesi hazırlanmadna önce bütün yaklaşımlar ile birlikte değerlendirmeniz için geliştirdiğim bir metottur.
  11. Risk Matrisi : Şirketin gitmek istediği pazara ve ürün/teknolojiler ne kadar tanıdığına göre İnovasyon risk matrisi kullanılmalıdır. Bu risk matrisini kullanırken GERÇEK Mİ ve KAZANABİLİR MİYİZ? Sorusunu sormalı ve ilgili bölümde tanımladığım değerlendirmeleri yapmalısınız.
  12. Diyagramlar ve matrisler : Bu alanda çok sayıda metod ve teknik vardır. İlgili bölümde detaylı olarak Ağaç diyagramı, Mind map-Zihin haritası, Matris, İlişki diyagramı-Affinity diyagram v.b metodları hakkında bilgiler veriyorum.
  1. Faaliyetlerinize karar vermek, planlamak, yönetmek, kontrol etmek amacıyla kullanabileceğiniz teknik ve metodlar
    1. Risk analiz ve değerlendirme: Bütün yönetim sistemleri standartları (kalite, çevre, iş sağlığı ve güvenliğ, bilgi güvenliği, enerji v.b) 2015 versiyonu ile birlikte; risk analiz ve değerlendirme üzerine oturmuştur. Yaşayan bir sistem olarak, kurduğunuz yönetim sistemi alanında fırsat ve risklerinizi analiz etmeli ve değerlendirmelisiniz. Bu konuda hazırlanmış özel bir standart dahi vardır. ISO-31000 Risk Yönetim Sistemi[4] standartını edininiz.
    2. Proje Zaman Planı – Gantt Şeması ve CPM/PERT : Çok eskilerden bu yana bildiğiniz ve kullandığınız basit bir yöntemdir.
    3. Agile-Çevik Proje Yönetimi : Proje yönetim sürecini hızlandırmak için geliştirilmiş güzel bir araçtır.
    4. SCRUM : Gelişen teknolojik girişimcilik akımı ile birlikte, geliştirilmiş bir proje yönetim aracıdır.
    5. Strateji Tuvali : Strateji hazırlarken kullanacağınız bir yöntemdir.
    6. Balanced Score Card – Kurumsal Karne : Strateji yönetiminin çok bilinen metoduru.
    7. CANVAS: Kanvas Is Modeli Alex Osterwalder[5] tarafindan gelistirilmis ve Eric Ries‘in onderlik ettigi “Yalin Girisimcilik” [6]akiminda kendine cok onemli yer edinmis, bir Is Plani hazirlama aracidir.
    8. Müşteri yolculuğu: Bir müşteri yolculuğunun haritası çok basit bir yöntemdir. Müşterinizin (ürünlerinizin) bir ürün, çevrimiçi deneyim, perakende deneyimi veya bir hizmet veya herhangi bir kombinasyon olsun, şirketinizle etkileşimde bulunduğu adımları gösteren bir şemadır. Bu şema ile müşteri deneyiminizi planlar ve yönetirsiniz.

Sizlerin de ürettiği, bildiği, keyifle kullandığı başka metod ve teknik var ise paylaşmanızı bekliyorum.

Müjgan ÇETİN Ağustos 2018

[1] Trevor Bentley, Yaratıcılık, Hayat Yayınları-İstanbul, 1999

[2]  Jack Foster, Yaratıcılık Fabrikası, Optimist Yayınları-İstanbul, 2005

[3] De Bono, Altı Şapkalı Düşünme Tekniği, Remzi Kitapevi, 1985

[4] ISO-31000 Risk Yönetim Sistemi Standartı, 2009 edition

[5] Alex osterwalder kişisel web sitesi : http://alexosterwalder.com/

[6] Yalın Girişim Kitabının orjinal  web sitesi : http://theleanstartup.com/#author

İnovatif Fikirler Nasıl Üretilir?

Yenilikçi fikirleri üretmek için çok sayıda metod ve teknik bulunmaktadır. Bu metod ve tekniklerin detaylarına kitabımın ilgili bölümünden ulaşabilirsiniz.  Fikirler, yukarıda bahsettiğim dış çevre tarafından tetiklenmiş konulardan değil, bazen sizin hassasiyet duyduğunuz ama çözülmemiş bir ihtiyacınızdan da doğabilir.

2016 yılı dünya inovasyon şampiyonlarına (Apple, Google, Tesla, Microsoft, Amazon, netflix, Samsung, Tuyota, Facebook, yapılan ankette inovasyon fikirlerinin nereden geldiği sorulmuş.[3] %78’i iç kaynaklardan, %70’i müşterilerilerinden, %66 si stratejik iş ortaklarında, %65 i tedarikçilerinden, %57 si müşteri şikayetlerinden geldiğini söylemiş.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TIM)’nin 2014 yılından bu yana düzenli olarak her yıl yaptığı İNOVAYSON Haftası’nı hiç kaçırmam. 2017 INOVASYON Haftası’nda   başladığı yıldan itibaren sponsor olarak yer alan ARÇELİK; İnovasyon süreçlerini ve buna ilişkin istatistiklerini sundu. 4 aşamalı bir özgün inovasyon süreçleri olduğunu Garage (http://arcelikgarage.com/tr/ ) adı altında hayata geçirdiklerini söyledi. Arçelik Garage; farklı disiplinlerden çalışanları barındıran (multidisipliner) ve hiyerarşi olmayan bir merkez olarak, girişimci ruhla çalışıyor. Açık inovasyon yaklaşımı ile yenilikçi fikirlere alt yapısını açıyor. ‘Fast Track’ adlı fikir/ürün geliştirme süreci ve 2017 için çıktıları şöyle ölçeklendirdi;

  • Ideathon aşaması: Fikir yaratma süreci- 2017 de 5120 fikir
  • Makeathon aşaması: Ürünün ilk halini ortaya çıkarmak, kavramsal prototipi yapmak 2017 de 121 prototip
  • Fast track aşaması : Ürünü geliştirmek ve gerçek protopi üretmek 2017 de 12 proje ve Demo Day / Pitching / C-Suit: Şirket çalışanları, müşterilerin de dahil olduğu geniş bir katılıma sunum yapmak
  • Boost aşaması: Fuarlara yeni ürünleri ile katılarak müşteri deneyimini alma – 2017 de 6 ürün

Fikir yönetimin en eski bilindik hali, toplam kalite yönetimi uygulamalarında sıkça kullanılan öneri sistemleridir. Balık kılçığı diyagramı ile kuruluşların duvarlarını süsleyen uygulamalar yanında, öneri kutuları, öneri yarışmaları ve ödülleri 1990’lı yıllardan bu yana tanıdık olduğumuz yöntemlerdir.  Öneri sistemleri ile, önemli veya önemsiz, her türden önerinin açığa çıkartılması, tüm önerilerin muhataplarına iletilmesi gerekliliğinin yaygınlaştırılması, çalışanların sürekli olarak çalışma yöntemlerini, iş ortamlarını sorgulamalarını ve çalışanların işletme politikasını benimsemeleri amaçlanmaktadır. Öneri sistemlerinde, öneriler doğru değerlendirilerek kısa zamanda cevaplandırılıyor, uygun bir süreç veya zaman diliminde fikirler hayata geçiriliyorsa katma değeri yüksek sistemler olarak şirketin güçlenmesinde önemli bir rol oynarlar.[2] Öneri sistemleri; cinfikir kutusu, fikir borsası, fikir postası v.b adlarla bir çok kuruluşta hayata geçiriliyor.

Öneri sistemlerini yıllardır işleten kuruluşlar kaizen, sürekli geliştirme, 6Sigma vb programları için çalışanlarının, paydaşlarının fikirlerine ihtiyaç duyarlar. Ancak gelen fikirlerin çok azı bu konularla ilgilidir. Çoğunlukla, idari konular oluyor. Bu sistemlerde  bir diğer sıkıntı ise; sürekli iyileşme ve gelişmeye yönelik fikirler nedense hep aynı kişilerden geliyor. Bu sebeple; üretilen fikirlerin kalitesi çok önemlidir. Diyelim ki başardınız ve kaliteli fikirleri elde edebilecek, değerlendirebilecek, ödüllendirebilecek çalışan bir sistem kurdunuz. Peki; bir fikrin inovasyon mu, iyileştirme mi yoksa geliştirme mi olduğuna nasıl karar vereceksiniz ? İşte bu soru da böylece hayatınıza girmiş oluyor.

ISO/TC 279 numaralı çalışma gruplarında en fazla tarışma yaratan konu bu idi. Bu sebeple; ‘ISO-50500 Innovation Management System-Terms and Definition (İnovasyon Yönetim Sistemi-Tanımlar ve Terimler)’ standartını yazmak üzere çalışma grubu oluşturuldu ve 3 yıl süren hararetli çalışmalar sonunda standart 2018 yılı sonunda yayınlanacak şekilde son haline getirildi. Öncelikle; bu standart içerisinde bu önemli sorunun cevabını yeniden vermek istiyorum. Sonra da, bu bölümde işe yarayan fikirler elde etmek için ne kadar çok fikre ihtiyacınız olduğunu gösteren Türkiye ve Dünya örneklerini sunacağım.

İyileştirme ve İnovasyon (Improvement vs. İnnovation): Hem inovasyon hem de iyileştirme ürüne değer katar ve her ikisi de değişim gerektirir. İyileştirme, orijinal durumunun ölçümlerinin anlamlı olduğu  ve mevcut varlığın değişimi ile sınırlıdır. Mevcut yaklaşımları ve bilinen yöntemleri ve çözümleri kullanan iyileştirmeler  inovasyonla sonuçlanmaz. İnovasyon ise, daha önce mevcut olmayan yeni bir varlığın (genellikle daha büyük belirsizlik koşulları altında) kullanıma sokulmasını içerebilir. KAIZEN ise sürekli iyileştirme terimin karşılığıdır. Dolayısı ile yaptığımız KAIZEN’ler bilinen yöntemleri uygulayarak, orjinal durumu iyileştirmeye yönelik ise buna inovasyon diyemiyoruz. KAIZEN’ler verimlilik odaklı çalışmalardır. İş mükemmelliği başlığı altında, sahada yapılan iyileştirmeleri kapsar. [4]

Bu tanımımızda dikkatinizi çekmesini istediğim konu, değişimin etki ettiği varlığın veya değişim yaklaşımının mevcut olup olmadığıdır.  Yenilik kavramı yenilik ve değer ile karakterizedir. Yenilik ve değer, inovasyon kavramının gerekli ve yeterli nitelikleridir. Şimdi araştırma ve geliştirme ile birlikte anılan, zaman zaman da süreç geliştirme olarak hayata geçirilen bu ‘Geliştirme’ kavramının tanımına bakalım. Öncelikle araştırma kelimesine bakalım.

Geliştirme ve İnovasyon (Development vs. innovation): Geliştirme, mevcut bilgileri kullanarak, kullanıcı gereksinimlerine dayalı yeni veya mevcut ürünler, hizmetler, süreçler, modeller için; var olan özellikleri dönüştürecek şekilde sistematik faaliyetler içerir. Geliştirme süreçleri inovasyon ile sonuçlanabilir, ancak mevcut kullanıcıları tatmin ederek, mevcut özelliklerin kademeli olarak genişletilmesini  içerir. Mevcut müşterilerimizin çıklanmamış ihtiyaçlarına veya yeni kullanıcılara yeni ve radikal olarak farklı teklifler sunmak için yapılır. Oysaki, İnovasyon sonuçtur. Değerin gerçekleştiği veya yeniden dağıtıldığı yeni veya değiştirilmiş varoluştur. Yenilik ve değerin ilgili tarafların algılamasına bağlı olduğu ve bunlarla alakalı olduğu bir “sonuç” dur. Yenilik ve değerin ilgili tarafların algılamasına bağlı olduğu ve bunlarla alakalı olduğu bir “sonuç” dur. Değeri sadece para ile ölçmüyoruz. Değer finanasal olabileceği gibi finanasal olmayan (tasarruf, verimlilik, sürdürülebilirlik, memnuniyet, yüreklendirme, deneyim, güven) konularda da gerçekleşterilebilir. Değer, kullanıcılar, üreticiler, dağıtıcılar, tüketiciler, müşteriler, hedef kitle tarafından farklı algılanabilir. Değeri önemli kılan ise, ifade edilen veya edilmeyen ihtiyaçların karşılanmasıdır. [5]

Bu konuda yaptığım danışmanlık ve eğitimlerde, bu ayrımı yapmak için kolay bir yöntem sorarlar .. Ben de aşağıdaki maddeler halinde; bir fikrin inovasyon mu, gelişme veya iyileşme mi olacağına ilişkin yöntemi sıralıyorum.

  • İyileştirme ve geliştirme kavramlarında ortak 3 özellik mevcuttur. Bunlar;
    • Mevcut ürün, hizmet, süreç, iş modeli olması ve mevcut varlığın değişimi veya gelişimi ile sınırlı olması
    • Bu değişimi veya gelişimi mevcut yaklaşımları kullanarak gerçekleştirmesi
    • Bu değişimi veya gelişimi gerçekleştirmek için mevcut veya bilinen yöntemleri kullanması
  • İnovasyon da ise ;
    • Varlığın, yaklaşımın ve yöntemin en az biri mevcut olmayan, yeni olmak zorundadır.
    • Risk katsayısı yüksektir, genellikle daha büyük belirsizlik koşulları altında kullanıma alınır.
    • İnovasyon çıktısı ürün ise; fikri haklarını (patent, faydalı model, tasarım tescili vb.) alma şansınız var demektir.

Fikir sayısını arttırmak için, sadece iç kaynaklara odaklanmayın lütfen. Fikirlerin sadece iç kaynaklardan gelmesi yerine dış kaynakları da harekete geçirmeye açık inovasyon diyoruz. Bu konu ile ilgili kitabımdan ilgili bölümde detaylı bilgi bulabilirsiniz.

İşe yarayan ve sonuçta size hedef kitlenizde hedeflediğiniz değeri yaratacak olan fikri yakalayabilmeniz için kaç harika fikre ihtiyacınız var? Bunu hem literatürden hem de uygulama örneklerinden cevaplandırmak istiyorum. Öncelikle, bir temel araştırmanın hayatımıza girmesi için gereken zamana bir bakalım. 12-14 yıl geçtikten sonra, ancak yeni bir bilimsel gelişme gündelik hayatımızda karşılık buluyor. Yani CERN de yapılan quantum fiziğine ilişkin temel araştırma sonuçlarını günlük hayatımızda ancak 2020 li yıllardan sonra görebileceğiz.

Yenilikçi fikirlere ilişkin, literatürde yapılan çalışmalarda 3000 ham fikirden 1 ticari başarı elde edebilecek yeni ürün çıktığını gösteriyor. Bu 3000 fikirden 300 fikir seçilebiliyor, 125 proje başlatılabiliyor, 9 önemli gelişme sağlanabiliyor, 4 temel değişiklik yapılabiliyor ve 2 adet pazara sürülen üründen ise 1 inde ticari başarı elde edilebiliyormuş. Sosyal alanda üretilen 60 fikirden de ancak 1 inin işe yaradığını söylüyorlar. Bu istatiksikler 2000 li yılların başından kalmış olmak ile birlikte, ne kadar çok sayıda fikir içerisinden inovasyon alanınızı belirler iseniz, hedefinizi yakalama şansınız o kadar artar diyebilirim.

İnovasyon demoratikleşti ve yeni teknolojiler ile birlikte daha da kolaylaştı. Fikir sahipleri finans bulmak için İndiegogo.com, Kickstrater.com , projemefon.com  gibi kitlesel fonlama (crowfunding) sitelerinden faydalanabiliyorlar. Fikirlerini geniş kitlelerle paylaşıp, kimi zaman indirimli ön satış kimi zaman doğrudan bağış olarak maddi destek istiyorlar.[6]

Ayrıca, inovatif fikri olan insanlar, tasarım ve üretim gibi konularda hiçbir bilgileri olmasada ürünlerinin tasarımı ve geliştirilmesi için QUIRKY, EDISSON NATION gibi  internet platformlarından yararlanabiliyorlar. Bu platformlar fikirlerinizi beğeniyorlarsa tasarım, üretim, satış, pazarlama, lojistik süreçlerinin tamamanı sizin adınıza çözüyorlar. Ürün satılmaya başladığında da sizin adınıza hesabınıza düşen parayı havale ediyorlar. www.quirky.com da sadece hangi problem, nasıl çözmek istediğinizi açıklıyorsunuz. Fikriniz beğenilirse takipçilerine açılıyor. Öneri ve eleştiriler alınıyor. Bir fikir çok sayıda öneri alıyorsa (500.000 üyesi var) potansiyel ürün olarak kabul ediliyor. Bu fikir quirky nin ekibi tarafından üretim, pazarlama, tasarım açısından inceleniyor ve seçilirse hızlıca prototip üretimine geçiliyor. Her aşamada üyelerin fikri alınıyor. Teknik zorluk, maliyet, takipçilerin ilgisinde azalma varsa fikirden vazgeçiliyor. Vazgeçmezler ise satışa sunuluyor. Belli bir zaman diliminde ön sipariş alınırsa gerçek üretime geçiliyor. Tabi satış gerçekleşirse sizde payınızı alıyorsunuz. Bu tip platformlar ve kitlesel fonlama siteleri hem yeni fikirler bulmanızı kolaylaştıracak hem de ürününüzü-çözümünüzü test etmiş olacaksınız.

ABD de hızla büyüyen TECHSHOP adlı şahane şirket ise aklında somut bir fikri olan ama onu birilerine teslim etmek yerine, üzerinde bizzat çalışarak hayata geçirmek isteyen mucit adaylarına rüya gibi bir ortam sağlıyor. Üç boyutlu yazıcılardan, torna tezgahlarına, CAD yazılımlarına kadar her türlü donanımı belirli bir üyelik bedeli karşılığında kullanmanızı sağlıyor. Dilerseniz aletlerin kullanımı konusunda eğitimler alabildiğiniz gibi benzer projeler üzerinde çalışan diğer insanlarla bir araya gelerek fikir alışverişinde de bulunabiliyorsunuz.  Benzer bir örnek kaggle.com  Bu site üzerinden veri bilimcilere ulaşarak özellikle büyük veri uygulamaları içeren inovasyonlarınız için yardım alabiliyorsunuz. İlaç üreticileri yeni ilaç test süreçlerinde kaggle.com u yoğun bir şekilde kullanıyorlar.

İnovasyon trendlerini takip ederek, yenlikçi fikirlerden esinleneceğiz web siteleri önereceğim. Başkalarının yeni fikirleri bize her zaman ilham olur. Bir inovatör olarak şirketinizi/kendinizi geleceğe hazırlamanız ve ileriye doğru bakmanız gerekir. Dünyanın artan bir tempoyla değiştiğini bildiğiniz bir ortamda bu hiç de kolay değildir. Hangi teknolojiler gelişiyor? Hedef müşterileriniz nasıl değişiyor? Ve bunların şirketinizdeki etkisi nasıl olacak? İşte size tüm bu yenilikleri ve gelecekteki olası trendleri izleyebileceğiniz, benim takip ettiğim web sitelerini veriyorum.

  1. Sreategy business : İnovasyon, trendler ve son haberler ile birlikte makaleleri izleyebileceğiniz bir site. https://www.strategy-business.com/
  2. InnovationExcellence: İnovasyon kavramı ile ilişkili onlarca yazı, makale, araştırma ve içeriğin yer aldığı gelişmiş bir blog olarak düşünebileceğiniz bir internet sitesidir. http://www.innovationexcellence.com/
  3. İnnocentive : Bu site kamu, özel kuruluş, STK ların çözmek istediği problemlerle araştırmacıları buluşturan bir sitedir. https://www.innocentive.com/about-us/
  4. Sprinwise : Tüm dünyada yenilikçi tüm girişimleri, fikirleri ve konseptleri tarıyor. http://www.springwise.com/
  5. Trendwatching: Dünya genelinde yeni gelişen tüketici trendlerini, sezgilerini ve inovasyonları takip ediyor ve yayınlıyor. http://trendwatching.com/
  6. Trend Hunter: Trend Hunter, 90 binin üzerinde trend avcısı tarafından dünyanın en kapsamlı ve en popüler keskin fikirlerle beslenen bir fikir platformu. http://www.trendhunter.com/
  7. MoreInspiration : İnovatif ürünleri ve teknolojileri keşfetmenize imkan verir. http://www.moreinspiration.com/
  8. CoolBusinessIdeas: Dünya genelinde oldukça yeni parlak iş fikirlerini takip eden bir blog. En son, en yeni iş fikirleri üzerinde avlanmak için bu siteyi takip edebilirsiniz. http://www.coolbusinessideas.com/
  9. PSFK: Tasarım, dijital, pazarlama,medya ve teknoloji endüstrilerinden milyonlarca okuyucunun her ay, yeni gelişmekte olan fikir ve inovasyonları okuyup, tartışıp paylaştığı bir platformdur. http://www.psfk.com/
  10. David Report: İş ve tasarım dünyalarının kesişim noktalarındaki trendleri yazan etkileyici bir blog ve online dergidir. http://davidreport.com
  11. JWT Intelligence: Tıbbi ürünler, kozmetik, yiyecek-içecek, ev ve kişisel bakım gibi farklı kategorilerdeki uluslararası müşterilerinin yararına bu tanımlamayı yaparlar. http://www.jwtintelligence.com
  12. TED: TED, paylaşılmaya değer fikirlere sadık bir kar amacı gitmeyen bir kuruluştur. Eğlence, teknoloji ve tasarım dünyalarından insanları bir araya getiren bir konferanslar serisi olarak ortaya çıkmıştır. Videoları izlemenizi öneririm. http://www.ted.com/
  13. Mashable: Sosyal medya ve teknoloji alanlarında ziyaretçilerine haberler, etkili bilgiler ve yazılar sunan bir blog. http://mashable.com/

Yaratcılık inovasyonla yakından ilişkilidir. Yaratıcı beyinler, yeni fikirleri bulmada yeteneklidirler. Bu yenilik, orjinallik olarak da adlandırılır. Ancak her orjinallik, her zaman yenilik anlamına gelmiyor. Orjinallik (novelty); önceden hayal edilmeyen, düşünülmeyen, yeni-alışılmamış olanı ifade eder. Her orjinal yeni iken, her yeni olan da orjinal olmayabilir. İnovasyon; orjinallik, yenilik ve yaratıcılık kavramlarını kapsar. İnovasyon kavramı ilave olarak değer yaratır.

Yaratıcılık, yenilikçi fikir deyince beyin ve beynin çalışma mekanizmaları merak ediyoruz.  Bu konu hem zevkli hem eğlenceli, hem de öğretici ve düşündürücü bir konu. Bol sayıda kitap, makale okumanızı ve you tube dan ve ted.com dan video izlemenizi öneriyorum.

Bilgi beyine ulaştığında, yağmur damlasının toprağa düştüğünde iz oluşturması gibi yavaş yavaş bir kalıp oluşturur. Yeni gelecek bilgiler de bu kalıbı tanırmış gibi ona doğru yönelir ve onun şekline bürünürler. Bu beynimizin öğrenme sürecidir. Ancak bizi gerçekten kalıplar. Yaratıcı süreci baltalayan işte bu kalıplarımızdır. [7]

Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır.  Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor.  Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok.

İnsan esas olarak yaratıcıdır. Hepimiz içinde yaşadığımız dünyayı yaratıyoruz. [8] Hepimiz iki dünyada yaşıyoruz. Biz olsak da olmasak da varlığını sürüdüren bir dünya ve biz varolduğumuz için varolan bir dünya. Yaratıcılık yeteneğimiz doğuştan gelmese de geliştirebiliriz. Doğuştan gelen yeteneklerimizi hangi ölçütlerde kullandığımız, seçtiğimiz yaşam biçimi ve içinde bulunduğumuz koşullara bağlıdır. Yaratıcı fikirler bir anda ortaya çıkmaz. Belirli bir sürecin tamamlanması gerekir. Bu sureç zaman zaman bilinç altında yürüdüğü, ya da çok kısa sürdüğü için fark edemeyiz. Ancak 4 aşamalı bu süreci hepimiz mutlaka yaşamışızdır.[9]

  • Hazırlık : Konu üzerine odaklandığımız aşamadır. Konuyla ilgili belleğimizdeki kayıtları değerlendirir, bilgi toplar, düzenler, değerlendirmeye başlarız.
  • Kuluçka : Beynimiz konuyla ilgili arka planda çalışmasını sürdürür. Araya giren yeni uğraşlar, gözlemler, düşünceler, deneyimler bu süreci etkiler, hızlandırır, katkı sağlar.
  • Fikirin doğması: Yeni fikrin doğuşunu sağlayan uyaranın ne olduğunu farketmeden fikrin birden aklımıza geldiğini sandığımız andır.
  • Fikrin geliştirilmesi: Aklımıza gelen fikir uygulayabileceğimiz kadar iyi olmayabilir. Bu fikri geliştirdiğimiz aşamadır.

Yaratıcı bireylerin davranış özellikleri ile ilgili yapılan araştırmalar ortak özellikler olarak aşağıdakileri sıralıyor. [10]

  • Hayal Kurarlar.
  • Her şeyi gözlemlerler.
  • Kendileri için uygun olan saatlerde çalışırlar.
  • Yalnız kalmaya zaman ayırırlar.
  • Yaşamdaki engelleri tersine çevirirler.
  • Sürekli yeni deneyimler peşinde koşarlar.
  • Yenilgiden korkmazlar.
  • Her şeyi sorgularlar.
  • İnsanları gözlemlerler.
  • Risk alırlar.
  • Tüm yaşamı kendilerini ifade etmek için bir fırsat olarak görürler.
  • Gerçek tutkularının peşinden giderler.
  • Zihinlerini silerler.
  • Zaman kavramını unuturlar.(Akışta olurlar)
  • Kendilerini güzelliklerle çevrelerler.
  • Noktaları birleştirirler.
  • Sürekli bir şeyleri yıkıp değiştirirler.
  • Farkındalık için zaman ayırırlar.

Ben bu konuda verdiğim eğitimlerde; kendi üzerimde uyguladığım aşağıdaki önerilerde bulunuyorum. Tabi sizlerin bunlara ilave kendi yaratıcılığınızı harekete geçirmeye yönelik harika bireysel yöntemleriniz de olabilir. Bu yöntemlerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

  • Beynim açık havada, doğada yürüyüş yaparken daha iyi çalışıyor. Bir probleme çözüm üretmem gerektiğinde, bir doğa yürüyüşü yaparak, yaratıcı çözüm önerileri geliştiririm.
  • Rutin olarak tekrar ettiğim davranışlardan vazgeçerim. Bazen evime başka bir yoldan giderim. Bence, beyni yoran monotonluktur. Hayatımı ne kadar renklendirirsem, beynim o kadar neşeleniyor ve yaratıcı düşünüyor.
  • Bilim kurgu filmler ve animasyon filmler izlemeyi çok severim. Hiç bir bilim kurguyu kaçırmam. İzledikten sonra da ‘Bu filmden ne öğrendim? Öğrendiğimi gündelik sorunlarımda nasıl kullanabilirim?’ diye kendime sorarım.
  • Sanatla ilgilenirim. Resim yapabilmenin bütün tekniklerini öğrenmeye çalışırım. Yağlıboya, suluboya, akrelik, minyatür v.b. Seramik, cam sanatı v.b kurslara giderim. Şu sıralar heykel kursuna katılmak istiyorum.
  • Sevdiğim bir müzik bana çalışırken eşlik eder. Özellikle yeni sanatçıları dinlerim. Klasik müziğin veya Türk müziğinin şifalandırıdığını veya yaratıcılığı geliştiridiğine ilişkin epey bir bilimsel çalışma ve yayın var.
  • ‘Problemi nasıl çözerim?’ diye beynime çözüm odaklı pozitif soru sorarım. Moralimi bozacak, motivasyonumu düşürecek sorular sormam. ‘Beni neden kimse sevmiyor, neden şişman ve çirkinim?’ v.b negatif sorular yerine, ‘Sevilen, sağlıklı ilişkiler geliştiren bir insan nasıl olabilirim?, Ne yaparsam daha zayıf ve güzel olabilirim?’ gibi pozitif sorulardan bahsediyorum. Beyinin sorularla çalışan sadece bir cihaz olduğuna inanıyorum. Kendimle bir deney yaptım. Beynime ‘Seni nasıl aldatabilirim?’ diye sordum. Emin olun ki, bir zaman sonra kendimi-beynimi nasıl aldatabileceğime ilişkin koca bir liste sundu bana. Çok hayret ettim bu listeye ve ‘Beynim, kendini nasıl aldatabileceğini sorduğumda söyleyebiliyorsa, en güzel çözümleri de o söyler.’ Diyerek sorularımı sorularımı değiştirmeye başladım.
  • Ne yiyorsanız o bedeni inşaa edersiniz’ diyor beslenme uzmanları. Ben de ‘Ne düşünüyorsanız öyle bir dünya inşaa edersiniz’ diyorum. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatınız da ona göre şekilleniyor. Unutmayın, kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda da onu çoğaltırsınız. Kuantum fiziğe merakınız var ise; sicim teorisi, belirsizlik kuralı, çoklu evrenler v.b gibi aynı anda çoklu olasıkların varlığını biliyorsunuzdur. Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışır. Topluluk önünde konuşma yaparken “acaba heyecanlanır mıyım?” diye düşüdüğümde, heyecanlanıyorum.
  • Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğümü de gözlemlerim. Bence; düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini artırır. Varsayımlarımı, kalıplarımı, duygularımı anlamaya çalışırım. Sonra bu düşüncenin bende yarattığı duyguyu analiz ederim. Bu duyguya sebebiyet veren varsayımlarımı düşünürüm. Varsayımı tam aksi şekilde değiştiririm ve yeniden duygularımı gözlemlerim.
  • Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Fiziksel zindelik, zihinsel zindelik getirir. Spor yapmaya, fazla kilolarımdan kurtulmaya özen gösteririm. Yeterince su içerim. Çünkü, inanırım ki; insan beyninin yüzde 78’i su ile kaplıdır.

Sizin de önerilerinizi bekliyorum.

Müjgan ÇETİN

Temmuz 2018, İstanbul

 

Kaynaklar

[1] Bora Özkent, Adım adım inovasyon, Kurumlar ve girişimciler için pratik İnovasyon rehberi, Elma Yayınevi-İstanbul, 2015

[2] Meryem Arslan, İnovasyon, Final Yayıncılık, 2014

[3] Boston Consulting Group, The Most İnnovative Companies in 2016, 2017

[4] ISO/TC-279 WG2, Innovation Management System Terms and Definitions, 2018

[5] ISO/TC-279 WG2, Innovation Management System Terms and Definitions, 2018

[6] Bora Özkent, Adım adım inovasyon, Kurumlar ve girişimciler için pratik İnovasyon rehberi, Elma Yayınevi- İstanbul, 2015

[7] Yekta Özözer, Ne Parlak Fikir, Sistem Yayıncılık-İstanbul, 2010

[8] Ken Robinson, Yaratıcılık – Aklın sınırlarını Aşmak, Kitap-istanbul, 2003

[9] Dr. Ramazan Yıldırım, Yaratıcılık ve Yenilik, Sistem Yayıncılık-4 Basım, 2003

[10] By Carolyn Gregoire, 18 Things Highly Creative People Do Differently, Hoffpost, 2017, web site : https://www.huffingtonpost.com/2014/03/04/creativity-habits_n_4859769.html

İnovatif Fikirler Nerden Gelir? – Fikir Mentörlüğü – Yenilik Katalizörü

Fikir nedir? Bu sorunun yanıtını ‘Eldeki eski unsurların yeni bir bileşimi’ [1] olarak veren Young’dan bu yana daha anlamlı bir şey söyleyen çıkmadı. Bu tanım bence kişiyi özgür kılmakta. Sıradan insanların da yeni fikirler üretebileceğini söylemektedir. Ben yinede ‘Fikir öyle bir şeydir ki, biri söylediğinde nasıl olup da sizin bunu düşünmediğinize şaşırıdığınız şeydir’ demek istiyorum.Yeni fikirler ilerlemenin tekeridir. Fikir yoksunuğu, durgunluğun hakimiyetine neden olur. Kim olursanız olun, başarınızın anahtarı yeni fikirler üretme becerinizdir. Yani sorunları çözecek fikirler, insanlara yardımcı olacak fikirler, kalıcı-kurtarıcı-yaratıcı fikirler, herşeyi daha iyi-daha ucuz-daha yararlı hale getirecek fikirler, aydınlatıcı-geliştirici-etkileyici-esinlendirici-zenginleştirici fikirler üretmenizde…

Krizler, fikir üretmek için bulunmaz fırsatlardır. Hepiniz çince, kriz ve fırsat kelimelerinin aynı  şekilde yazıldığını biliyorsunuzdur. 1929 krizi, Türkiye’de DOLMUŞ fikrinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Halit, kriz nedeniyle bazen birkaç gün siftah yapmadan beklemek zorunda kalıyordu. Sürekli müşterisi olan iş adamı da artık taksiye binemeyeceğini söyleyince, Halit aynı yöne giden dört müşteriye ücreti paylaştırmayı önerdi. Bu önerinin kabul edilmesiyle, Nişantaşı-Eminönü dolmuş seferleri başlamış oldu. Krizle doğan bir iş modelini ise, Simit Sarayı yarattı. Simit Sarayı 2001 krizinin fırsat sembol firmalarından biriydi. İşe giden insanların simitçiler önünde kuyruk oluşturduklarını fark ederek, bu iş modelini hayata geçirdi.[2]

Müşterilerimin söylediklerine çok önem veririm. Bir gün bir müşterim bana ‘Siz fikir ekiyor ve bizi yüreklendirerek yönlendiriyorsunuz. Diğer danışmanlardan en büyük farkınız bu’ demişti. ‘Bizi belli bir methodolojiyi kullanmaya zorlamıyor, ben bilirim yapmıyor, havalarda dolaşmıyorsunuz.’ Bir başka müşterime de; ‘Neden danışmanlık almadınız?’ diye sorduğumda, ‘Hiç kimse kaderimizi ellerine teslim edebileceğimiz kadar bilge değildir.’ dedi. Bu iki cümle, uzun uzun beynimde dolandı durdu. Ben liderlik etmiyordum, yönetmiyordum. Yenileştiriyordum, rehberlik ediyordum. Kendilerine olan inançlarını pekiştiriyordum.  Haklıydı. Ben sadece bir mentör, katalizördüm. Fikir eken bir mentör. Yenilik katalizörü…

Bu yazımda size ‘yenilikçi fikirler nerden gelir?’ konusunu anlatacağım. Bu alanda çok sayıda çalıştay ve eğitim yaptım. Bu çalıştay ve eğitimlerde bizzat kullandığım ve işe yarayan teknikleri de ayrıca kitabımda detaylı olarak paylaşacağım.  Yenilikçi fikirler nereden gelir? İşte bu önemli soruyu hemen hemen her eğitimimde soruyor ve aşağıdaki tavsiyelerde bulunuyorum.

  1. Beni izle (Sosyal medya hesaplarımda ve web sitemde, ilgilendiğim yeni teknolojiler hakkında beğendiğim makale, video, haber v.b paylaşıyorum.)
  2. Sektörü ve Teknolojiyi  İzle (Fuarlar ve Trendleri İzle, hangi trend sitelerini izlediğimi sonradan detaylı olarak listeleyeceğim)
  3. Bilimsel gelişmeleri izle (benim takip ettiğim sitelere örnekler: ted.com, www.tedx.com, http://fitweb.me/best/teknoloji/, www.youtube.com http://www.asknature.org/, http://www.livescience.com/, http://www.bilim.org/
  4. Rakip Analizi yap
  5. Müşteri şikayetleri ÇOOOOK Önemli
  6. Müşterinizi DİNLEYİN….. (Dinlemek çok önemli, sadece satış yapmak için müşterinizi ziyaret etmeyin, arada bir hal hatır sormak ve nasılsın demek için ve kahvesini içmek için de uğrayın. İşte bu sohbetlerde gerçekten dinleyin onları)
  7. Fikir Yönetim sistemi kurun (Hem çalışanlarınızın hem de dış çevrenizin, bugün hayata geçiremeseniz bile, emin olun ki inanılmaz güzel fikirleri var)
  8. Açık inovasyona inanın
  9. İş süreçlerinizi en iyiler ile kıyaslayın
  10. Kendi yaratıcılığınıza güvenin

Fikir yönetimi için artık web tabanlı özel yazılımlar mevcut. Size hem ithal hem de yerli 2 çözüm örneği vereceğim. Her ikisini de denedim. Türkiye’de kullanan  müşterilerinden referans alabilirsiniz. Bu iki kuruluş ile de ticari hiçbir bağım yok. Ancak sizlerin inovasyon yolculuğunuzda hızlı ilerlemesi için bu çözümleirn isimlerini vereceğim. Bunlardan biri ithal www.qmarket.com  dur. Diğeri; yerli çözüm www.innocentrum.com dur, Her geçen gün  bir yeni çözüm daha pazara giriyor. Bir çok kuruluş da kendi yazılımını kendi geliştirmekte. Benim bu konudaki duruşum; eğer temel işiniz yazılım geliştirme değil ise, hazır yazılımları kullanmanızdır. Hem de yerli yazılım.

Bu fikir yönetim yazılımları; fikrin, kişi tarafından sisteme girilmesinden başlayarak, oylanması, değerlendirmelerin alınması, uzman değerlendirmecilere yönlendirilmesi, uzman analizi, karar vericilere yönlendirilmesi ve karar aşamasına kadar bütün süreç bu yazılımlar üzerinden yönlendirilebilmektedir. Böylece, her fikir kayıt altına alınmaktadır. Bugün teknolojik veya sosyolojik veya finansal olarak hayata geçiremediğiniz bir çok değerli fikir, böylece kaybolmamakta ve arada sırada dönün bir daha bakın diye orda durmaktadır. Ben bu yazılımlar ile oluşturduğunuz mecraya FİKİR OKYANUSU diyorum. Bu fikirleri değerlendirdikten sonra, FIRSATLAR HAVUZUNUZA alabilirsiniz.. Bu fırsatlar havuzu sizin inovasyon proje portfolyonuzu oluşturur.

Bir başka önemli konu ise, ‘medici etkisi’ yaratmaktır. Disiplerin, kültürlerin keşişme noktasına bir kere girdiniz miydi, var olan konseptleri birleştirerek, birçok olağan üstü ve yeni konsept elde edebilirsiniz. On beşinci yüzyıl İtalya’sındaki yaratıcılık patlamasının etkisi Medici’nin yarattığı etkidir. Medici, Floransa’lı bankacı bir ailedir. Bu aile sayesinde; Floransa heykeltraşlar ve mimarlar için cennet konumuna gelmiştir. Floransa’da buluşurlar, birbirlerinden bir şeyler öğrenirler ve disiplinler ve kültürler arasındaki duvarları yıkarlardı. Nitekim, el birliğiyle yeni fikirlere dayalı yepyeni bir dünyayı da böyle yarattılar. Bizler bunu Rönasans olarak biliyoruz. Rönesans sonunda, Floransa bir yaratıcılık patlamasına sahne oldu ve tarihin en inovasyon dolu çağlarından birini yaşadı.[3]

Bu alanda; bir çok kuruluşta danışmanlık, çalıştay ve eğitimlerimde önerdiğim ilave fikirlerimi sizlerle aşağıda paylaşıyorum.

  • ‘Ne öğrendim günleri’ yapın: Hepimiz başarılarımızı paylaşmayı severiz. Gururla, ben şunu yaptım da başarılı oldum diye uzun uzun anlatmaya bayılırız.. Oysaki inovasyon kültüründe, hatalar en önemli öğretmendir. Önemli olan bugün elde ettiğiniz sonuç değil, yaptığınız hatadan ne öğrendiğinizdir. Üstelik hepimiz hata yaparız ve hatalarımızı tekrarlamadığımız zaman bir sonraki aşamaya geçebiliriz. Tekrarlıyor ise, bilgisayar oyunlarında olduğu gibi seviye atlayamayız. Kurum kültüründe hatalar rahatlıkla ifade edilebiliyor ve bunun için ceseratlendiriliyor ise, inovasyondan bahsedebiliriz. Bu konuda sürekli EDİSON un lafı örnek gösterilir. ‘Ampülü yapamamanın 1999 yolunu öğrendim’ demiştir. Ancak, kimse hatasını itiraf etmek istemez. Ben aksine, ayda bir gün, hatalarından öğrendiklerini paylaşan çalışanlarınıza yemek ısmarlayın diyorum. Onları kuvvetli bir şekilde harika bir etkinlikle sahneye alın. Cesur insanlar onlar…
  • ‘Biomimicary haftaları‘ yapın: Doğadan öğrenmek, artık herkesin bildiği çok kullanışlı bir yöntemdir. Bu sebeple ben de her hafta doğadan bir canlının özelliklerini anlatan bir köşeniz olsun diyorum. Bu canlı, kuş olabileceği gibi, ağaç, balık, böcek de olabilir. Şu sıralarda askeri alanda yük taşıma robotlarının böcekler ve karafatmaların bacaklarından esinlenerek geliştirildiğini bilerek söylüyorum bu öneriyi. TV de saniyede kendi boylarının 15 katı kadar hızlı koşmalarının sebebinin bulunarak, bu robotların tasarımına eklendiğini izledim. Bu köşeye posterler, fotograflarla o canlının özelliklerini anlatın, o canlının nerelerde bulunduğunu, doğadaki etkisi-faydasını özetleyin. Bir boş panoya da bir soru sorun diyorum. Karıncaların iletişim yöntemlerini araştırın. Baykuşların nasıl sessiz uçabildiklerini keşfedin. Nilüfer çiçeklerinin yaprakları neden su tutmaz bilin. Bu canlının hangi özelliği bizim hangi sorunumuzu çözer? Bakın bakalım ne cevaplar geliyor? Yılın 52 haftasını dolduracak kadar canlının var olduğunu bilerek malzemesiz kalmayacağınızı garanti ediyorum. Üstelik, bu canlıları araştırma ve malzemeleri sunma görevini de doğa gönüllerinden bir ekip kurarak onlara verin lütfen diyorum. Bu alanda benim çok sevdiğim web sitesi ise www.asknature.org   Arada bir girin ziyaret edin lütfen….
  • Varsayım yıkma duvarı : Hepimizin davranışlarını önemli şekilde etkileyen ve bizleri yenilikçi fikirlerden ve yeni hayatlardan alıkoyan şeylerin varsayımlarımız olduğunu düşünüyorum. Varsayımlarımızı ters yüz ettiğimiz zaman, algımızın değiştiğine ve sorunlarımı çözebildiğime bizzat şahit olduğum için varsayımlara savaş açtım. Bunun için işletmelere; hem işçiler için, hem de beyaz yaka çalışanlar için 3 bölümlü bir duvar ayırmalarını öneriyorum. İlk bölüme, isteyen herkes işle ilgili bir varsayımı yazabilsin. Sorunu yaratan ve sonucun oluşmasına sebebiyet veren varayımdan bahsediyorum. Örnek : Restorantların menüleri olur. İkinci bölüme ise bu varsayımın ters yüz edilmiş hallerini yazın diyorum. Örnek : Restorantların menüleri olmaz. Üçüncü bölüm ise, bu ters yüz edilmiş hallerini nasıl anlamlı kılacağınıza ilişkin önerilerinizi kayıt edebilin diyorum. Örnek: şef o gün her müşteriye et-balık-sebze olarak neler satın aldığını açıklıyor ve Müşteri bu malzemeler ile ne yemek istediğini şefin önerileri ile birlikte söylüyor ve şef de mutfağa gidip müşteriye özel yemek hazırlıyor. Daha çarpıcı bir örnek olarak; restorantlar yemek karşılığında para alırlar varsayımını ters yüz edelim. Restorantlar yemek karşılığında para istemezler. Yemek karşılığında para istemeyen bir retorant nasıl olur? İnsanların bir araya gelip laflayacakları, çalışacakları bir mekan yaratın, bu mekanda müşteriler ne yediklerine göre değil de o mekanda ne kadar zaman geçirdiklerine göre para ödesinler. Özellikle, boğaz manzaralı mekanlarda çok pahalı balık yiyeceğime, manzara ve işgal parası öderim ve balıklardan ve harika mezelerden de dilediğim kadar yerim diye düşünüyorum. Eskiden bütün kaza yapan araç kullanıcılarının sigorta şirketlerini dolandırcağı varsayımı ile kasko hizmeti işkenceye dönüşürdü. Şimdi öyle mi ya, anlaşmalı servise gidiyor yaptırıp çıkıyorsunuz. Cebinizden hiç para çıkmıyor. Sadece varsayımı değiştirerek, süreç inovasyonu işte bu…Varsayımları yıkma duvarında yer alan katılımcılara her yıl harika ödüller verin lütfen….
  • Değer şebekeleri panelleri: Değer şebekleri nedir? Sizin müşterinize veya hedef kitlenize sunduğunuz ürün-hizmet-çözümün arz zinciridir. Tedarikçileriniz, bayiniz, son tükeciniz, ürünlerinizi depolayan ambar, satış sonrası servis teşkilatınız gibi ürününüze değer katan kuruluşları ağırlayarak onlara yaşadıkları sorunları neden anlattırmıyorsunuz diye soruyorum. Bu yapılandırılmış paneller ile sizleri rakiplerinizden öteye taşıyacak farklıları keşfetme, yenilikler için ihtiyacınız olan fikirleri bulma yolunda çok büyük değer katacaktır. Her ay bu panellerden en az bir tane gerçekleştirin lütfen…Bakın neler öğreneceksiniz. İnovasyon fırsatları problemlerin içerisinde gizlenmiştir.
  • Konfor alanlarınızı yıkın : Bu konuda en sevilmeyen önerim budur. Her 6 ayda bir çalışanlarınızın ofis yerleşimini değiştirin. Hatta biraz daha ileri gidip, kitabımın önceki bölümlerde detaylı anlattığım ROTOKRASİ uygulayın. Sonra bir bakın bakalım. Yerler, bölümler değiştiğinde kafalar nasıl değişiyor.

Sizin de önerilerinizi bekliyorum.

Müjgan ÇETİN

 

Kaynakça;

[1] James Webb Young, A Technique for Producing IDEAS, Thinking Ltd-London, 2011

[2] Şafak Altun, Büyük Olma Muhteşem Ol – Başarılı İnovasyon Taktikleri, Elma Yayınları-İstanbul, 2011

[3]  Frans Johansson, Yaratıcılık ve İnovasyon – Medici etkisi yaratmak, Medicat Yayınları-İstanbul, 2013

Ülkemizin İnovasyon Karnesinin Çin, ABD, AB ve İsviçre Bağlamında Değerlendirilmesi

Öncelikle, makro yaklaşım ile dünyaya bir bakıp, inovasyon alanında başarılı ülkeler neyi farklı yapıyorlar ki biz de ülkemiz için örnek alalım istiyorum. İnovayson alanında ilk MBA programını açan Yeditepe Üniversitesi ‘knowledge and Innovation’ programında 2010-2014 yılları arasında verdiğim temel inovasyon dersinde, yüksek lisans öğrencilerim ara sınav yerine 2007 den bu yana yayınlayan ‘Global Innovation Index(GII)’ [1] isimli bir rapordan, küresel inovasyon indeksini incelerler ve bu indeksten seçtikleri bir ülke ile Türkiye’yi karşılaştırarak, ne yapmalıyız diye önerilerini sunarlardı.  Bu sebeple, ilk olarak bu indeks ile inovasyon karnemize bakalım istiyorum.

GII oluşumu, Cornell Universitesi, INSEAD, ve Dünya Fikri Haklar  Örgütü (The World Intellectual Property Organization (WIPO)) ile Birleşemiş Milletler tarafından 2007 yılından bu yana ülkelerin inovasyon karnelerini yayınlıyor. 2016 yılından itibaren bu raporun kamu kurumların değerlendirmelerinde de referans alındığını gördüm. Artık ülke olarak ölçülebilir bir hedefimiz var.  Raporda yer alan 127 ülke ile kendimizi kriter bazında karşılaştırabiliyoruz.   Öncelikle Türkiye’ nin genel performansını değerlendirelim istiyorum. 2007 yılında 45 inci sırada yer alırken, aradan geçen yıllar boyunca 74 üncü sıralara inmiş ve 2017 de yeniden 43 üncü sıraya çıkmış durumda. Her yıl yayınlanan raporlarda kullanılan verilerin, bir yıl önceki yılın resmi rakamlarının sonuçları olduğunu unutmayın lütfen. Okuduğunuz rakamlar kaçıncı olduğunu gösteriyor ve rakam büyüdükçe Türkiye’nin performansı düşüyor diye anlayın. Türkiye 2007 yılında başladığı yere geri dönmüş görünüyor. On sene kaybetmiş bir ülkenin vatandaşı olarak bu grafik içimi acıtıyor.

Şimdi kriterler bazında ve Global İnnovasyon Endeksi’ninde 2011 den bu yana sürekli birinciliğini koruyan İsviçre ile Türkiye skorlarını detay bazda karşılatıralım. 2017 raporunda Romanya, Yunanistan ve Rusya ile 42-45 arasında yer alıyor. Bu ülkeleri görmüş bir kişi olarak, içimin yanması artıyor.

GII-2017 raporundaki değerlendirmelere,  hangi kriterler dikkatte alınıyor sorusunu cevaplayarak devam edelim. GII değerlendirmesi GİRDİ ve ÇIKTI olarak 2 ana başlıktaki eşit ağırlıklı kriterler ile yapılıyor. GİRDİ başlığında 5 Alt başlık var. GII indeksi hesaplanırken 30 adet ulusal, uluslararası veri kaynağı yanında, her yıl yenilenen danışman komitesi tarafından hazırlanan 5 anket sonuçları kapsanıyor. Bu kriterlerin alt kriterleri ve açıklamaları için referans da veridiğim web sitesini incelemenizi önererek, ilerlemek istiyorum.

Aşağıdaki tabloda bu başlıklar altındaki  2011 den bu yana sürekli birinciliğini koruyan İsviçre ile Türkiye skorlarını ve puanını göreceksiniz. (Sıralamada az iyi, puanda çok iyi anlamına geliyor.)

  İsviçre (2017) Türkiye (Yıllar)
Kriterler 2017 Sırası 2017 Puanı 2017 Sırası 2017 Puanı
TOPLAM 1 67,7 43 38,9
GİRDİLER 3 69,6 68 42,3
  Kurumsal Göstergeler 8 89,5 95 50.6 
  İnsan Sermayesi ve Araştırma 7 63,3 43 38,1
  Altyapı 6 65,1 68 45,7
  Pazar karmaşıklığı 7 67,5 57 47,8
  İş karmaşıklığı 3 62,6 75 29,3
ÇIKTILAR 1 65,8 36 35,5
  Bilgi-birikim ve teknoloji çıktıları 1 69,1 46 27,6
  Yaratıcı çıktılar 3 62,5 31 43,4

Bu ana kriterler altında bu puanı almamıza neden olan, alt kriter karşılaştırmalarını sosyal medya hesaplarımda ve web sitelerimde[2] detaylı olarak değerlendirdim.  Detay kriterler bazında detay değerlendirme tablosunu da yeniden verdim. Siz de lütfen detaylı inceleyin.

Burada sadece bütün alt kriterler bazındaki sonuçları değerlendirerek, bir özet değerlendirme yapmak istiyorum.

  • Kamusal ve ekonomik alanda köklü yapısal değişikliklere ihtiyacımız var.
  • Üniversiteye kayıt olma kriterinde çok iyiyiz. Ancak üniversitelerimiz daha fazla uluslararası öğrenci çekebilmeli
  • Orta eğitimde PISA sonuçlarını, devletin harcamalarını ve öğretmen sayısını arttırmalıyız. Bu konuda çok şey söylendiği için ilave söylenecek ne kaldı bilmiyorum.
  • Bilgi ve iletişim teknoloji alt başlığında e-devlet uygulamalarında iyi olsak bile, kullanım ve erişim de epey yol kaydetmemiz gerekiyor.
  • Genel altyapı ve ekolojik sürdürülebilirlik kriterleri için de yapılacak çok şey var.
  • İç pazar kriterinde Türkiye oldukça iyi iken, kredilere erişim ve yatırım ortamında mevcut girişimcileri korumak ile yeni girişimcileri geliştirmek adına epey yenilikçi çalışma yapması gerekiyor.
  • Özel sektörün ar-ge harcamalarında ve patent ofislerinin yaygınlığı kriterlerinde epey iyi durumdayız. İnovasyona gönül veren bu öncü kuruluşları kutlamak gerek.
  • İşbirliği kültürü, üniversite-sanayi işbirliği ve bilgi yoğun insan gücünün yetiştirilmesi, istihdamı ve kadınların iyi pozisyonlarda iş dünyasında varlığında daha gidecek yolumuz var.
  • İşçi verimliliğinde Türkiye harika görünüyor, patent başvurularında idare eder, ancak bilginin değere ve kazanca dönüşmesi alanında çok yolumuz var.
  • Tasarımlarımızı tescilleyerek çok iyi koruyoruz. Bütün yaratıcı tasarımcıları kutlarım. Bu alanda bir numarayız.
  • Ticari marka başvurularında da çok iyiyiz. Yedinci sıradayız.
  • Yaratıcı endüstrilerin ihracatında ve alan adlarında, wikipedia ve youtube a veri besleme alanında çok yolumuz var.

Sosyal medya hesaplarıma katkıda bulunun takipçilerimin katkı ve yorumlarlarını da aşağıda özetliyorum.

  • Teknolojik genç girişimciler devlet destek ve teşviklerine daha kolay ulaşmalı ve bu genç girişimcilere daha mezun olmadan iş imkanları yaratılmalı
  • Üniversite-Özel sektör iş birliğinin gelişitirilmesine yönelik politikalar geliştirilmeli
  • ‘Hayallere yatıracak paramız da , vaktimiz yok’ anlayışından, ” siz inanıyorsanız bizce mümkün.” Anlayışına geçmek gerekli
  • Kuluçka merkezleri yenilikçi genç girişimcilere, şirket yönetimi hizmeti de sunabilmeli
  • Güçlü yenilik için, öncelikle özgür ve güçlü bir iş/düşünce ortamı olmalı.
  • Sadece Teknoparklar, Ar-Ge merkezleri kurarak ne yazık ki inovatif bir ülke olamıyoruz. Eğitimden doğaya saygıya, yenilik sürecinin tüm bileşenlerine hak ettiği ölçüde önem verip, üzerine eğilmemiz gerekiyor.

Sizlerinde söyleyecek sözü varsa, iletişim bilgilerimden katkınızı gönderebilirsiniz.

  İsviçre (2017) Türkiye (Yıllar)
Kriterler 2017 Sırası 2017 Puanı 2017 Sırası 2017 Puanı
TOPLAM 1 67,7 43 38,9
GİRDİLER 3 69,6 68 42,3
  Kurumsal Göstergeler 8 89,5 95 50.6 
       Politik çevre 3 94.7  95 40.5 
Politikal kararlılık ve teror olmaması 3 95.6 117 32.9
Hükümetlerin etkisi 2 93,8 57 48,1
         Düzenleyici çevre 8 93,9 97 50,5
Düzenlemelerin kalitesi 10 87 58 50,6
Kanunlar 6 96,9 62 37,7
Kıdem tazminatı 33 95,8 116 56,9
         İş çevresi 33 79,8 95 60,9
Şirket kurma kolaylğı 58 88,4 65 87
Problemleri çözme kolaylığı 42 62,6 106 35
Vergi ödeme kolaylığı 17 88,5 92 60,8
  İnsan Kaynakları ve Araştırma 7 63,3 43 38,1
        Eğitim 28 58,6 72 45,5
Eğitim harcamaları 46 46,5 59 43,1
Orta eğitimde devlet harcamaları 23 31,3 84 14,5
Okul yaşam beklentisi 30 70,8 24 73,1
PISA score-matematik, bilim ve okuduğunu anlama değeri 13 79 49 41,2
Orta eğitimde öğrenci/öğretmen oranı 17 92,6 81 61,2
        Üniversite Eğitimi 12 55,9 48 39,8
Üniversite eğitimine kayıt 45 49,9 8 75,6
Bilim ve mühendislik mezunları 45 42,1 50 39,6
Üniversite eğitimine dış ülkelerden gelen öğrenci -hareketlilik 9 89,2 84 4,5
        AR-GE 6 75,4 38 29
Araştırıcılar 17 54,2 46 13,9
GERD (Ar-ge harcamaları/GSYIH) 7 68,9 37 23,1
Küresel AR_GE firmlarının ortalama harcaması 3 94,3 29 51,2
QS üniversite sıralamasında ilk 3 üniversite 3 84,4 41 28
  Altyapı 6 65,1 68 45,7
  ICT (BIT) – Bilgi ve İletişim teknolojileri 30 73,5 67 56,7
ICT ye erişim 9 89,5 69 62
ICT kullanımı 2 86,7 67 41,8
Hükümetlerin online hizmetleri (kamu kurumları ve ilk-öğretim web siteleri) 64 60,1 64 60,1
e-devlet uygulamaları 70 57,6 59 62,7
        Genel altyapı 18 51,7 76 34,6
Elektirik üretimi 19 28,6 58 12
Lojistik performansı (Ticari lojistik profilleri) 11 89 33 62,9
Yerel  Sermayenin GSYIH oranı 55 44,5 101 31,8
        Ekolojik sürüdürülebilirlik 2 70,1 59 45,7
Enerji kullanımının GSYIH oranı 4 65,7 37 40,6
Çevresel performans 16 86,9 87 67,7
ISO-14001 ÇYS sertifikası 15 45,4 51 12,1
  Pazar karmaşıklığı 7 67,5 57 47,8
        Krediler 9 64,7 89 27,2
Kredilere erişim kolaylığı 55 60 72 50
Özel sektöre yerel kredi imkanları 6 69,3 36 31,5
Mikrofinans sağlayan kurumları sağladığı finansın GSYIH ya oranı 76 0
       Yatırım ortamı 14 63,5 72 38,5
Başlıca yatırımcıların korunma kolaylığı 89 50 22 70
Halka açık şirketler Pazar değeri 3 96,8 55 11,2
Girişim sermayesi fırsatları 10 57,2 73 2,6
       Ticaret, rekabetçilik ve Pazar Ölçüsü 23 74,4 14 77,9
Uygulanan ithalat vergi oranları 1 100 70 81,4
Yerel rekabetçilik yoğunluğu 38 73,2 11 81,3
İç Pazar büyüklüğü (satınalma gücü) 37 62,1 17 74,4
  İş karmaşıklığı 3 62,6 75 29,3
Bilgi yoğun hizmetlerde istihdam 3 93,2 72 35,2
Firmaların çalışanlara verdiği eğitimler 54 33
özel sektörün toplam ar-ge harcamalarının GSYIH ya oranı 6 56 34 13,7
özel sektörün kendi finanase ettiği ar-ge harcamalarının GSYIH ya oranı 12 77,9 19 65,2
İleri seviyede-makamda çalışan Kadınlar 28 52,6 70 23,4
        İnovasyon bağlantıları 4 57 96 21,2
Üniversite-sanayi ar-ge işbirliği 1 80 60 41,1
Kümelenmeni gelişmesi 13 68,9 54 47
Yurtdışı hibelerin Toplam Ar-ge harcamasına oranı 43 20,3 85 1,8
Stratejik işbirliği/yabancı şirket ortaklıkları 10 40,7 79 3,9
En az 2 ofisi olan patent bürosu varlığı 1 100 35 5,8
       Bilgi-birikim yayılımı 5 56,3 65 32,7
Fikri haklar ödemeleri 4 90,6 72 9
Yüksek teknoloji ithalatının toplam ithalat içerisindeki payı 63 25,5 39 35,5
ICT hizmet ithalatı 4 66,3 121 1,4
Yabancı yatırımların net girişi 25 61 85 50,1
İş dünyasındaki araştırma personeli 30 55,1 28 55,7
 
ÇIKTILAR 1 65,8 36 35,5
  Bilgi-birikim ve teknoloji çıktıları 1 69,1 46 27,6
       Bilgi-birikim yaratma 1 85,8 33 28,8
kendi ülkesinde patent başvurusu 5 94,8 29 19,4
Uluslararası patent başvurusu 1 100 32 8,5
kendi ülkesinde faydalı model başvurusu 12 48,1
Bilimsel ve teknolojik yayınlar 3 81,5 43 24
1994-2004 arasında H indeksinde atama alan yayınlar 9 66,8 36 24,9
       Bilgi-birikim ETKİSİ 13 49,1 47 34,6
İşçi verimliliğindeki büyüme 94 35,4 43 53
Yeni firma kurulumu 40 14,6 64 6,5
Toplam yazılım harcamalarının GSYIH daki oranı 5 67,7 18 49,7
ISO-9001 KYS belgesi 13 41,4 61 8,8
OECD sınflandırmasına göre orta-yüksek teknoloji çıktısı 1 100 48 36,7
       Bilgi-birikim YAYILMASI 3 72,3 85 19,2
Fikri haklardan elde edilen kazanç 4 86,3
Yüksek teknoloji ihracatı 12 49,1 66 4,5
ICT hizmet ihracatı 21 34,4 121 0,6
Yabancı yatırımcının direk yatırımlarının GSYIH ya oranı 8 95,8 64 35,9
  Yaratıcı çıktılar 3 62,5 31 43,4
       İntengible- maddi olmayan varlıklar 5 65 6 64,7
Kendi ülkesinde ticari marka başvuruları 21 40,7 7 62,5
Kendi ülkesinde tasarım tescili başvurusu 13 54,3 1 100
ICT destekli iş modeli yaratma 2 83,3 51 63,2
ICT destekli orgüt modeli yaratma 10 76,2 73 50,8
       Yaratıcı endüstriler mal ve hizmetler 3 51,5 56 20,7
Kültürel ve yaratıcı hizmetlerin ihracatı 79 0,3
Ulusal özellikte film üretimi 7 62,4 58 9,2
Küresel eğlence ve medya pazarı 2 98,7 41 7
yayın-baskı çıktıları 58 14,9 67 11,9
yaratıcı malların ihracatı 14 59 17 52,5
       Online yaratıcılık 5 68,6 53 23,5
Toplam Alan adı sayısının/16-69 yaş nüfüsa oranı 12 60,5 36 12,2
ülke kodlu Alan adı sayısının/16-69 yaş nüfüsa oranı 1 100 64 2
Wikipedia yıllık girdi sayısının/16-69 yaş nüfüsa oranı 21 64,7 54 50,3
Youtube a yüklenen video sayısının/16-69 yaş nüfüsa oranı 16 49,2 44 29,5

GII İsviçre- Türkiye 2017 Detay Değerlendirme Tablosu

Şimdi bir kaç ülke özelinde neyi daha iyi yapıyorlar diye bakalım. Özellikle doğudan iki ülke hakkında bilgi vermek isityorum. Sebebi ise bu kitabı okuyan herkesin gelişimine tanıklık ettiği ve iki farklı ideoloji (kapitalizm ve sosyalizm) ile yönetiliyor olmalarıdır.

Hepimiz Kore’nin değişimine tanıklık etmişizdir. Samsung, LG yi tanımayan yoktur. 1961 askeri darbe geçirmiş, bu darbe aslında ülkenin dönüşümünün mimarı olmuştur. 2000’lere gelindiğinde Güney Kore’de ileri teknolojik sektörlerin ekonomideki ağırlığı ön plana çıkmıştır. Kore modelinin başarısını sağlayan stratejik hedeflerini şöyle sıralayabiliriz. [3]

  • Eğitime ağırlık vermek
  • İleri teknoloji geliştirmeye odaklanmak
  • Ulusal ar-ge sistemini bütün paydaşlara yaymak
  • Özel sektörün ar-ge çalışmalarını teşvik etmek
  • KOBİ lerin ar-ge çalışmalarını yoğun desteklemek
  • Emek yoğun sektörleri ileri teknolojilere yönlendirmek
  • Odak sektörler yaratmak
  • Ulusal patent sayısını attırmak

10 yıl önce Çin hakkında ne düşüyordunuz? 1 TL’lik ÇİN den ithal ürünlerin satıldığı dükkanlar açılmıştı.  Dünya Ekonomik Formu (WEF) Ar-ge Raporu çok önemli tespitlerde bulunuyor. [4]

  • Çin, ABD’nin ardından dünyanın en büyük 2 trilyon dolarının yaklaşık %21’ini oluşturan araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) konusundaki ikinci en büyük harcamacı.
  • Çin’in Ar-Ge harcamaları 2010 ve 2015 yılları arasında yıllık ortalama %18 oranında büyümüştür – ABD harcamalarından dört kat daha hızlıdır.
  • ABD hala Ar-Ge konusunda daha fazla harcamaya devam etse de, Çin’in hızlı büyümesi önümüzdeki beş ila 10 yıl içinde başı çekmesi anlamına geliyor.

Bu konuda bizzat ABD’nin TUBİTAK’ı diyebileceğimiz NSF (National Science Foundation) tarafından 2018 değerlendirme raporundaki tespitler düşünmeye değer. [5]

  • İnovasyon ve teknolojik gelişmelerin bir diğer kilit ölçütü de bilim ve teknoloji alanında öğrenim gören öğrenci sayısı. Çin bu alanda da ilerleme kaydediyor ve kalabalık nüfusu sayesinde şimdiden bu alanda ABD’yi geride bırakmış durumda.2000-2014 yılları arasında bilim ve mühendislik bölümlerinden mezun olan Çinli öğrenci sayısı 359 binden 1,65 milyona yükseldi. Aynı dönemde ABD’nin bu bölümlerden mezun olan öğrenci sayısı 483 binden 742 bine çıktı.
  • Çin’in yeni nesil bilimcileri ayrıca süperbilgisayar ve daha küçük jet uçakları gibi ileri teknoloji alanlarında da çalışmalar yürütüyor. Ayrıca başka bir yerde üretilmiş karmaşık parçaların birleştirilmesi gibi daha geleneksel konularda da uzmanlaşıyorlar.
  • İnovasyonun iki ana ölçütü bulunuyor: icatların sayısını gösteren patentler ve bu icatları ürünlere dönüştürmek için gerekli sermaye. Çin her iki alanda da gelişme kaydediyor olsa da halen ABD’nin gerisinde. ABD Patent ve Marka Ofisi tüm dünyadan mucitlere patent dağıtıyor. 2016’da ABD, Japonya ve AB’den gelen icatlara toplam 300 binin üzerinde patent verildi. 2000 yılında ABD’nin gelişmekte olan ülkelere verdiği patent oranı %1’in altındayken 2016’da bu oran %6’ya çıktı. Bunun önemli bir kısmını Çin (%4) ve Hindistan (%1) oluşturuyor.
  • Risk sermayesi yatırımları aracılığıyla finansal desteğe ulaşmak, inovasyonu geliştirmek için gerekli en son parça. ABD tüm dünyadaki 131 milyar Dolar’lık risk sermayesi fonunun yarısından biraz fazlasını kendisine çekmiş durumda. Ancak bu alanda da hızla yükselen Çin, ABD’nin payının her geçen yıl azalmasına sebep oluyor. Çin’de yatırımlar 2016 yılında 3 milyar Dolar’dan 34 milyar Dolar’a yükseldi. Bu da Çin’in risk sermayesi fonunda sahip olduğu hissenin yüzde 27’ye çıkmasını sağladı.

Çin’in yeni geliştirdiği kuantum iletişim ağının, kriptografide çok büyük değişiklikler gerçekleştirmesi bekleniyor. Bilgisayarlar güçlendikçe, mevcut şifreleme yöntemleri gittikçe daha az güvenilir hale geliyor. Kuantum kriptografi, bunu çözmek için anahtar teknoloji olacak. Kısıtlayıcı internet politikaları ile bilinen Çin, yeni nesil internet iletişimini geliştirmeye öncülük ediyor gibi görünüyor. Proje ağustos ayı sonuna kadar başladığında Jinan kenti, Pekin-Şangay internetini artıracak bu kuantum iletişim ağının merkezi olacak. Bu çalışma, dünyanın ilk “saldırılamaz” internet iletişim ağı haline gelecek.[6] Çin ile yarışmak için ABD de süper bilgisayarlar üzerinde çalışıyor. 2013’ten bu yana dünyanın en hızlı bilgisayarı Çin’e aitti, 2016’da Çin 2 numarayı da aldı ve geçen yıl İsviçre’de üçüncü en hızlı bilgisayar kuruldu. Ancak bu, dünyanın en hızlı süper bilgisayarının şu anda Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde çevrimiçi olmasıyla değişecek. [7]

Ülkelerin inovasyon karnelerini değerlendirip yayınlayan başka kuruluşlar da var. Bu kurum ve kuruluşlar içerisinde yer alan, en önemli olanlarını aşağıda sizlerle paylaşmak istiyorum.

  1. Avrupa Birliği Raporu : Bu rapor 2000 yılından itibaren Avrupa Komisyonu’nun bir girişimi olan, ‘Girişim ve Endüstri Direktörlüğü-Enterprise and Industry Directorate General ile İnovayson Politikaları Geliştirme Bölümü- Innovation Policy Development’ oluşan bir ekip tarafından yayınlanmaktadır. Bu raporlar ‘Avrupa İnovasyon Skor tahtası’ – ‘European Innovation Scoreboars’  adı ile her yıl bir önceki yılın rakamları ile değerlendirmeyi içeren kapsamlı bilgileri içermektedir.[8]

 2000 yılından bu yana göstergeler çok sayıda değişime uğramış ve 2017 yılında gelinen gösterge yapısı aşağıdaki gibi olmuştur. 2017 raporunda; göstergeler 27 adede çıkartılmıştır. Bu göstergeler;

  • ÇERÇEVE Koşullar: Bu grupta, ilk-orta-üniversite ve doktora mezunları ile yaşam boyu eğitim istatistikleri ile, eko-sistem değerlendirilmektedir.İnsan Kaynakları, Cazip araştırma sistemleri, İnovasyon çevresi alt kriterleri eklenmiştir.
  • Yatırımlar altında : Bu grupta, Ar-Ge harcamaları, risk sermayesi, girişim sermayesi, sermayeye erişim konuları ile sektör ar-ge harcamalarını, BIT harcamalarını, inovasyon harcamaları değerlendirilmektedir. Finans ve destekler ve Firma Yatırımları bu başlık altındadır.
  • İnovasyon Faaliyetleri: Teknolojik, diğer alanlardaki inövatörler ve inovatörlerin kaynak verimliliği, İnovasyon yapan KOBİ ler, işbirliği yapan KOBİ ler, kamu-özel ortaklıkları ile patent, ticari marka, tasarım tescili sayıları da bu kapsamda değerlendiriliyor.
  • Etki : Bu kriter altında orta-yüksek ile yüksek teknolojide çalışan işgücü, bilgi yoğun hizmetlerde çalışan işgücü, orta ve yüksek teknoloji ihracatı, yeni pazarlara giriş gibi konular değerlendirilmektedir.

Her sene bu rapor gelişerek yayınlanmakta ve ilgili ülkeye ait özel raporlar ile de detaylı bilgi vermektedir. 2020 hedef ve stratejileri hazırlanmadan önce bu göstergeler yeniden revize edilerek HORİZON 2020 programı başlatılmış ve hedefler bu raporun göstergelerine göre belirlenmiştir. Bu raporla ülkeler, çok düşük, düşük, orta, yüksek inovasyon gruplarına ayrılarak değerlendirilmektedir. AB’nin ortalama puanına göre gruplandırma yapılmakta ve bu ortalamadan yüksek puan alanlar, inovason liderleri olarak adlandırılmaktadır. Orta puan alanlar, inovasyon takipçileri olarak adlandırılmakta olup, düşük puan alanlar ise, ortalama innovatorler olarak adlandırılmaktadır. Çok düşük puan alanlar ise mütevazi adı altında değerlendirilmektedir. Son birkaç yıldır Çin’in AB’nin ortalama puanını yakalama konusundaki hızlı gelişimine dikkat çekilmektedir. 2017 raporunda, İnovasyon Liderleri; Danimarka, Finlandinya, Almanya, Hollanda, İsveç, İngiltere, israil ve Norveç iken, İnovasyon takipçileri; Avusturya, Belçika, Fransa, İrlanda, lüksemburg, Slovenya olarak sıralanmaktadır. Türkiye, ortalama inövatörler grubunda yer almaktadır. Ortalama inovatörler arasında, Kıbrıs, Çekoslavakya, Estonya, Yuanistan, Macaristan, İtalya, Litvanya, Malta, polonya, portekiz, İspanya ile Sırbistan bulunmaktadır. Mütevazi olarak adlandırılan grupta ise; Bulgaristan, Romanya ile Makedonya, Yogoslavya, Ukrayna yer almaktadır. İçinde yer aldığımız ülkeleri gördünüz mü bilmiyorum. Gördü iseniz, benim iç acıma eşlik ediyorsunuz demektir.

  1. OECD Bilim ve Teknoloji Sanayi Puanı : OECD ‘Science, Technology and Industry ScoreBoard-Bilim, Teknoloji ve Sanayi (BTS)’ Puan Tablosu’nun içerdiği 260’ı aşkın bilim, teknoloji, yenilik ve sanayi göstergesi, OECD ülkelerinin ve OECD üyesi olmayan başlıca ülkelerin çeşitli alanlardaki performansını göstermektedir. BTS Puan Tablosu hükümetlerin daha etkili ve verimli politikalar tasarlamasına ve istenilen hedeflere doğru ilerleme sürecini izlemelerine yardımcı olmak için hazırlanmaktadır. Aynı şekilde, OECD çok detaylı değerlendirmeleri içeren bu raporlara ilaveten, ülke değerlendirmeleri içeren ayrı raporları da yayınlamaktadırlar. En son 2015 de yayınlanmıştır. [9]
  2. Dünya Ekonomik Formu (WEF) Küresel Rekabetçilik Raporu : Bu rapor 2005 yılından bu yana ‘Global Competitiveness Report (GCI)’ adı ile yayınlanmaktadır. 2016-2017 raporunda 138 ülkenin değerlendirmesini detaylı inceleyebilirsiniz. İsviçre yine üst üste birinciliği almaktadır. Türkiye bir önceki sene 51 inci sırada iken, 2016-2017 raporunda ne yazıkki 55 inci sıraya gerilemiştir. Raporun değerlendirmesinde bu ülkeler 3 aşama olarak değerlendirilmekte, 3 aşama inovasyon bazlı ekonomiler olarak adlandırılarak 37 ülke (İsviçre, Almanya, Finlandinya, İsrail, Çin, ABD v.b) bu kategoride yer almaktadır. 2 aşama ise etkinlik bazlı ülkeler olarak adlandırılmaktadır. İkinci aşamadan üçüncü aşamaya geçiş sürecinde olan 17 ülke (Arjantin, Şili, Lübnan, Malezya, Meksika, Polonya, Slovakya, Uruguay arasında Türkiye’de bulunmaktadır. Bu indeks; 114 ölçek bazında çok sayıda uzman tarafından değerlendirilmektedir. Bu ölçekler 12 ana başlıkta gruplanmıştır. Bu başlıklar; kurumlar, altyapı, makroekeonomik çevre, sağlık ve ilk öğretim, yüksek öğretim ve yetiştirme, Malların Pazar etkinliği, İşgücü pazarı etkinliği, finansal Pazar gelişimi, teknolojik hazırlık, Pazar büyüklüğü, iş karmaşıklığı ve inovasyondur. Bu ölçekler 3 alt grup altında toplanarak değerlendirilmektedir. Bunlar; temel gerekler, etkinlik sağlayıcılar, inovasyon ve karmaşıklıklıktır. Kullanılan veriler ulusal ve uluslararası resmi kurumlardan alınmaktadır.

Ülkemin hakkettiği şekilde inovasyona dayalı kalkınmayı gerçekleştirebilmesi için, umudumu kaybetmeden  biz neden örnek ülke olmayalım diye sorarak bu bölümü bitirmek istiyorum.

[1] Web site https://www.globalinnovationindex.org/about-gii#reports

[2] Web siteleri : www.mujgancetin.istanbul  ve  www.sistemyon.com.tr

[3] Hakan Gürsu, Sahi İnovasyon Neden Bize Bu Kadar uzak, Dost Yayınları, 2018

[4] Web sitesi https://www.weforum.org/agenda/2018/02/these-charts-show-how-china-is-becoming-an-innovation-superpower/

[5] National Science Board, Science & Engineering Indicators, Overview of the State of the U.S. S&E Enterprise in a Global Context,  2018

[6] Mert Çelik, 2017, Web sitesi http://inovasyon101.com/inovasyon-cinin-yeni-kuantum-iletisim-agi-hacklenemez-olacak/

[7] Avery Thompson, web site https://www.popularmechanics.com/technology/amp21239982/the-united-states-has-the-worlds-fastest-supercomputer-again/?__twitter_impression=true

[8] Hugo Hollanders & Adriana van Cruysen, ‘Rethinking the European Innovation Scoreboard: A New Methodology for 2008-2010, EU, 2010

[9] Web sitesi http://www.oecd.org/sti/scoreboard.htm

Fikri Haklar Yönetimi ve ISO-50500 İnovasyon Yönetim Sistemi

İnovasyon yönetim sisteminde, fikri haklar yönetimi iki sebeple önemlidir. Bunların birincisi, entellektüel sermayesinin tanımlanması, geliştirilmesi, korunmasıdır.  Diğer önemli sebep ise, inovasyon yönetiminin temel altyapısı yeniliğin derecesini belirlemektir. Başka yenilikleri takip ederseniz, sizin yapacağınız yeniliğin derecesini ve etkisini planlayarak, sisteminizi kurabilirsiniz.

Fikri mülkiyet, buluşları, teknolojileri, edebi, bilimsel veya sanatsal eserlerini, sembolleri, tasarımları, metodolojileri, isimleri veya resimleri, yazılımları, verileri ve know-how’ı içerebilir. Kuruluş; marka oluşturma, farklılaştırma ve pazarda konumlandırma, müşteri sadakati, araştırma ve geliştirme, vb. gibi hedeflere ulaşmak için fikri mülkiyet haklarını  kullanabilir.

Fikir haklarının yasalarla korunması Roma hukukuna dayandırılmaktadır. Bu alanda ilk uluslararası sözleşme; 23 Mart 1883 de Paris te imzalanmıştır. Ülkemiz de bu sözleşmeyi imzalayan 136 ülke arasındadır. Standartta bu konuyu çok önemsiyoruz ve inovasyon stratejisiyle uyumlu ve destekleyici fikri mülkiyet yönetimi için dış ortaklar- işbirlikleri dahil olacak şekilde;  fikri mülkiyetin açıklığa kavuşturulması, yönetilmesine ilişkin bir yaklaşım oluşturması gerektiğini söylüyoruz. Bu sistematik yaklaşım ile;

  • kuruluşun maddi olmayan varlıklarının bir envanterini oluşturmak ;
  • hangi fikri mülkiyet (atent, telif hakları, ticari marka, açık kaynak v.b) alanlarının korunacağını, korunmayacağını, ne zaman, nasıl ve nerede korunacağını tanımlamak;
  • fikri mülkiyeti yaratmak, korumak ve kullanmak için gerekçeyi tanımlamak (değer realizasyonu, faaliyet gösterme özgürlüğü, ihlallere karşı savunmak, gizlilik, maliyet, hız v.b)
  • fikri mülkiyeti sürekli olarak izleme ve analiz etme ve potansiyel ve fiili ihlallerin nasıl yönetileceğini belirlemek;
  • fikri mülkiyetin yönetilmesi için uygun süreçlerin oluşturulması,
  • fikri mülkiyet haklarından nasıl yararlanılacağını belirlemek (lisanslama, çapraz lisanslama, satış, işbirlikçi ortaklıklar aracılığıyla v.b)
  • fikri mülkiyet ile ilgili farkındalık oluşturulması ve eğitim verilmesi.
  • fikri mülkiyet haklarına erişimin sağlanması (gizlilik sözleşmeleri veya politikaları aracılığıyla v.b)
  • İlgili ulusal mevzuatın ve uluslararası geçerlilikteki gerekliliklerin ve uyumluluk taahhütlerinin gelişimini ve farklılıklarını izlemek.

Hazırladığımız standart fikri mülki hakların korunmasına ve yönetilmesine yönelik bu şartlar ile;  sizleri bu işe ciddi yaklaşmanız gerektiği konusunda uyarmaktadır. 10 Ocak 2017 tarihi itibarıyla hayatımıza giren Sınai Mülkiyet Kanunu, pek çok yeniliği beraberinde getirmiş ve şüphesiz ki fikri haklar ekosistemine yeni bir soluk kazandırmıştır. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesini takiben 29 Eylül 2017 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren “Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik” [1] ile çalışan buluşlarının hesaplanma ve ödenmesine ilişkin belirsizlik ortadan kalkmış, yöntem ve ilkeler asgari koşullara bağlanmıştır.

Yönetmelik, işveren tarafından buluşa ilişkin hak talebinde bulunulduğunda çalışana gerçekleştirilecek iki farklı ödemeden bahsetmektedir. Bunlardan ilki teşvik ödülüdür. İşveren, buluşa ilişkin tam hak talebinde bulunmuşsa, net asgari ücretten az olmamak üzere çalışana bir teşvik ödülü vermek durumundadır. Bir diğeri ise buluştan elde edilecek kazanç üzerinden yapılacak ödemedir. Bu tutarın tespiti için kullanılan formül ve katsayılar, çalışanın iş ve görev tanımları ile buluşa katkısını da dikkate almaktadır.  Bununla birlikte asgari ücretin net miktarının 150 bin katını aşan tutarlar üst limit olarak belirlenmiş, diğer bir deyişle işverenin buluştan elde edilen kazanç ödemesi çerçevesinde bu tutarın üstünde bir ödeme yapma zorunluluğunun olmadığı hükme bağlanmıştır.

TUBİTAK’ın son 5 yıldır, fikir sahibine ikramiye adı altında verdiği teşvik ödülü, 2017 yılında yapılan bu değişiklik ile yasallaşmış olmaktadır. Ancak, kuruluşların bu konuda epeyce bir kafası karışıktır. Fikir sahibine ödenecek bedelin belirlenmesi en problemli konudur. Bir an önce bu konuda bir şeyler yapmanız gerektiğine inanıyorum. Bu sebeple; patent vekili firmalarla ortaklaşa eğitimler düzenleyerek; ben standarttaki konuları anlatıyorum, onlar da yasayı anlatarak soruları cevaplandırıyorlar. Daha fazla bilgi için https://mujgancetin.com/egitimler/inovasyon-yonetimi bağlantısını inceleyebilir, elektronik posta ile bilgi alabilirsiniz.

Kanun ve yönetmeliğin yorumu her ne kadar yargı kararları ile şekillenecek olsa da; kuruluşların bazı temel unsurları göz önünde bulundurması ve organizasyonel altyapılarını revize etmesi gerekliliğini bir kere daha söylemek istiyorum. Türkiye’de patent şampiyonu 10 şirket arasında birinciliği ARÇELİK’in çektiğini herkes biliyordur sanırım.  Türk Patent Ofisi’ nin (TPE) [2]ve Dünya Patent Ofisi’ nib (WIPO) [3] web sitesinden istatistikleri izleyebilirsiniz.  Ben özellikle KOBİ’leri önemsiyorum. 10 adet ve üzeri patent sahibi 17 KOBİ ‘nin 2015 yılı itibari ile tablosunu vermek istiyorum.[4]

Sıra No Kuruluş adı Toplam Patent Sayısı
1 TUPRAŞ Gaz Armatürleri 71
2 CEHA Büro Mobilyaları 57
3 ÜÇGE Mağaza Ekipmanları 50
4 HİSARLAR İthalat İhracat Pazarlama 36
5 BİMED Teknik Aletler San.Tic. 30
6 ALAPALA Makina Gıda 29
7 AKTAŞ Hava Süspansiyon Sistemleri 27
8 KİRPART otomotive Parçaları 24
9 POLİN Su parkları 14
10 SAMET kalıp ve Madeni Eşya 17
11 ÖZMER Pastacılık ve İçecek ürünleri 17
12 TAMER AKÇAY ve Ortakları 13
13 AKYAPAK Makina 12
14 EKE Tekstil Konfeksiyon 11
15 COŞKUNÖZ Metal Form Makina 10
16 KUTLUSAN Tarım Ekipmanları 10

Daha çok sayıda kuruluşumuzun her yıl artarak, bu listenin Dünya sıralamasında da önemli bir yerde olmasını diliyorum.  ISO/TC 279 numaralı çalışma komiteleri olarak, yeni bir alt grup kurarak, Fikir Haklar Yönetimi alanında bir standart yazım çalışmalarına da başladık. Ancak 2018 de çalışmalarına başladığı veWIPO’nun da aktif katılımcı olmak istemesi nedeni ile 2020 den önce yayınlanmayacağını tahmin ediyorum.

[1] Web sitesi http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/09/20170929-6.htm

[2] TPE web sitesi http://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/statistics/

[3] WIPO web sitesi http://www.wipo.int/portal/en/index.html

[4] Candeğer Muradoğlu, En İnovatif 25 KOBİ, Turkish Time, Ağustos 2015 sayısı, Sayfa 56-60

.