Navigate / search

İnovasyonla kalıcı üstünlükler yaratıyoruz....

İnovasyon yönetimi uzun soluklu bir yolculuktur. Bu yolculuktaki her adımda sizlerin başarılarınız için yanızdayız.

İnovasyon yetkinliği değerlendirmesi,
inovasyon stratejisi hazırlama,
İnovasyon kültürü ve organizasyonunu geliştirmesi,
inovasyon projelerini kapsayan inovasyon programının ulusal ve uluslararası hibelerle hayata geçirilmesi...

Siyah Kuğu, Corona ve Radikal İnovasyon

Bugün aslında, yine inovasyon anlatmak istiyordum. Ancak; tabiki içerisinde yaşadığımız günlerden soyutlanmak mümkün değil….Bu sebeple; corona’nın yarattığı tramvanın etkisini, inovasyon gözlüğü ile değerlendirmek istiyorum.  Bu yazı ile de; sürekli duyduğunuz ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ cümlesiyle ne anlatılmak istendiğini anlamaya çalışarak, bu yaşadığımız tramvanın hayatımızda neleri değiştireceğini  değerlendirmek istiyorum….

Yazının başlığında gördüğünüz ‘Siyah Kuğu’ terimi ile, 2010 de vizyona giren Nicole Portman’ın Oscar ödülü kazandığı filmden bahsetmiyorum.… Bu terimi anmaktaki amacım; bilim felsefecisi Karl Popper[1]’un 1935 yılında yayınlanan ‘Bilimsel Araştırmanın Mantığı’ adlı kitabında ifade ettiği ‘Yanlışlanabilirlik İlkesi’ isimli teorisine gönderme yapmak…. Bu kitap ile, düşünce dünyasına hediye ettiği; Siyah kuğu ilkesi, bilimsel olmayanı bilimsel olandan ayırmak için bir kriter haline geldi. Genellemeler yapılır iken, dikkatli olmamız gerektiğini hatırlattı. “Bütün kuğular beyazdır” önermesi, ilk siyah kuğuyu gördüğümüz anda yanlışlanmakta ve geçersiz kalmakta…   “Siyah Kuğu” deyimiyle; olması ihtimal dışı görülen, fakat vuku bulduğunda etkisi çok büyük olan ve bir kez gerçekleştikten sonra, bütün varsayımlarımızı ve hesaplarımızı yanlışlayan olaylar kastedilmekte…. Kısaca, bir genelleme sadece bir örnek ile yanlışlanabiliyor ise, genelleme yapmamak gerekir.. ‘Gribal hastalıktır, ilaçla bir haftada ilaçsız 7 günde geçer’ dediğimiz; tanıdık, bildik virüsün, bütün genellemelerimizi yanlışlaması ve kabusumuz haline dönüşmesi gibi….

Siyah kuğu ilkesiyle; sıradışı olan, aşırılık etkisi taşıyan ve  iş işten geçtikten sonra ancak geriye dönük anlayabildiğimiz bu zamanlara; kırılma zamanları, krizler, tramvalar diyoruz.  Yaşadığımız günler, tam da siyah kuğunun ifade ettiği gibi, öngörülemez bir şekilde bütün önceki bilgilerimizi, kabullerimizi, doğrularımızı ve genellemelerimizi yanlışlıyor. Herkes için, her şey için hayatlarımızı, algılarımızı, varsayımlarımızı, rutinlerimizi ve yaşamlarımızı kırıyor, dönüştürüyor ve yenilikler getiriyor.

İnovasyon tipolojisinde; kırılma özelliği yaratan yeniliklere RADİKAL İNOVASYON diyoruz. Riski de yüksek, getirisi de yüksek olan ve içine doğduğu ortamı yıkıp geçen ve yepyeni kurallar ile yeni bir düzen kuran inovasyonlar bunlar… Akıllı telefonlar, internet, düz ekran TV ler gibi… Konuyu inovasyona getirerek, yaşadığımız felaketleri güzellemek değil amacım. İnsanlık tarihini incelediğimizde, sadece salgınların değil, siyasi ve toplumsal tramvaların da tarihsel devirler, çağlar değiştirdiğini  biliyoruz. 1789 dan bu yana yaşadığımız çağı, genelde yakın çağ diye adlandırsak bile; bilgi çağı, digital çağ, post modern çağ, kavram çağı, uzay çağı, teknoloji çağı v.b gibi isimler de veriliyor. Bunların hepsinin kendisine göre haklı sebepleri ve açıklamaları var.  İçerisinde yaşadığımız bu günlerde, çağ açıcı değişimleri ancak Oluşum Evresindeyiz diye açıklamak istiyorum.  Bu güne kadar radikal inovasyon diye adlandırdığımız; 4.sanayi devrimi, yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri gibi teknolojiler ile hayatımıza giren yeni iş modellerinin, yeni hizmetlerin, yeni ürünlerin, artık sadece arttırımsal yenilikler olarak kalacağını düşünüyorum.  Bu yenilikler (e-ticaret, e-eğitim, e-iş, e-para v.b) bence artık kolaylaştıcılar olarak anılacak.

Şu anda oluşum evresini yaşadığımız çağ;  bu felaket sonuçlandıktan sonra farklı alanlarda, sektörlerde dalgalanma ve dönüşümlerle  devam edecek ve İrrasyonel davranışlarla birlikte yaşanacak kaosun sonunda yeni hayatlarımıza ilişkin düzenler, sistemler ancak adını henüz söyleyemediğim yeni çağın giriş aşamasını geçebilecek…..

Temelde, insanlığın kaldığı şartların zorluğunun, yaratıcı süreci desteklediğini ve değiştirdiğini artık herkes kabul ediyor. ‘Hiçbir şey eskisi gibi olamayacak’ denilerek sadece uzaktan erişimle ve digital teknolojilerle açıklanmaya çalışılan sektörlere; ben aşağıdaki sektörleri de eklemek ve sizlere sormak istiyorum.  Sizce başka neler değişecek?

  • Mal üretimi ve tedariği sektörü: E-ticaret ve lojistik entegrasyonu esnek ekosistemlerle bütünleşecek. 5G, robotlar, nesnelerin interneti, blockchain, sürücüsüz araçlar, dron teknolojileri birden fazla alıcıyı birden fazla tedarikçi ile esnek ağda bir araya getirecek. Paylaşım ekonomisinin yarattığı ucuzlama bizleri rahatlatacak…
  • Kamu hizmetleri ve sosyal fayda sektörleri: Bürokrasinin digitalleşmesi yanında hızlı harekete geçmesi; hem beyana güvenilmesi, vatandaşların kendi kendine hizmet sunar hale gelmesi hem de giyilebilir teknolojiler in yardımı ile büyük verinin yapay zeka ile yorumlanması ve akıllı şehirlerin yaygınlaşması ile reaktif değil, proaktif hizmet ve faydaya odaklanılacak.
  • Eğitim, sağlık, bakım ve turizm hizmeti : Digital teknolojiler içerisinde bildiğimiz arttırılmış-sanal gerçeklik (AR/AI) uygulamaları yanında blockchain sayesinde paylaşım ekonomisi olarak ifade ettiğimiz mevcut altyapıyı (oda, sınıf, laboratuvar altyapısı, v.b) bir ağ içerisinde kullanmak ekonomik olacak
  • Fikri haklar yönetimi : Açık toplum yaklaşımının artması ile insanı iyileştirmeye yönelik her türlü ilaç, tedavi insanlığa aittir diye kabul edeceğiz ve ilaçların patentlemesine son verilerek, bundan ticari kazanç edilmesine müsaade etmeyeceğiz.
  • Sigorta sektörü : Sağlık sistemlerinin ve kamu hizmetlerinin kökten değişmesi ile sigorta sektörü yok olacak ve insanın evi, arabası gibi varlıklarının ve en önemlisi sağlığının korunmasının zorunluk olduğuna inanacağız. Varlığın mülkiyet olmadığını, sadece paylaşılan bir değer olduğunu anlayacağımız için; sigortalamak anlamsızlaşacak ve varlığı korumak hepimizin sorumluluğu olacak…
  • Bankacılık sektörü: Hayatımızdaki değerlerin değişmesi (sağlık, yaşamın korunması, paylaşım, doğa v.b) yukarıda saydığım teknolojilerin de desteği ile paranın da anlamını değiştireceği için, bankacılık sektörü de artık kalmayacak.
  • Haber alma, sunma sektörü (Medya, yayıncılık v.b) : Son on yılda yaşadığımız sosyal medya ve platformlar aracılığı ile değişimi sizlerde tahmin ediyorsunuzdur. Bence; bu sektörde haberin güvenilirliği en önemli değer haline geçerek ve herkes haberci olacak.

Bütün bu değerlendirmelerimi; kendine özgü ve empati içeren bir çağ, büyük resme odaklı nitelikler üzerine kurulu bir toplum ve ekonomiye dönüşüm olarak özetleyerek sonlandırmak istiyorum. Sizlere yeniden sormak istiyorum. Sizce başka neler değişecek?

Müjgan ÇETİN /İstanbul, Mart 2020

Not: Lütfen fikri haklara saygı duyarak, alıntı yaparken referans veriniz.

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Popper

İnovasyon Başlatıcıları ve İnovasyon Süreçleri

Bir önceki yazımda ‘#FikirYönetim sistemi kurmak, #İNOVASYON’u yönetmek demek değildir. #İnovasyonSüreçleri mizin başlatıcılarından biridir.’ Demiştim. Parlak bir fikir dışında inovasyon süreçlerimizi başka neler başlatır?

  • Başka amaçla yapılmış bir etkinlik-faaliyet de yepyeni bir inovasyon sürecini tetikleyebilir. Bu faaliyetler bazen inovasyon, bazen inovasyonu hedeflemeyen süreçlerin sonucu da ortaya çıkabilir. Ülkemin inovasyon liderleri, inovasyon süreçlerini tetikleyen çok sayıda faaliyet ve etkinlikler yapıyorlar. Tedarikçi toplantıları, bayi toplantıları, müşteri etkinlikleri v.b isimlerle veya amaçlarla da yapılmış olsa çok önemli sonuçlar üreten etkinlikler bunlar… Özellikle; bir sorunu çözmek veya bir teknolojik alana yönelik ilgili tüm paydaşların ve aktörlerin yer aldığı çalıştaylar-etkinlikler inovasyon başlatıcılarında önemli bir yer alıyor. Ben bu etkinliklere ‘Değer şebekeleri panelleri Gerçek bir inovasyon başlatıcısı olan bu paneller, ‘ İnovasyon için işbirliği, çeşitlilik ve empati şart’ prensipleri karşılıyor…  Bu etkinlikler sonucunda, çok sayıda ar-ge projesi, inovasyon projesi, kaizen projesi başlayabiliyor. Böyle bir etkinlik ile başlayan inovasyon projeniz veya programınızın süreci eminim ki diğer başlatıcıların tetiklediği sürecinize göre farklıdır.
  • Bir kişi (Patron, CEO, dış tüketici, kullanıcı, öğrenci v.b) veya birim (Ar-Ge Merkezi, 6Sigma Bölümü, İnovasyon Müdürlüğü v.b) inovasyon süreçlerimizi başlatabilir. Başlatan kişinin veya birimin kimliğine göre, sonraki süreç adımlarının nasıl değişebileceğini hayal ettiğinizi düşünüyorum. Patron veya CEO’ nun talimatı ile ekip kurulup çalışmalar başlatılır iken, müşteri şikayetinin inovasyon sürecine dönüşmesi ile, açık inovasyon yarışmamızda birinci olan öğrenicinin başlatacağı süreçler tamamen birbirinden farklıdır.
  • Ortaklıklar, ittifaklar, birleşmeler, satın almalar, şirket elden çıkarmalar, kısmi yatırımlar ciddi inovasyon süreç başlatıcısıdır. Ticari kimlikteki önemli değişikliklere sebep olan birleşme ve ayrılmalar; kuruluşun inovasyon ve teknolojik yetkinliğinde önemli değişikliklere sebebiyet verir. Daha önce yapamadığımız şeyleri yapabilir oluruz veya yapabildiklerimizi artık yapamayız. Her iki durumda da inovasyon süreçlerimiz önemli şekilde tetiklenir ve süreçlerde farklı akışlar yaşanır.
  • Ortak girişimler, ekosistemler ve diğer kümeler ciddi birer #inovasyonBaşlatıcısı dır. İçerisinde yer aldığımız her bir küme veya ağ bize yeni olanaklar sunar. Bu olanaklar, yeni işbirliklerinin ve inovasyon programlarımızın başlatıcısı olarak rol oynar. Böylece, bu küme ile başlayan inovasyon sürecimizde; ar-ge bölümümüz yerine ilişki yönetimi bölümümüz veya pazarlama bölümümüz rol oynayarak süreci sürdürür.
  • Bir önceki inovasyon projesinin sonuçları yeni bir sürecin başlatıcı olabilir. Hepimizin bildiği gibi, yenilikçi bir ürün veya hizmetimiz bize yepyeni bir sektörün kapısını açabilir. Böylece başarı ile hayata geçirdiğimiz yenilikçi ürünümüz sayesinde bir ürün gamına ulaşacağımız bir dizi inovasyon projesi başlayabilecektir.
  • Tamamen veya kısmen dış kaynaklı hibe çağrıları iyi birer inovasyon başlatıcılarıdır. Ulusal (TUBİTAK, Bakanlık, KOSGEB v.b) ve Uluslararası (HORİZON2020, İkili işbirlikleri, Büyükelçilikler v.b) çağrılar genellikle, ulusal veya küresel bir sorunun çözümüne yöneliktir. Ayrıca bu çağrılar uzun dönemli vizyona yönelik yetkinlikler kazanmamızı sağlar. Tabiki; bu çağrılara proje hazırlamak için bir dizi ilişkisel, teknik ve dokümanter çalışma yapmamız gereklidir. Fikir yönetim sisteminden gelen fikirlerin değerlendirme sürecinden geçmek yerine, başka bir değerlendirme sürecinden geçer.

 

#İnovasyonBaşlatıcıları çok değerlidir. Bu başlatıcıları derin düşünme ile tanımlamalı ve gerekli adım ve esnekliğini sağlamalısınız.

Bir sonraki hafta #İnovasyonSüreç adımlarımızı anlatmaya devam edeceğim. Beni izlemeye devam edin….

Müjgan ÇETİN /İstanbul, Mart 2020

Not: Lütfen fikri haklara saygı duyarak, alıntı yaparken referans veriniz.

Fikir Yönetim Yazılımları kullanmak İnovasyonu Yönetmek anlamına gelir mi?

HAYIRRRR… Sadece inovasyon süreçlerinizi tetikleyen başlatıcılardan biri olan; kuruluş içinden veya dışından gelen fikirleri digital olarak toplamış olursunuz. Bu kadar….

Bu cümlede açıklamak istediğim 2 önemli konu var. Birincisi; #İNOVASYON Süreçleriniz; sadece fikirleri toplamak ve değerlendirmeden oluşmaz.  İNOVASYON SÜREÇLERİ, 5 temel adımdan oluşan etkileşimli faaliyetler bütünüdür. Bu konu, bir sonraki yazımın konusu olacak, beni izlemeye devam edin lütfen.

İkincisi ise; ‘inovasyon süreçlerinizi tetikleyen başlatıcılardan sadece biri #İnovatifFikirler dir. Ancak hepsi değildir.’ Bu cümlede çok önemli bir kavramdan bahsediyorum. İNOVASYON BAŞLATICILARI… Peki inovasyon süreçlerinizi başlatan bu başlatıcı ne demektir?  #İnovasyonBaşlatıcıları , bir dizi faaliyet, resmi ya da gayri resmi bir etkinlik, bir inovasyon projesi ya da programı veya herhangi başka bir yaklaşım olabilir. Bu girişimler;

  • Bir kişi ya da birim (Ar-Ge Merkezi, 6Sigma Bölümü, İnovasyon Müdürlüğü v.b),
  • Kalıcı veya geçici bir şekilde kitlesel kaynak kullanımı (crowdfunding-kitlesel fonlama),
  • Ortaklıklar, ittifaklar, birleşmeler, satın almalar, ortak girişimler, kamu destek programları, kısmi yatırımlar, şirket elden çıkarmalar, ekosistemler ve diğer kuruluş kümeleri,
  • Tamamen veya kısmen dış kaynaklı hibe çağrıları,
  • Fikir yönetim sistemi,
  • Açık inovasyon altyapısı üzerinden gelen dış tüketici, kullanıcı, öğrenci vb.

tarafından başlatılabilir.

İnovasyon başlatıcıları çok değerlidir. Özellikle dış kaynaklı başlatıcılar (iş ortakları, alt yükleniciler, müşteriler, tedarikçiler, üniversiteler v.b) içeriden görülemeyen ve büyük değerler katabilecek inovasyon fikirleri sunabileceğinden, bunlara yönelik süreçlerin sürekli kontrol edilmesi ve geliştirilmesi sağlanmalıdır.

Bu dış kaynaklı inovasyon başlatıcılarınız ile çalıştaylar, ziyaretler, projeler v.b gibi faaliyetler yaparsınız ki, bu faaliyetler bazen inovasyon, bazen inovasyonu hedeflemeyen süreçlerin sonucu da ortaya çıkabilir. Zaman zaman da tesadüfen (serendipity) veya aniden akla (ad-hoc) gelen plansız bir faaliyetin veya olayın sonucu da oluşabilir.

Sadece, Fikir Yönetim yazılımları kullanarak aşağıdaki faydaları elde edersiniz. İnovasyon Yönetimini gerçekleştirmiş olmazsınız.  Hatta İNOVASYON SÜREÇLERİNİZİ bile yönetemezsiniz.

  • Bu yazılımlar, yenilikçi fikirlerin toplanmasında digital çözümdür.
  • KAİZEN, 6Sigma, EFQM vb için gerekli İyileştirme önerilerinizi de toplamanıza olanak sağlar.
  • Gelen fikirleri çok  katmanlı değerlendirmenizi hızlandırır.
  • Anlık istatistik elde edersiniz. Kaç fikir geldi, kaç tanesi bir sonraki aşamaya geçti v.b?

Bir sonraki hafta #İNOVASYONSÜREÇLERİ NİZİ anlatacağım. Beni izlemeye devam edin….

Müjgan ÇETİN

İstanbul, Mart 2020

Not: Lütfen  referans vererek alıntı yapınız.

Türkiye İnovasyon Yönetimini Önemsiyor mu?

Bu soruya EVEEET diye cevap vermek istiyorum. Sebebi tabiki; 2014 yılından bu yana Türkiye Delegesi olarak katıldığım ‘ISO/TC 279 innovation management system’ çalışma grupları altında, çalışmalarımız sonucu yazdığımız ve 2019 itibari ile yayınladığımız, ISO-5600*:2019 İnovasyon Yönetimi standartları serilerini artık TSE’den satın alabilirsiniz.

ISO 56002, ISO 56003 ve ISO 56004 standartları 16.12.2019 tarihinde Türk standardı olarak adapte edilerek yayımlanmıştır. TSE Standart Arama ile arayarak bu standartların satışa sunulmuş olduğunu görebilirsiniz. Bence bu büyük bir adım.

Öncelikle bu standartların yayınlanması;  Kalite teriminde yaşadığımız kafa karışıklığını ortadan kaldıracak. Halen bana İNOVASYON STANDARTLAŞTIRIL MI? diye  soranlar var. Ben de her seferinde; 1900 lerin sonları 2000 lerin başlarında nasıl Kalite’yi pahalılık, özellik vb şekilde tanımlar iken, standartların yayınlaması ile ‘MÜŞTERİ İstek ve bekletilerinin karşılanması’ olduğunu öğrendiğimizi hatırlatıp, SÜRDÜRÜLEBİLİR İNOVASYON BAŞARISI için yönetim sistemini standartlaştırdığımızı anlatıyorum.

İnovasyon; sadece tek seferlik, rastlantısal veya ar-ge/ür-ge ile ortaya çıkan patenti alınmış buluş (invent)la elde edilmiş bir ürün değildir. Sadece teknolojik uygulama da değildir.. Kaizen, PDCA-PUKÖ vb sürekli iyileştirme, geliştirme çalışması da değildir.

‘İnovasyon; değerin gerçekleştiği veya yeniden dağıtıldığı  ekonomik ve/veya sosyal değer üreten yeni veya değiştirilmiş  sonuçtur.  Bu yenilik, ürün, hizmet, süreç, model, yöntem vb olabilir. ‘ 

Fikir üretmesinden başlayan ve pazara sürülerek tutunmasına kadar ki geçen süreç içerisinde, ar-ge, üretim, pazarlama, satış v.b  fonksiyonları kapsayan bütünsel bir süreçtir. Dikkatinizi çekerim. SADECE DAHİ FİKİR ÜRETİM SİSTEMİ değildir. Bazıları da bu sanıyor. Eğer böyle olsa idi, ÖNERİ SİSTEMİ ni yönetenler, bugün TOPLAM KALİTEYİ Yönetiyorum derdi.

Bir soru daha sormak istiyorum.  ‘Bir şeyi en iyi yapmanın yolu nedir? Amacımız; hızlı, kolay, sonuca güvenilir, az maliyeti, verimli olmak ise, tek kelime ile sürdürülebilir olmak ise; yönetim sistemi kurarak inovasyon yönetimimizi en iyilemektir. Elde etmek istediğimiz sonucu; farklı, etkileyici, özel, güzel, değerli yapmak istediğimizde, rakiplerimizden ayrılarak daha çok değeri kalıcı bir şekilde üretmek istediğimizde, en iyi yol tabi ki inovasyonu yönetmekten geçer.

İnovasyon yönetim sistemini standartlaştırma; bizi özgür kılar. Daha çok enerji harcamaktan, daha çok zaman harcamaktan, daha çok problem çözmekten özgür kılar. Birbirimiz ile kavga etmeye daha az zaman harcadığımız için, özgürce istediğimiz inovasyon başarısını gerçekleştirebiliriz. Ayrıca, ego problemlerinin yarattığı dertlerden de özgürleşmişizdir. Bizi güvenli, emin kılar. Artık korkmayız sürprizlerden…İnovasyonun riskli yollarında güvenle ilerleriz. Bir sonraki adımda ne yapacağımız tanımlanmış, sistemde bilinmeyen kalmamıştır. Bu sebeple, emin adımlarla ilerleriz.  Bizi bilge yapar. Bir şeyi yapmanın bütün yollarını deneyerek, bu yolu bulduğumuz için, bilgeliğin yüceliğine erişmişizdir. Korkmadığımız, özgürleştiğimiz ve emin olduğumuz için, sakin oluruz. Bilinmesi gereken her şeyi bilmenin hafifliği içerisinde yükseliriz ve daha üst seviyeden görmeye başlarız inovasyon süreçlerimizi… Ne kadar yüksekten bakıyor isek, ne kadar çok şey görüyor isek, o kadar bilgeleşiriz.  Bizi bütünsel kılar. Mevcut yönetim sistemlerimiz (kalite, çevre, iş sağlığı, bilgi güvenliği, enerji v.b) ile entegre bir yapı içerisinde biz kuruluşumuzu yönetmeye adarız kendimizi.

İnovasyon yönetimi bir maratondur. Uzun solukluluk ve dayanıklılık gerektirir. İşe yarar sonuçları sürdürülebilir şekilde üretmemiz ve sürekli geliştirerek kuruluşumuza ve hayata değer katmamız için inovasyon yönetim sistemi standartlarını kullanarak, oyalanmadan hız kazanırız….

Son sorum ise, TÜRKİYE İNOVASYON YÖNETİMİNİ ÖNEMSİYOR mu? Cevap TABİKİ…

Müjgan ÇETİN

Mart 2020, İstanbul

BUSİAD 2019 Yenileşim Ödül Sürecinde ULUDAĞ İçeçecek’in YENİLEŞİM Mansiyon Ödülünün Hikayesi

BUSİAD 2009 yılında başladığı çalışmalar ile 2013 yılında ilk defa BUSİAD Yenileşim ödülünü verdi. Dünyada henüz o tarihlerde yenileşim ödülü verilmiyordu. AB’nin küresel İNOVASYON Ödülünü  KOZA Yönetim A.Ş. alarak  2014 de Türkiye’ye örnek olduk. TIM ise INOVALIG ile 2014 de ilk ödülünü verdi.

BUSİAD’ın 2013 den sonra her 2 yılda bir geleneksel olarak sürdürdüğü YENİLEŞİM Ödülü yarışmasına  Bursa’da yer alan firmalar katılabiliyor.  #YENİLEŞİMYÖNETİMİ  yarışmasında aşağıdaki alanlarda kuruluşlar değerlendirerek ödüllendiriliyor.

  • Liderlik,
  • Yenileşim Strateji yönetimi,
  • Bilgi-İşbirliği ve Kaynakların Yönetimi,
  • Çalışanların Yönetimi,
  • Yenileşim Süreçlerinin Yönetimi
  •  İş sonuçları

 

BUSİAD 2013 yılından bu yana  verdiği bu geleneksel ödülü ile Böylece  #YENİLEŞİM Yönetimi alanında farkındalık, tanınırlık ve kuruluşların gelişimi için bir değerlendirme raporu sunarak  önemli faydalar sağladı. 2017 yılından bu yana Baş Değerlendirici ve Eğitmeni olarak yer aldığım bu süreçte; 2019 yılı çalışmalarımız aşağıdaki zorlu süreçte başarıyla tamamlandı;

  • BUSİAD’ın Yenilik-Yaratıcılık Uzmanlık Grubu (YYUG) üyelerinin öncelikle potansiyel kuruluşları tek tek ziyaretleri ile sürecin tanıtılması ile başladı.
  • Kuruluşlar 14 Temmuz 2019 da ön başvuru dosyalarını YYUG ye  sundular.
  • Başvuran kuruluşlara ayrı ayrı 2-6 Eylül 2019 haftasında  #İNOVASYON Yönetimi Uluslararası gelişmeleri ve YENİLEŞİM Ödül sürecini  bir eğitim ile anlattım.
  • Kuruluşlar 11 Kasım 2019 a kadar başvuru dosyalarını hazırladılar ve aşağıda fotograflarını gördüğünüz arkadaşlarım ile ayrı ayrı masa başı değerlendirme yaptık, sonrasında uzlaştık ve sorularımızı kuruluşlara göndererek saha ziyareti yapılacak kuruluşları belirledik .

    IMG_0813-300x200
  • 18-22 Kasım 2019 haftasında tek tek kuruluşları ziyaret ederek YENİLEŞİM YÖNETİMİ uygulamalarına yönelik kanıtları yerinde inceledik. Aşağıda ULUDAĞ İçecek ile gerçekleştirdiğimiz saha ziyaretini görüyorsunuz.

 

  • Sonrasında değerlendirme ekibi değerlendirmemizi ve uzlaşımızı tamamlayarak, raporumuzu hazırladık. Bu raporda YENİLEŞİM Yönetimi alanında gelişmeye açık alanları detaylı ve kuruluşa katkı sağlayacak şekilde raporladık.
  • 5 Aralık 2019 da ise harika bir SEMPOZYUM ile ödüller sahiplerini buldu.

ULUDAĞ İÇECEK’in yenileşim ödülünü kazanmalarına olanak sağlayan BİLİM Kadınlarını aşağıda görüyorsunuz. ULUDAĞ İçecek’i 4 nesildir ülkemiz ekonomisinde yer alan bir kuruluşumuz olarak,   aldığı ÖDÜL için kutluyor ve YENİLEŞİM YÖNETİMİ alanında SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARI diliyorum.