Navigate / search

Türkiye İnovasyon Yönetimini Önemsiyor mu?

Bu soruya EVEEET diye cevap vermek istiyorum. Sebebi tabiki; 2014 yılından bu yana Türkiye Delegesi olarak katıldığım ‘ISO/TC 279 innovation management system’ çalışma grupları altında, çalışmalarımız sonucu yazdığımız ve 2019 itibari ile yayınladığımız, ISO-5600*:2019 İnovasyon Yönetimi standartları serilerini artık TSE’den satın alabilirsiniz.

ISO 56002, ISO 56003 ve ISO 56004 standartları 16.12.2019 tarihinde Türk standardı olarak adapte edilerek yayımlanmıştır. TSE Standart Arama ile arayarak bu standartların satışa sunulmuş olduğunu görebilirsiniz. Bence bu büyük bir adım.

Öncelikle bu standartların yayınlanması;  Kalite teriminde yaşadığımız kafa karışıklığını ortadan kaldıracak. Halen bana İNOVASYON STANDARTLAŞTIRIL MI? diye  soranlar var. Ben de her seferinde; 1900 lerin sonları 2000 lerin başlarında nasıl Kalite’yi pahalılık, özellik vb şekilde tanımlar iken, standartların yayınlaması ile ‘MÜŞTERİ İstek ve bekletilerinin karşılanması’ olduğunu öğrendiğimizi hatırlatıp, SÜRDÜRÜLEBİLİR İNOVASYON BAŞARISI için yönetim sistemini standartlaştırdığımızı anlatıyorum.

İnovasyon; sadece tek seferlik, rastlantısal veya ar-ge/ür-ge ile ortaya çıkan patenti alınmış buluş (invent)la elde edilmiş bir ürün değildir. Sadece teknolojik uygulama da değildir.. Kaizen, PDCA-PUKÖ vb sürekli iyileştirme, geliştirme çalışması da değildir.

‘İnovasyon; değerin gerçekleştiği veya yeniden dağıtıldığı  ekonomik ve/veya sosyal değer üreten yeni veya değiştirilmiş  sonuçtur.  Bu yenilik, ürün, hizmet, süreç, model, yöntem vb olabilir. ‘ 

Fikir üretmesinden başlayan ve pazara sürülerek tutunmasına kadar ki geçen süreç içerisinde, ar-ge, üretim, pazarlama, satış v.b  fonksiyonları kapsayan bütünsel bir süreçtir. Dikkatinizi çekerim. SADECE DAHİ FİKİR ÜRETİM SİSTEMİ değildir. Bazıları da bu sanıyor. Eğer böyle olsa idi, ÖNERİ SİSTEMİ ni yönetenler, bugün TOPLAM KALİTEYİ Yönetiyorum derdi.

Bir soru daha sormak istiyorum.  ‘Bir şeyi en iyi yapmanın yolu nedir? Amacımız; hızlı, kolay, sonuca güvenilir, az maliyeti, verimli olmak ise, tek kelime ile sürdürülebilir olmak ise; yönetim sistemi kurarak inovasyon yönetimimizi en iyilemektir. Elde etmek istediğimiz sonucu; farklı, etkileyici, özel, güzel, değerli yapmak istediğimizde, rakiplerimizden ayrılarak daha çok değeri kalıcı bir şekilde üretmek istediğimizde, en iyi yol tabi ki inovasyonu yönetmekten geçer.

İnovasyon yönetim sistemini standartlaştırma; bizi özgür kılar. Daha çok enerji harcamaktan, daha çok zaman harcamaktan, daha çok problem çözmekten özgür kılar. Birbirimiz ile kavga etmeye daha az zaman harcadığımız için, özgürce istediğimiz inovasyon başarısını gerçekleştirebiliriz. Ayrıca, ego problemlerinin yarattığı dertlerden de özgürleşmişizdir. Bizi güvenli, emin kılar. Artık korkmayız sürprizlerden…İnovasyonun riskli yollarında güvenle ilerleriz. Bir sonraki adımda ne yapacağımız tanımlanmış, sistemde bilinmeyen kalmamıştır. Bu sebeple, emin adımlarla ilerleriz.  Bizi bilge yapar. Bir şeyi yapmanın bütün yollarını deneyerek, bu yolu bulduğumuz için, bilgeliğin yüceliğine erişmişizdir. Korkmadığımız, özgürleştiğimiz ve emin olduğumuz için, sakin oluruz. Bilinmesi gereken her şeyi bilmenin hafifliği içerisinde yükseliriz ve daha üst seviyeden görmeye başlarız inovasyon süreçlerimizi… Ne kadar yüksekten bakıyor isek, ne kadar çok şey görüyor isek, o kadar bilgeleşiriz.  Bizi bütünsel kılar. Mevcut yönetim sistemlerimiz (kalite, çevre, iş sağlığı, bilgi güvenliği, enerji v.b) ile entegre bir yapı içerisinde biz kuruluşumuzu yönetmeye adarız kendimizi.

İnovasyon yönetimi bir maratondur. Uzun solukluluk ve dayanıklılık gerektirir. İşe yarar sonuçları sürdürülebilir şekilde üretmemiz ve sürekli geliştirerek kuruluşumuza ve hayata değer katmamız için inovasyon yönetim sistemi standartlarını kullanarak, oyalanmadan hız kazanırız….

Son sorum ise, TÜRKİYE İNOVASYON YÖNETİMİNİ ÖNEMSİYOR mu? Cevap TABİKİ…

Müjgan ÇETİN

Mart 2020, İstanbul